Ceza Nedir

Paylaştıkça artar:

ceza nedirCeza, ölçütlere uymayan davranışlara karşılık zorla uygulanan nahoş yaptırımdır. Kanunlar çerçevesinde bir toplum tarafından ya da aile içinde uygulanabilir. Ceza ile ilgili disipline penoloji, ya da ceza bilimi denir. Çağdaş zamanlarda ceza bilimi doğrulama veya tashih ilmi olarak da  anılmaktadır. Cezalandırma disiplini de daha çok önlemeye yönelik bir çaba içine girmiştir. En eski dönemlerden günümüze kadar insanlığın ceza anlayışı büyük oranda değişmiştir. Toplumsal örgütlenme arttıkça cezalar daha hafiflemiş, cezaya değil eğitime odaklanmak gerektiği anlaşılmıştır.

Yaptırım nedir diye sormuş ve eğitimle paralellik kurmuştuk. Yaptırım yükümlülüğe zorlamak idi. Ceza suçlu kişinin kendisine tatbik edilen yaptırım türüdür. En eski yaptırım olduğu anlaşılabilir. Canlılar aleminde birçok tür eğitim, oyun veya topluluk adına cezalandırma yoluna gidebilmektedir. Büyük bir toplum halinde yaşayan insan birbirinin özgürlüğünü sınırlamak durumunda kalmış ve yaptırımlarla bu sınırlılığı güvenceye almıştır. Ceza yaptırımların en eski şekli olarak insan kültürünün aktarılmasında önemli bir etken olmuştur. İnsanın eğitimi  ceza ve ödül anlayışı ile temellenmiştir. Toplumun sınırlanması ve yöneltilmesinde önemli olan ceza çocukları da güdüleyici bir araçtır.

İnsanların yetişkinliğe ulaşmak için diğer canlılardan daha fazla zamana gerek duyması gelişimle alakalıdır. Beynin ve kültürel ögelerin gelişimi için yavaş bir büyüme yaşamaktayız. Bazı kuramlara göre insanın rahat eğitilebilmesi için yavaş bir süreç tercih edilmiştir. Uzun bir eğitim ile uzun bir cezalandırma paraleldir. Eğitim ile ceza bakış açısına göre aynı anlama gelebilir. Bireyin davranış değişikliği eğitim ile, toplumun davranış değişikliği ceza ile sağlanır. Toplumu düzenleyen kurum olan devlet cezayı yurttaşların eğitimi için verir. Ceza can yakmak ya da üzmek için verilmez. Cezanın amacı istenmeyen davranışın değiştirilmesidir.Bak:dmy.info/egitim-nedir/

İdam olarak bilinen ölüm cezasını tartışalım. Halen ABD. ve İran gibi ülkelerde insanlar ölümle cezalandırılmaktadır. Ölüm cezasının ya da aşırı denebilecek yaptırımların sakıncası suçlunun ölümünden ziyada cezalandıranın sağlığıdır. İdam cezası demek toplumun katil olması demektir ki bu da toplumsal sözleşme içinde beklenmeyen bir durumdur. Neredeyse tamamen toplumsal dinamikler içinde yetişen bireyin onu eğiten ve bu yola sürükleyen toplum içinde işlediği bir suçun cezası ölüm olabilir mi? Immanuel Kant bir örnek vererek ufkumuzu açıyor.  Ona göre hayvanlara iyi davranmalıyız. Hayvanların değerli olmasından değil, bizim davranışımızın önemi nedeniyle dikkat etmeliyiz. Hayvanlara zalimce davranmak insanlara da zalimce davranmayı getirecektir. Hayvanlara yönelik davranışlarımız insanlara yönelik davranışlarımızla aynı duygular tarafından yönlendirilir. Kötü davranış bir canlı ile sınırlı kalmayacaktır. [1] İdamı meşru kılmak toplumun insan öldürmesiyle başlayan bir suç zincirinin başlangıcı olabilir. Ayrıca Kant’ın eylemlerimizin evrensel bir kural haline gelecek şekilde olması gerektiğini söylemesi de ilginçtir.[2] Cezalar genel bir ilke halini almadıkça iyi sayılamaz. Cezalandırma eşit, bağlayıcı, adil ve uygulanabilir olmalıdır.

ceza nedirCezanın toplumun huyunu değiştirmesi önemli, ancak caydırıcı olması da başka bir önem arz eder. Cezalar caydırıcı olmadığı için gündemdeki bir konu “kadın cinayetleri” gittikçe artıyor. Ölüm cezası yok, hafifletici sebepler de var. “Girer yatar çıkarım” anlayışıyla birçok cinayet ve suç işleniyor. İdama karşı olmak güzel, ancak kanunların caydırıcı olmaması sonucu absürd durumlar ortaya çıkabiliyor. Norveç’te 77 kişiyi öldüren bir suçlu daha fazlasını öldüremediği için üzgün olduğunu beyan etmektedir. Bu kişi yasaların izin verdiği en fazla süre, 21 yıl ile cezalandırılmıştır. Böyle bir insanın yaşaması ve devlet eliyle salı verilmesi daha çok insanın ölümüyle tekrardan sonuçlanacaktır.

Başka bir husus da demokrasidir. Toplumsal davranış değişikliği anlamında kullandığımız ceza halkın ölçütlerine uyabilir. Böyle olursa kısas, şeriat ve ölüm cezası gibi talepler geçerlilik kazanır. Halk idaresi anlamındaki demokrasi halkın dileklerini yerine getiriyorsa idam gelmelidir. Türkiye idam cezası konulsun istemektedir. Hırsızlık yapanın kolunun kesilmesi toplumda birçok kesimin isteğidir. Toplu katliam yapanların öldürülmesine de pek az kişi karşı çıkmaktadır. Halk  vahşi cezalar talep ederken devlet ilk başta saydığımız nedenlerle buna mahal vermemektedir. Sonuç olarak insancıl ve caydırıcı olmak arasında ikilem yaşadığımız söylenebilir

Kaynakça

  1. Immanuel Kant, Lectures on Ethics, New York: Harper, 1963, s.240.
  2. Ülker Öktem , Kant Ahlakı s.4.

Ayrıca Bakınız

Yorum Yapın