Düşmanımın Düşmanı Dostumdur

düşmanımın düşmanı dostumdurBir şeyin nefreti ile harekete geçmek aslında zarara geçmektir. Öfkeyle kalkan zararla oturur diye boşuna söylememişler. Hayatınızı bir şeyden nefret etmek üzerine kurarsanız “kötü” olursunuz. Nefret kötülüğe sevk eder. Her ne kadar iyilik ya da barış için nefret etseniz de yine de yok edici bir kötülük olmak durumundasınız. Bu konuda güncel gelişmelerden ders alabiliriz. Bir cemaatin 1970’lerde komünizm nefretiyle harekete geçmesini hatırlayalım. Ülkeye komünizm gelecek diye insanlarımızı kandırmaya başlamışlardır. Düşmanımın düşmanı dostumdur anlayışıyla Amerika’ya yaranmaya çalışmışlardır. Sonunda iş komünizm nefretinden çıkıp kendi ülkesine düşman olmak ve onu yıkmaya çalışmaya kadar varmıştır. İşte nefret üzerine bina edilen hayatın ibretlik bir örneği.

Düşmanlık üzerine dostluk kurulur mu? Daha doğrusu dostluk bir işe yarasın diye mi kurulur? Böyle dostluktan bir hayır gelmez. Biraz tarih okumayı öğrensek bunun cevabını rahatça verebilirdik. Bunun cevabını veren atalarımızı dinleseydik tekrar tekrar aynı hatayı yapmazdık. Sadece geçmişi iyi bilmemiz gerekiyor, gelecek hakkında kaygılanmamıza gerek kalmayacak. Bugünkü olaylardan ders çıkarırsak korkacak bir şey de kalmaz, endişelenecek düşman da.

Ortadoğu denilen coğrafyamızın hali nedir? Herkes birbirini öldürüyor. Komşular birbirine düşman. Aynı inançtakiler birbirini dinsiz ilan ediyor. Nefret üretiliyor, ölüm talep ediliyor. Ortadoğu denilen evimizde böyle bir rezalet yaşanması “düşmanımın düşmanı dostumdur” anlayışından kaynaklanmaktadır. Müslümanların bir kısmı diğerlerine düşman oluyor. Düşmanlarının düşmanı olarak ABD ya da Rusya hemen beliriyor. Dost olarak emperyalist bir devleti seçince de yok oluş kaçınılmaz oluyor. Dost diye seçilenler aslında kesin yok oluşa sürüklüyor.

Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya ile dost olmamızı hatırlayınız. Osmanlı Devleti İngiltere ve müttefikleri kendisini yıkacak diye Almanya ile dost olmaya çalışmıştı. Hiçbir neden yokken İngiltere düşmanlığı ile Almanya tarafında savaşa girilmiştir. Aslında dost olmayı değil de İngilizlerin yerine Alman sömürgesi olmayı seçtik. Sonuçta birbirine hiçbir anlamda dost olamayacak iki ülke birlikte yenildi. Bunu günümüzde de görüyoruz. Çıkarlarımızın tam anlamıyla çeliştiği sömürgeci bir kuvvete 1950’lerde komünizm düşmanlığı ile katıldık. Dost saydığımız müttefiklerimiz bugün ülkemizi parçalamaya çalışmaktadır. Biz hala ders almamaktayız.

Düşmanımın düşmanı dostumdur anlayışı ile kurulan ilişkiler zararlıdır. Dünya haberlerde Rus tarafındaki Müslümanlar ile Amerikan tarafındaki Müslümanların birbirini öldürmesini izliyor. Düşmanlık ve nefret ile sağlanacak kazançlar daha çok kötülük getiriyor. En önemlisi de hayatımızı olumsuzluklar üzerine kurmamızdır. Başkasının hayatını mahvetmek yerine kendimizinkini iyileştirmeye çalışsak belki iyi bir hayat sürebiliriz. Başkasına göre değil de kanaatkar bir hayat sürsek daha mutlu olabiliriz.

Ayrıca Bakınız

Bir Yanıt

  1. Ertuğrul Öztürk 1 Kasım 2016

Yorum Yapın