Beyaz Zambaklar Ülkesinde

beyaz zambaklar ülkesindeBeyaz Zambaklar Ülkesinde, Finlandiya’nın esaret içinde bir bataklıklar ülkesi olmaktan, özgür bir beyaz zambaklar ülkesine nasıl dönüştüğünü anlatan kitaptır. Ülkemizde Atatürk’ün okullarda okutulmasını istemesiyle bilinir. Öğretmenlere ücretsiz dağıtılmıştır. Kitabın kahramanı, Finlandiya eğitim sistemini ve toplum yapısını düzeltmek için uğraşan Snelman adlı aydındır. Snelman ile birlikte toplumun tüm kesimleri bir bütün halinde çalışır ve fakir Finlandiya ülkesini eğitimle kalkındırırlar. Bu sayede askeri olarak güçsüz olsa bile kültürel olarak örnek bir ülke ortaya çıkar.  Finlandiya günümüzde “en gelişmiş eğitim sistemi”ne sahip olmasıyla bilinir. Günümüzde Finlandiya eğitimi için bakınız: Finlandiya_Raporu.pdf Türkiye gibi eğitimde geri kalmış ülkelere çok önemli bir örnektir. Hacmi büyük değildir. 50 kitap sayfası boyutundaki bu eseri mutlaka okumanızı öneririm. Ayrıca bakınız:  dmy.info/egitim-nedir

Kitap Hakkında

Bu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir. (Kitap tanıtım yazısı)

Yazar Hakkında

Grigory Petrov (1866, Rusya – 1925, Paris) Rus yazar. Rusya’nın en tanınmış papazlarından, en çok okunan halk yazarlarından birisiydi. Görüşleri nedeniyle kiliseden kovulduktan sonra kendisini tamamen yazarlığa verdi; gazeteci ve hatip olarak kitleleri etkilemeyi sürdürdü. Bolşevik Devrimi gerçekleştiğinde ülkeden kaçmak zorunda kaldı.

Bölümlerin Özetleri

1- Tarihten İbret almak

1850’lerde Moskova Devlet Tiyatrosu’nun ahşap temelleri çürümüştür. Binanın yıkılıp yeniden yapılması gündemdedir. Ancak mühendisler temeli kazıp ahşap yerine granit yerleştirirler. Böylece tarihi bina ayakta kalır. Yazar böyle tarihi örnekler vererek, yok etmek yerine, mevcut olanı güzel çalışmalarla iyileştirebileceğimizi anlatır.

2- Kahramanlar ve Millet

Kahramanlar mı milleti yönlendirir yoksa kalabalıklar mı? Yazar Carlyle ve Tolstoy’un fikirlerinden hareketle milletlerin kaderini neyin belirlediğini sorgular. Carlyle milletleri Napoleon, Sezar gibi kahramanlar elinde şekillenen bir malzemeye benzetir. Carlyle’a göre millet kahraman olmadan bir saman yığını gibidir. Tolstoy ise tarihi bireylerin yönlendirdiğini, kalabalıkların içindeki küçük adamların kahramanı ve tarihi oluşturduğunu söyler. Yazar Petrov’a göre ikisi de haklıdır.

3- Suomi’nin Tarihi

3.5 milyonluk nüfusu olan, düzgün iklimi, ekonomisi bulunmayan Finlandiya’dan bahsedilir. Finler kendilerine Suomi demektedir. Bataklık arazi anlamına gelir. Ülke gerçekten de yoksuldur. İsveç ve Rusya bu ülkeyi sırayla işgal etmiştir. Finliler nihayetinde Rusları tercih etmiştir. Rus egemenliği altında, ülkelerinde yaşayan, eski efendileri İsveçlilerle birlikte kültürlerini yaşatmaya çalışmışlardır.

4- Yükseliş Önderi Bir Aydın: Snelman

bilgi güçtürJohan Wilhelm Snelman (2 Mayıs 1806- 4 Temmuz 1881)  Snelman dönemin büyük bir bilim adamı, derin bir filozofu ve ünlü bir siyasetçisidir. Fin kültürünü yaratan halk öğretmeni olarak bilinir. Askeri gücü olmasa da kültürü ile var oluşunu sürdürecek bir Finlandiya düşünür.

Ne zaman bizim küçük milletimiz, büyük komşularından daha yüksek bir uygarlığa sahip olursa, ancak o zaman tehlike savuşturulmuş olur!..”

