Fark Edilmeyen Önemsizlik

önemsizlikÖnemsizliği fark edilmiyordu. Adam o kadar önemsizdi ki kimse onun varlığından haberdar değildi. Belki gelip geçenlere bir görüntü olarak görünüyordu, ama fark edilmiyordu. Bir duvarı da görüyoruz, ama onun varlığına dair düşünce oluşmuyor. Bizim adam bir duvardan bile daha bayağı ve gözardı olduğunu hissediyordu. Bir insan önemsiz olabilir, önemsiz olmaya katlanabilir. Belki önem verilmemeye takmamalıdır. Önem görelidir, ama önemsiz olduğu bile fark edilmeyince bizimki içerledi. En azından önemsizliği fark edilsin istiyordu.

Fark edilmek için başkalarının yaptığını yaptı. Bu sefer daha da önemsizliğe battı. Bir taklit oluvermişti. Farklı bir şey yapayım dedi, bu da insanların dikkatini çekmedi. Kendini bir çerçeveye sığdıramamıştı. Kalabalığın değerlerini yakalamakta zorlanıyordu. Kimseye kendini fark ettiremiyordu. İnsanların fark edeceği bir şey yapamıyordu. Daha sonra bu duruma alıştı. Fark edilmek için uğraşmamaya başladı. Sonra önemsiz olmanın hoşluğunu keşfetti. Hayatın ne olduğunu sorguladı bir ara, ama sonra bu huyundan vazgeçti. Felsefe günah olabilirdi.

Gönüllü önemsizliğe geçişi birini sevmesiyle tamamlanmıştı. Adam bir kadını sevdi. Kadın onu fark etmedi. Adam sevdikçe kadın daha da önemli oldu. Önemli oldukça da önemsiz biri için ulaşılmaz hale geldi. Sonra bir gün yanlışlıkla kadını sevmedi. Yanlışlığı yanlışlıkla sürdürdü. Bir de böyle deneyeyim dedi. Sevmemeyi denedi ve hayret etti. Aslında önem dediği şeyi kendisi veriyordu. Bu şaşırtan varsayımı dışlamayı denedi. Başarılı oldu. Sonra kendisinin dış dünyaya ne kadar önem verdiğini fark etti. Önem beklemek yerine önem veren taraf olmayı keşfetti.

Değer verilmeye ihtiyacı yoktu, çünkü değer kendisiydi. Dışarıdan talep ettiğini arz etmeye başladı. Kendini beğendirmeye uğraşmadı. Başkasının onu beğenmesi ulaşılmaz bir hedefti. Herkes birbirine kendini beğendirmeye çabalıyordu. Beğeni bekleyenlere istediğini verdi. Artık değer veren tarafa geçmişti. Önemsizliğe gönüllü geçişiyle birlikte dünya onun yargılarına teslim oldu. Beğenilmek isteyenler sıraya girdi.  Fark edilmeyen önemsizliğin bir adım gerisindeydi. Fark edilmeyecek kadar önemsiz olarak aslında dünyaya istediğini verdi.

Sadece bir adım geri attı ve yargılayan taraf oldu. Dünyada bunlardan pek yoktu. Herkes birilerinin kendisini beğenmesi için uğraşıyordu. Bir adım geri atıp yargıları sorgulamak kimsenin aklına gelmemişti.

Adam daha sonra felsefeyi ilerletti. Bu arada kadın da onu çok sevdi.

Yorum Yapın