Grejuva- Sudaki Ateş

grejuvaSuda yanan ateş bulmuşlar. Yeni bir havadis değil, bulunmuş ve nasıl yapılacağı çoktan unutulmuş bile. Roma zamanında dünya “Grek ateşi” denen icada hayretle bakarmış. Doğu Roma İmparatorluğu bin yıl boyunca denizlerini suda yanan ateşle korumuş. Batı kültürünün sancaktarı olan Roma sudaki ateşle uzun bir süre varlığını sürdürmüş. Daha sonra suyu ateşe vermenin bile medeniyetlerin çöküşünü ve türeyişini engellemediği anlaşılmış. Suyu ateşe vermeyi bırakıp medeniyetleri vermeye başlamışlar. O gün bu gündür batı doğuyu ateşe verip sıcaklığında kendini avutuyor.

Divide et Impera(Böl ve yönet) Roma’nın olduğu kadar tarihteki diğer devletlerin de temel stratejilerinden biri olmuştur. Kendi tarihimizde de bunu çokça görebiliriz. Osmanlı, Timur, Selçuklu benzer politikaları uygulamıştır. Gerilemek yerine genişlemek herkesin tercihi olabilir. Gerilemek yerine ilerlemek istenebilir. Lakin elbette bir gün doğal sınırlara ulaşılacak ve her toplum çöküşü yaşayacaktır. Yükselmek çökmenin temelidir. Bazı toplumlar çöküşü geciktirebilir, ama kurtulamazlar. Tüm dünyada bunun bilincinde devletler kurulmuştur. Yalnız batılılar çökmeye doğudan daha çok direnmiştir.

Batılılar genişlemenin sınırsız bir halini bulmuştur. Toplumun doğal gidişatını toplumun karşısında yer alan şirketçilik ile kırmışlardır. Toplum sürece kendiliğinden razı olurken şirket toplumu istismar ederek farklı bir gidişata yol açar. Şirket sanal varlığı ve sanal kararları ile gayet gerçek bir dünyayı harcayarak yok oluşa direnir. Olağan halinde yaşam döngüsünü sürdüren hayat organizmasını döngüden çıkararak gösterişli ve geçici bir var oluşa sevk eder. Kendi varlığını kısa bir süre uzatmak için içinde bulunduğu toplumu harcar.

Modern dünya batının grejuvadan sonra en büyük savaş aracı olan şirketlerin bir sonucudur. Normalde asla izin vermeyeceğimiz bir harekete, geleceğin yok oluşuna, insan üstü güçler olan şirketler vasıtasıyla hızla ilerliyoruz. Kendi geleceğimizde söz sahibi değiliz. Modern dünyanın verdikleri ile kısa ve hızlı bir hayatı kabullendik.

Doğulular antik dönemde batılıların yaptıklarına inanamamıştı. Su ile ateşin nasıl dost olabileceğini anlamamışlardı. Batıya gittiklerinde sudaki ateşi gördüler. Geri çekilseler de doğal gidişatı sürdürdüler. Avrupa kapılarına dayandılar. Sonra modern grejuva geldi. Medeniyetler denizini ateşe verdi. Koca ülkeler, devasa medeniyetler batının yaktığı ateşte yandı.

Sudaki ateşe inanamadık. O kadarını hayal edemedik. Batılılar kadar geniş olmadığımız için bütün hayatı yok edecek bir aracı da tasarlayamadık. Şirketleşemedik. Ne var ki günümüzde tüm dünyada olduğu gibi batılı yaşam tarzına uyuyor ve yok oluştaki sıramızı alıyoruz. Coğrafyamızdaki ateşin kaynağını ve neden sönmediğini de batılı kafalara ulaşmadan anlamaya çalışıyoruz. M0dern grejuvayı keşfettiğimizi sanıyorsak da sadece ateşi elimizde tutuyoruz.

Ayrıca Bakınız

Yorum Yapın