Direniş Sonrası Muhasebe

darbe sonrası

İzmir yanıyor ama halk kurtuluyor.

2016 Darbe Girşimi’nde kahramanca direniş gösteren Türk halkı başka yöntemlerle mağlup edilmeye çalışılıyor. Hükumet dış güçlerin sızmalarını fark edince önce toplumsal olaylar kızıştırıldı. Toplum bölünemeyince siyasi darbelerle devlet ele geçirilmeye çalışıldı. Bu da olmayınca askeri güç kullanıldı. Üçü de başarısız oldu. Halk direndi ve tek gücün silahlar olmadığını kanıtladı. Ne var ki küresel güçlerin mağlubiyeti kabullenmeyeceği açıktır. Bunu darbe girişimine verilen destekten ve psikolojik operasyonlardan görüyoruz. Toplumları ortadan kaldırmayı amaçlayan güçler bu niyetlerinden vazgeçmiyorlar.

Darbenin başarısız olması şer odaklarının tekelindeki batı medyasını gücendirmişti. Medya hemen başka seçenekleri işleme koydu. Önce Türkiye’nin NATO’dan çıkarılması gündeme geldi. Daha sonra Türkiye’de 60 yıldır barındırılan nükleer bombaların tehlikede olduğundan bahsedildi. Işid bombaları ele geçirebilirmiş. NATO’dan çıkarmak NATO’nun gizli şekilde saldırdığı ülkemize açık açık saldırmak içindi. Nükleer bomba masalı da IŞİD ele geçirdi diye Türkiye’yi nükleer felaketle tehdit etmek içindi.

Türkiye güçsüz bırakılmak istenen bir ülke olarak zaten NATO’da istenmiyor. Ancak birliğin kendi içindeki güven ve tutarlılık kaygısı nedeniyle bu niyet açığa vurulmuyor. Üstelik NATO emrindeki bir ordu darbelere hizmet edebileceği için bu tercih edilmiyor. Nükleer tehdit de 60 yıldır hiç tehlike geçirmeyen bombaların kaybedilmesi masalı inandırıcı olmayacağı için pek savunulur değil. Geriye her zamanki silahlar kalıyor. Ekonomik, siyasi ve etnik terör ülkenin başında kara bulutlar gibi dolanıyor.

Türk halkı işgale direndiği için ekonomik krizle cezalandırılmak isteniyor. Ekonomik kriz her zaman işlemde olan ve cumhuriyet tarihi ile paralel şekilde yürüyen bir seçenek. Darbe sonrasında bunun ilk seçenek olarak şiddetlenmesi olasıdır. Özelleştirme ve serbest pazar politikaları da buna zemin hazırlıyor. Borsanın %70’i yabancı iken ekonomik kriz olmamasından bahsetmek saçma görünüyor. Ekonomi istenmeyen bir hükumeti devirmenin en sessiz ve derin yoludur. Venezuela, Rusya ve İran’da yaşanan krizler bunun kanıtıdır. İlk seçenek olan ekonomik krize yakın gelecekte hazırlıklı olunmalıdır.

Ekonomik terörden sonra etnik ve siyasi terör geliyor. Darbe girişimi yapan teröristler terörü bahane olarak kullanmış ve aslında başarıya ulaşan terör mücadelesini kaybedilmiş gibi yansıtarak yönetime el koyduklarını söylemişlerdi. Devletten hoşnutsuzluğu artırmak için terör olayları beslenecek ve etnik- siyasi ayrımlar büyütülecektir. Ülkeyi karıştırmak ve darbeyle yapamadıklarını içeriden yapmak için her şeyi deneyecekler.

Medyanın bu yönde kullanılması iç politikadaki birlik nedeniyle zor görünüyor. Ne var ki batı medyası böyle bir karışıklığa hizmet ediyor. ABD’nin önemli düşünce kuruluşlarından Stratfor’un darbe gecesi Erdoğan’ın Almanya’dan sığınma talep ettiğini paylaşması bunun ilginç bir kanıtıdır. Diğer kaynaklar da halk arasında çatışma olduğunu ve ülkenin iç savaş yaşadığını beyan etmektedir.

15 Temmuz afişiCIA kontrolüne ve kapitalizmin ülkeyi diri diri yemesine direnen topluma başka şekillerde saldırılacaktır. Her zaman söylediğimiz gibi, kendi insanımızı düşman bellemedikçe bize hiçbir şey yapamazlar. Kalkışmanın mimarları gibi kendi kardeşlerini öldüren birer caniye dönüşmedikçe toplumu ele geçiremezler. Ekonomik, etnik ve siyasi terör için de aynı çözüm geçerli. Sizden olmadı diye birini düşman belirlemek sizi kendinize düşman yapar. Kişisel çıkarlarımız olduğunu sandığımız farklılıklarımızın aslında gövdeden bağlı olduğumuz toplum tarafından yaşatıldığını unutmayalım. Asıl çıkar büyük benliğin, yani toplumun yaşamasıdır.

Ayrıca Bakınız

Yorum Yapın