Aydın olmak demek, modaya uygun elbise, şapka giymek ve kolalı gömlek giyinmek demek değildir. Aydın kesim,halkın beyni konumundadır. Halkımız sizi iyi bir eğitim aldıktan sonra yüksek bir gelir elde edesiniz, geceleri eğlenesi-niz diye sizi o konuma getirmemiştir. Böyle olanlar gerçek aydın olamazlar. Onlar yozlaşmışlardır.Eğitim almış olanların tümü millî düşünceyi geliştirmeye, millî ruhu uyandırmaya, millî iradeyi güçlendirmeye mecburdurlar.Köylülere, işçilere, halkın alt kesimlerine nasıl daha iyi bir konuma yükselebileceklerini öğretiniz

Bütün Suomi’yi büyük bir aile kabul ediniz. Bütün ülkeye de o gözle bakınız. Unutmayınız ki, en yoksul kömürcü,kantarcı, hizmetçi ve dul kadın, bütün bir Fin milleti, sizin kardeşleriniz, hemşerileriniz ve yurttaşlarınızdır.Bunları eğitmek ve uygarlıkta daha kadim olan milletlerin arasına sokmak sizin görevinizdir.Unutmayınız ki, halkın cehaleti, kabalığı, alkol düşkünlüğü, hastalıklı oluşu, sefaleti, kötü ahlâklı oluşu, bütün bunlarınhepsi sizin kendi utancınız ve suçunuzdur!

Halkımızı unutmayınız!.. Sizler hepiniz, bu halkın arasından yetiştiniz. Oysa şimdi ne yapıyorsunuz!? Bilgisiz kardeşlerimizden kaçıyor musunuz? Yoksa halkımızın daha iyi bir konuma yükselmesi için çözümler mi düşünüyorsunuz? Halkımızı uyandırmak ve kültürel düzeyini yükseltmek için neler yapıyorsunuz?

5- Eğitimci Memurlar

İsveç hükümranlığında en kötü memurların Finlandiya’ya gönderildiğini anlatarak, bunun ilişkileri yozlaştırdığını söyler. “Bu memurlar kendilerine müracaat edenleri bekletir,  halka bağırıp çağırırdı. Halk saatlerce bekledikten sonra işini yaptıramadan dağılırdı” der. Kanunsuzluğun en büyük öğreticisi kimlerdir, bilir misiniz? diye sorar ve yanıtlar: Memurların ta kendisidir. Yasayı uygulamakla yükümlü olanlardır. Halka, yasalara itaat etmenin yollarını veçarelerini memur öğretir. Ona göre memurlar halkı eğitmeli, kendilerini yetiştiren topluma ahlaklı davranmalıdır.

6- Halk Okulu: Kışla

Yeni dönemin kışlası, başka bir kışla olacaktır!” diyerek ant içmişlerdir. Biz kışlayı bir halk okuluna dönüştüreceğiz. Hatta bir üniversite haline getireceğiz. Öyle ki, her bir asker, kışlada yaşadığı günleri yaşamı boyunca sevgi ve övgüyle ansın; kışladan öğrendiklerini hayatında başarıyla uygulayarak gurur duysun. Askerliğin de bir eğitim yeri olduğunu ve kışlaların örnek teşkil etmesi gerektiğini anlatmaktadır.

7- Futbol

Napolyon’un Avrupayı işgal etmesini anlatarak, onlara karşı örgütlenen ve sonunda mağlup eden İngiltere’yi örnek verir. Tüm dünya İngilizlere hayran olmuştur. Her şeylerini örnek aldıkları gibi futbolu da örnek almışlardır. İngiliz futbolu tüm dünyaya yayılır. Finlandiya’da da futbol popüler olur. Ancak yazar Petrov eserinde güçlü bacakların değil, kafaların ihtiyacına vurgu yapar. Herkül gibi, vücudu büyük ancak kafası küçük birer heykel değil; Sokrates gibi beyni kafasının içine sığmayacak bilginler olmalarını öğütler.

8- Anne – Baba Ve Çocuklar

Çocukların eğitiminde ailenin önemine dikkat çeker. Anneler ve babalar çocuklarına öğütledikleri şeyleri önce kendileri yapmalıdır. Örnek olmalıdır. Halbuki böyle olmuyor, başkalarının sırtından geçinmeye çalışan aileler çocuklarına kötü örnek oluyordur. Ailesi tarafından eğitim verilmemiş çocukları sürülmemiş tarlalara benzetir. Her çocukta potansiyel vardır yalnız eğitim onu ortaya çıkarabilir.

