Anarşizm Nedir Anarşist Felsefe

Anarşizm Nedir

“Devletsiz toplum”u savunan politik felsefedir. Genellikle “devlet ve benzeri güçler” yerine özerk ve gönüllülük esasına dayalı kurumlar tasarlar. Toplum “hiyerarşik olmayan kurumlar” ile yaşamalıdır. Anarşizm devleti gereksiz, sevimsiz ve zararlı bulur. Devlete, ve benzer tüm “otoriter” ve “hiyerarşik yapılanmaya” karşıdır.  Şüphecilik ve değişim en büyük özellikleridir. Dogmatik düşüncelerin tümüne karşı çıkar. Sözcük köken olarak Eski Yunanca ἀναρχία, anarkia ( an- “+sIz/değil” + ἀρχός arkhos- “hükümdar“)  Hükümdarsızlık- Lidersizlik anlamına gelir. Bak: dmy.info/devlet-nedir/

pasifist Anarşizm Nedir Anarşist Felsefe

Anarko Pasifizm şiddeti reddeder. Tolstoy, Thoreau, Gandi bu anlayışı benimsemiştir.

Dogmatik bir inanç değildir. Kendini sorgulayan bir dünya görüşüdür. Kendi içinde dahi tam aksi düşünceler barındırır. Hiçbir anarşi düşüncesi geçerli veya ideal değildir. Bakış açısında göre farklı anarşi görüşleri vardır. Genellikle “radikal sol”  bir eğilim olduğu söylenir. Sosyal ve bireyci anarşizm olarak iki zıt kutba ayrılır. Komünizm, Kollektivizm, sendikacılık, ortakçılık(mutualism)  fikirlerinin “otorite” içermeyen bir benzeridir. Anarşistler şiddet ve kargaşa için savaşan kişiler olarak görülse de birçok anarşist “tüm şiddet biçimlerine” karşı çıkar. Bazen yalnızca kendini savunmayı haklı görürken, bazen de tam bir pasifizm(barışseverlik) vardır. Tüm şiddeti reddedenler olduğu kadar şiddeti tek yol olarak görenler de mevcuttur.

Anarşizmin Tarihi

Yunanlılar burada da karşımıza çıkıyor. Anarşizm terimi kullanmasalar da, Stoacı Zeno ve Sinoplu Diyojen ilk anarşistler sayılabilir. Sade hayat sürmek gerektiğini ve herkesin özgürlüğü için bireye müdahalenin asgari olması gerektiğini söylemişlerdir.. Fransız Devrimi öncesinde Jean-Jacques Rousseau’nun özgürlük yazıları akımın oluşmasına yol açanlardandı.  19. yüzyılda laik yönetimlerle birlikte dinin sorgulanması, tüm otoritelerin eleştirisine yol açtı. Avrupa’da tüm otoriteleri sorgulayan ve reddeden fikirler oluştu. Her şeyin yeniden değerlendirildiği bu ortamda anarşist temelleri atan İngiliz William Godwin(1756 – 1836)’di. İlk zamanlar özgürlük anlayışları nedeniyle “liberteryen” olarak anıldılar. Ancak daha sonra liberalizm ve anarşizm zıt akımlar olarak gelişti. Anarşizm ismini veren ve kamuda bunu duyuran kişi Pierre-Joseph Proudhon(1809-1865)’dur. Anarşizmin kuruluşunu en çok etkileyen filozoftur. Max Stirner(1806-1856), görüşleri kadar yaşamıyla da anarşist tarihin ilginç ve önemli bir ismidir. Mihail Bakunin(1814-1876) düşünce insanından ziyade bir eylem insanı olarak görülmelidir. Başladığı hiçbir kitabı tamamlamamış ve  dünyanın dört bir köşesinde eylemler yaparak yaşamıştır.  Peter Kropotkin(1842-1921) entelektüel birikimi ile yaşadığı dönemde ün yapmış, “Karşılıklı Yardımlaşma” görüşü ile anarşist felsefeye yeni boyutlar eklemiştir. Emma Goldman(1869-1940) eylemci anarşistlerdendir.  Dünya savaşları ve Sovyetler Birliği ile birlikte anarşizm dinginlik evresine girmiştir. Soğuk savaş sonrasında tekrar kök düşüncelere dönülmüş, yeni bakış açıları geliştirilmiştir.

Anarşist Felsefe

İnsan doğasının iyiliğine güvenmek, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmaya dayalı toplumların hiyerarşiyi ortadan kaldıracağına inanmak anarşizmin temel varsayımlarındandır.  Yönetim ve buyruklara insanın buna ihtiyacı olmadığı için karşı olduğunu söyler. İnsanların yönetilmesine karşıdır. İnsanların kendini yönetebilmesinin mümkün olduğunu, devlet adlı “ebeveyn”in gerekli olmadığını söyler. Başlarda kilisenin otoritesinden azat olan insanların “hiçbir otoriteyi” kabul etmeyen görüşleri mevcutken görüş farklılıklarıyla ılımlı anlayışlar da ortaya çıkmıştır. 

