Düşmanlık Beslemek ve Adaletsizlik

adaletsizlikSorunumuz düşmanlığı seçmektir. Dost olmak verken düşman edinmektir. Dışarıdan bakana çok saçma görünür. Neden mutlu olmak varken çatışalım? Ama içeriden bir mecburiyet gelir. En yakınımızdakilerle düşman olmak zorunda kalırız. Hem de hiçbir sebep yokken. Sebepsizlikten, tam olarak.

İnsan yüklüdür. Hayata atılmışlığı bir şeyler yapmasını gerektirir. İçindeki enerji bir şeylere yönelmelidir. İnsan bir şeyler yapmalıdır. Bunun için hayattadır. Daha önce içinde patlayan milyonları konuşmuştuk. İnsan potansiyeli iyiye kullanılmazsa ters davranış olur. Kötülük bir potansiyel kaybıdır. Enerji kullanılmazsa, devlet buna olanak sağlamazsa, toplum bireyselliği yaşamayı sağlamazsa kötülük kaçınılmazdır.

İyi bir şeyi mahvetmek bu kadar kolaydır. Sevdiğiniz insanlardan nefret ettiğinizi düşünün, geri kalmış ülkelerin çoğu bu haldedir. Sevmeleri gereken kişileri sevmezler, hayatlarındaki insanları doğru yerlere koyamazlar. Çünkü toplum gerekli kişileri gerekli yerlere koyamamıştır. Yani adaletsizlik bu nefretin temelidir. Olması gerekenin olmadığı, hak edenin hak ettiği yere gelmediği duruma adaletsizlik diyoruz.

Kendi ülkemizden örnek verelim. Felsefenin, dinin, medeniyetin merkezi; kültürlerin köprüsü olan bu ülkede insan potansiyelinin olduğu şüphe götürmez. Peki neden daha iyi bir konumda değil, neden kendine düşman? Ülkelerin genelde tek ve en önemli sorunu olan adaletsizlik bu memleketi sarmış durumdadır. Herhangi bir ülkenin ölçütü adalet anlayışıdır. Adaletsiz bir toplumda vatandaşlar sisteme güvenmez, haklar yerine gelmeyince dost düşman olur. Böyle toplumlar kendi kendilerini yok ederler.

Vatandaşların hukuka güveninde son sıralarda yer alan ülkemizde bu durum açıktır. İnsanımız kendini sisteme ait hissetmiyor. Vatandaş yargıya güvenmiyor. Bu durum iki yüz yıldır da aynen devam ediyor. İnsanlar kendilerini hukuka bağlı hissetmezlerse birbirlerinin hakkına saygı duymazlar. Sisteme zarar vermekten çekinmezler. Haklara saygı duymamak düşmanlık demektir.

Sorun idari eylemlerle çözülebilir. Dostun düşman olduğu adaletsiz bir ortamın tek çözümü haklara, hukuka ve adalete olan inancın sağlanmasıdır.

Bazı hayatların, bazı fikirlerin, bazı anların daha önemsiz sayılması asıl sorundur. Başkasını fark etmek, fark etmeyi sağlayan hukuka riayet etmek, düşmanlık yerine dostluğu seçmek ise tek çözüm.

AYRICA BAKINIZ

Yorum Yapın