9- Halk Üniversitesi

Üniversite profesörlerinin çiftçi, avukat, zanaatkar gibi toplumun çeşitli kesimlerinden insanlarına konferanslar vermesi anlatılır. Üniversitenin halka inmesi sayesinde toplumun çocuklarındaki potansiyel ortaya çıkacaktır. Üniversiteye gelen bilgiye aç vatandaşlar, profesörlerin güdüleyici konuşmalarını dinleyerek toplum eğitiminin içinde yer alabilecektir.

10- Jarvinen’nin Söylevi

Reçel kralı Jarvinen olarak anılan bir kişinin konuşması işlenir. Bu kişi işsiz bir garibanken işini iyi yapıp azimle çalıştığı için reçel fabrikaları kurmuş, reçel kralı olarak adlandırılmıştır. Bütün Finlandiya bu kişiyi tanımaktadır. Jarvinen de yoksul olduğu zamanları anlatarak Finlandiya’da birçok Jarvinen olduğunu, yalnızca onlara bilgiyi sunmak, imkan tanımak gerektiğini söyler.

11- Haydut Karokep

Jarvinen öğretmenlere hitap eder. Azılı bir suçlu olan çocukluk arkadaşı Karokep’i hatırlatır. Karokep tanrının nerede olduğunu merak ederek başta kiliseler olmak üzere insanların mülklerine saldırmaktadır. Rahipleri öldürerek tanrıya nerede olduğun sormaktadır. Bir gün yakalanır ve deli olduğu gerekçesiyle hastaneye gönderilir. Ancak buradan kaçar ve İtalya’ya göçer. Jarvinen onu İtalya’da bulduğunu söyler. Herkesin öldür sandığı haydut isim değiştirmiş ve çok başarılı işlere imza atmıştır. Çalışmaktadır. Neden suç işlemediği sorulduğunda ise, bir anısını anlatır. Yakalanmadan önce bir rahibi öldürmek istemiştir. Ancak rahip yaralı kurtulmuştur. Karokep onun yanına giderek sorular sormak ister. Rahip onun hasta olduğunu söyleyerek, ondan korkmadığını ifade eder. Tanrının neden müdahale etmediğini ise, senin düzelmeni bekliyor diye yanıtlar. Karokep teslim olmalı mıyım? dediğinde ise, rahip bir örnek verir. Bir gün İsa’ya bir kadın gelmiş ve çok günah işlediğini, bağışlanmak için yapması gerekeni sorar. İsa da, bir daha günah işleme der. Bu kadar basittir. Yazar bundan sonra bireylerin ulusun çocukları olduğunu ve Jarvinen ile Karokep’in benzer kişiler olduğunu anlatır. Çocuklukta arkadaş olan bu iki kişi kötü yaşantılar nedeniyle farklı yerlere sürüklenmiştir. Öğretmenlere hitabında, çocuklara yaşatılanların nasıl bir yetişkin olacaklarını belirlediğini söyler.

12- Jarvinen, Okunen Ve Gulbe Nasıl Kral Oldular

Daha sonra Robinson, Jarvinen, Okunen ve Gulbe’nin başarı öyküleri anlatılır.

Fırtına gemiyi parçalıyor. Dalgalar onu ıssız bir adaya sürüklüyor. Robenson gemiden kurtarabildiklerini adaya sürüklüyor. Adada önce kendine bir barınak yapıyor sonra buğday ekiyor, yaban keçilerini evcilleştiriyor. Yerleşik ve düzenli bir hayat kuruyor. Ey Fin kardeşler, milletimizi oluşturan 2 milyon Fin Robenson denen çocuktan daha güçsüz, daha iradesiz, daha akılsız mıdır? Hayata ve insanlara karşı görevinizin neden ibaret olduğunu düşününüz. …
Kunduracı olan arkadaş biraz para biriktirerek Paris’in en ünlü ayakkabı imalathanelerinde üç yıl çalıştı ve usta bir kunduracı olarak “okunen” firmasını açtı. Bu firma ve malları kısa zamanda Finlandiya ve tüm Avrupa’ya yayıldı ve ayakkabı kralı oldu.
Thomas Gulbe’de yumurtacıydı. Ülkede mükemmel bir satın alma ağı kurarak taze yumurtaları toplayıp üzerine “T.G.” harfleri yani “Thomes Gulbe” markasını bastırarak Avrupa Ülkelerine ihraç etmeye başladı ve bütün Avrupa’da bir üne kavuştu ve yumurta kralı olmuş.
Bende işe küçükken başladım. Küçük bir meyve suyu fabrikası açtım. Ürettiğim meyve suyu temizi koyu ve tatlıydı. İkinci yılın sonunda fabrika sayısı beşe çıktı. Sonra ürettiğim Jarvinen reçellerini yemeğe alıştılar. Bütün ülke adeta benim çiftliğim haline geldi. Sonra derken bütün Avrupa ülkelerine yayıldım.