Dünyanın uzak köşelerinde anarşi görülebilir. Afrika ve Asya’da bazı insanlar üst otoriteden bağımsız olarak yaşamaktadırlar. “Modern” toplum anlayışının ulaşamadığı her yer devlet baskısından mahfuzdur. Mevcut kapitalist devlet yönetimlerinde insan devletçe denetlenir. İnsana güven yoktur. İnsan doğası “kötü” addedilir. Örneğin iktisadın temel motiflerinden biri “insan ihtiyaçları sınırsızdır” önermesidir. Halbuki ihtiyaçlar değil, istekler sınırsızdır. İhtiyaç asgari düzeydedir. Anarşizm insanın doğal ihtiyacının asgari düzeyde olduğunu ve ancak kendi doğal halinde kalırsa doyuma ulaşıp sürdürülebilir bir yaşam süreceğini öngörür.

İnsan doğasının iyi olduğu, doğa durumu içinde iyiye yöneleceği noktasındaki görüşleri göz önünde bulundurarak denilebilir ki, yüzyılı aşkın bir sürede çok farklı kollara ayrılmış olan anarşist düşüncede genel anlamıyla ortak dört iddia mevcuttur. 1. İnsanların devletlerin emirlerine uyma gibi bir ödevleri yoktur. Devlet sahip olduğu otoriteyle edindiği gücü insanları sömürmek ve sürekli bir şekilde baskı altında tutmak için kullanmaktadır. 2. İnsanların eşit bir şekilde özgürce bir toplulukta yaşamaları için bu otoritenin ortadan kaldırılması gerekir. Özgürlük ve eşitlik kavramlarının anarşizmde kullanılma şekli anarşist felsefeyi liberal ve sosyalist geleneklerden ayırır. Çünkü anarşizm için özgürlük ve eşitlik aynı şeyi ifade ederken liberalizm eşitliğin olamadığı bir özgürlük, sosyalizm ise özgürlüğün olmadığı bir eşitlik öngörmektedir. 3. Devletsiz bir toplumun mümkün olabileceği yönündedir. Yukarıda da belirtildiği gibi tarih boyunca bunun örnekleri görülmüştür ve tarihte bir kere olan bir şeyin bir kez daha olmaması için hiçbir neden yoktur. 4. Devletten anarşiye geçiş gerçekçi bir süreç oluşturur.

Anarşizm Nedir Anarşist FelsefeBireyci anarşizme göre toplum bir organizmadan ziyade topluma karşı sorumlulukları olmayan ama diğer bireylere karşı sorumlu, özerk bireylerden oluşmuş bir bütündür. Max Stirner “uç” bir bireycidir.Devlete olduğu kadar topluma da karşıdır. İleri sürdüğü fikirlerde bireysel çabalar dışındaki tüm oluşumlar zamanla birer baskı aracı haline geleceği için reddeder. Karşılıkçı anarşizme göre toplumdaki bireylerin bir devlet içinde yaşamasındansa, eşitlik ve karşılıkçılık temeli içerisinde birbirleriyle gönüllü anlaşmalar düzenledikleri toplumlarda yaşamaları gerekir. Kolektivist anarşizm  devletin yıkılması ve bireysel özgürlüğün sağlanmasının ancak yıkıma dayalı bir devrim ile mümkün olacağını belirtmesiyle diğerlerinden ayrılır. Kolektivist Anarşizm’de üretim araçlarının ortaklığı söz konusudur. Bu anarşizm türünün en önemli temsilcisi ise yıkımın aynı zamanda yaratıcı bir eylem olduğunu belirten Bakunin’dir. Komünist anarşizm üretim araçlarının ortak kullanılmasının yeterli olmayıp aynı zamanda ürünlerin de ortak tutulması gerektiğini belirtir. Bu anlayışın temsilcisi Kropotkin üretim araçlarının mülkiyetinde ortaklığın ötesinde paylaşım modelini geliştirmiş, evrim teorisinde yer alan rekabet anlayışından ziyade doğanın ve insanların evriminde işbirliğinin çok daha büyük bir rol oynadığını belirtmiştir.

Bak: dmy.info/devlet-nedir/ Bak: dmy.info/siyaset-nedir/ Bak: dmy.info/biz-olmak/ Bak:dmy.info/sosyal-devlet-sosyal-demokrasi-nedir/ Bak: Anarşizm hakkında dergi yayını(pdf)

Yorum Yapın