13- Köylüler, İşçiler Ve İmalatçılar

Snelman daha okul yıllarında üretim ve insan ilişkilerinin efendi/köle bakışıyla değerlendirmesine karşı çıkmıştır. Kalabalık halk kitlelerinin kültürden yoksun bırakılması herkesin felaketi demektir. Tarih kitapları zengin kesimin mücadelelerini anlatır. Halbuki halkın çoğunluğu hem işleri yapmakta, hem de hiç bahsedilmemektedir. Onların kültürsüz oluşu da toplumun tüm kesimlerinin çöküşü ile sonuçlanır.
Ormandaki ağaçlar nasıl bahçedeki gibi canlı bir ağaçsa, halkın her ferdi de yüksek tabakaya mensup insanlar gibi bir insandır. Onlar da yaratılırken eşit ve akıllı yaratılmışlardır.Snelman, bütün köylülerin, işçilerin, imalatçıların ve bütün halk kesimlerinin her yönden aydınlanmasını, öğrenim ve öğretimini hayatının en önemli görevi saymıştır.

14- Satılmış Yazar

Snelman bir yazarın hayatını anlatır. Avusturya içerisindeki azınlıklardan birine mensup olan yazar, Almanlar ona iyi para verdiği için değerlerinden feragat etmiştir. Kalemini kiraya vermekle suçlanan bu yazar, Rönesans sanatçılarını örnek vererek, kim para verirse ona çalışırım demektedir. Kendi ırkı olan Slavları aşağılayarak, Almanların elinde terbiye edilmelerini söyleyen yazar, Snelman’ın vatanseverliği ve konuşmaları sayesinde kendini sorgulamayı ve ulus bilinci edinmeyi düşünmüştür. Sonunda geçmiş eylemleri nedeniyle utanç duyduğu ve intihar ettiği haberi gelir.

15- Kendini Halkın Sağlığına Adayan Doktor

Bir köy doktoru hatıratını yazıyor. Köylülere şöyle sesleniyor: Efendiler! Ne zamana kadar bu saklambaç oyununa devam edeceksiniz? Sürekli vatanseverlikten bahsedersiniz. Ama millet için, vatan için, insanlık için ne yapıyorsunuz? … “Devlet büyük bir ailedir. Onun mensupları sizin küçük kardeşlerinizdir. Alt tabakanın kusurları, kısmen de üst tabakanın ihmallerinden ve duyarsızlığından kaynaklanmaktadır. “
Kitap sayesinde köylerdeki kötü durumu herkes görür ve anlar. Yardımlaşma artar. olumsuzlukların çoğu ortadan kalkar. Ülkede üretime katılan eller çoğalır. Milletin sağlığı için mücadele eden büyük kahraman doktorun heykeli dikilmez. Çünkü onun yaşattığı bütün insanlar doktorun birer heykelidirler.

Ayrıca Bakınız

14 Yorum

  1. Darknes 29 Kasım 2015
  2. Kitapci 4 Nisan 2016
    • Doğuhan Murat Yücel 11 Nisan 2016
    • sulhan özdilek 4 Haziran 2016
    • Öğrenci 12 Mart 2017
    • Mirza Bey 60.yıl 9-A 20 Nisan 2017
  3. Dogu 30 Mayıs 2016
  4. Necati 23 Haziran 2016
  5. drGkp 2 Ocak 2017
  6. BB 4 Nisan 2017
  7. BEYKUL KÜPELİ 14 Haziran 2017
  8. Sevgi sapaltıcı 19 Haziran 2017
  9. Erkan ERDOĞAN 21 Haziran 2017
  10. Nurfettin BAĞÇECİ 25 Haziran 2017

Yorum Yapın