Hukuk Nedir

Hukuk Nedir

hukuk nedirToplumun genel yararını sağlamak için konulan ve kamu gücüyle desteklenen kaide, hak ve kanunların bütünüdür. Bireylerin birbirleriyle, toplumla ve devletle ilişkilerini düzenler. Kısaca “Kamu erki ile sağlanan düzen”dir diyebiliriz. Hukuk kuralları bulunduğu toplumun değer yargılarını taşır. Buna göre insan davranışlarını denetler. Herkes için doğru olanı amaçlar ancak hiçbir zaman genel- geçer olmamıştır. Her zaman tartışılmış, zaman içinde çok farklı şekillerde algılanmıştır.   Bak: dmy.info/adalet-nedir-adalet-felsefesi/

Kesin gerçeklere değil, mevcut anlayışa dayandığı söylenebilir. Göreli olduğunu: çeşitli hukuksal düzenlerden, yargılama yapısından, milyonlarca mahkeme dosyasından anlayabiliriz. Zaten, genel geçer bir hukuki taban olsaydı, mahkemeler olmazdı. Avukatlar ise faydalı işlerle uğraşmak zorunda kalırdı. Hukuk: ahlak, din ve gelenek gibi toplumu düzenleyici kurallardandır. Yalnız devlet tarafından güvenceye alınması ve cebri yaptırımlara sahip olması ile bunlardan ayrılır. Bak: dmy.info/hukuk-felsefesi/

  • Din kuralları: İnsanın tanrı ile ilişkisini düzenlediği gibi, bireyler arası ve birey-toplum ilişkilerine de etki eder. Dini kurallar: mutlak uyulması gereken, değişken olmayan kurallardır. Yaptırımı manevidir.
  • Ahlak kuralları: İnsanın kendine ve başkalarına karşı sorumluluklarıdır. Kınama, ayıplama, dışlama gibi yaptırımlara sahiptir.
  • Görgü kuralları: Toplumda uyulması gereken saygı ve incelik kurallarıdır. Yazılı değildir. Manevi yaptırımlıdır. Suç teşkil etmez ancak kınama, ayıplama gibi yaptırımları vardır.

Hukuk Kavramının Çeşitleri

  1. Pozitif(müspet, olumlu) hukuk: Ülkede yürürlükte olan yazılı ya da yazısız hukuk kurallarının bütünüdür. Anayasa, yasa, tüzük, yargısal içtihatlar olduğu gibi, örf ve adetler de bu kapsamdadır.
  2. Mevzu(mektup) hukuk: Ülkede belli bir dönemde yürürlükte olan hukuk kurallarının sadece yazılı olanlarıdır. Kanun, kanun hükmünde kararname,  tüzük gibi kurallar mevzuat adını alır.
  3. İdeal(doğal) hukuk: Adaleti en uygun biçimde karşılayacağı düşünülen hukuk türüdür. En mükemmel, ideali uygun olan hukuku sağlamaya çalışır.
  4. Tarihi hukuk: Geçmişte uygulanan ve günümüzde uygulamada olmayan hukuk kurallarıdır.
  5. Objektif hukuk: Toplum yaşantısında uygulanması zorunlu olan kurallardır.
  6. Subjektif hukuk: Kişilerle ilgili, özneye ait kurallardır.

Hukuk Kurallarının Çeşitleri

  1. Emredici hukuk kuralları:Uyulması zorunlu olanlardır. Anayasa, tüzük, yönetmelik gibi toplumun genelini düşünür  ve genel ahlaka yöneliktir.
  2. Tamamlayıcı hukuk kuralları: Ortaya çıkan boşlukları dolduran kurallardır. Bir sözleşmede faiz oranı belirlenmemişse yasal faiz oranları geçerlidir. Bu tamamlayıcı bir kuraldır.
  3. Tanımlayıcı hukuk kuralları:Hukuki bir kavramın tanımını yaparlar. Bir terimin yasal düzenleme bakımından ne anlama geldiği belirtilir. Tanımlayıcı kurallarla kanun koyucunun iradesi ifade edilir. Tanımlayıcı kurallarla ifade edilen kavramların aksi iddia edilemez.
  4. Yorumlayıcı Hukuk Kuralları: Tarafların iradeleri ile açıkça belirtebilecekleri halde belirtmedikleri, bir konunun açıklığa kavuşturulmasını ya da beyan veya hareketin ihtilaf halinde ne anlama geleceğini gösteren kurallardır.

Hukuk Kurallarının Geçerli Olmasının Kuralları

Hukuk kurallarının da kuralları vardır. Filozoflarca çeşitli biçimde ifade edilmiş, hukukun genel bir şekline ulaşılmaya çalışılmıştır. 20. yüzyıl hukukçularından Lon Fuller şöyle bir sıralama yapmaktadır:

  1. Kanunlar genel olmalıdır.
  2. Kanunlar yurttaşların bağlı olacakları standartları bilmelerine imkân vermek üzere ilân edilmelidir.
  3. Geçmişe yürüyen kurallar ve uygulamalar asgarîye indirilmelidir.
  4. Kurallar anlaşılabilir olmalıdır.
  5. Kurallar birbiriyle çelişmemelidir.
  6. Kurallar muhataplarından yeteneklerini aşan davranış gerektirmemelidir.
  7. Kurallar nispeten istikrarlı olmalıdır. (sık sık değişmemelidir)
  8. İlân edilen kanunlarla onların fiilen uygulanması arasında bir uyum olmalıdır.

Hukuk Eleştirisi

Hukuk  Arapça (Huqūq) haklar demektir. Hak(Haqq) ise doğru, uygun, gerçek demektir. Hukukun Türkçesi: “tüze”dir. İngilizce “law” sözcüğü Proto-Cermen dillerinde yerleştirmek- düzenlemek anlamına dayanır. Hukukun kamusal güçle sağlanan düzen anlamının dışında: haklar veya dostluk ilişkileri anlamları da vardır. Hukuk sözcüğü yazılı Türkçeye 11. yüzyılda Kutadgu Bilig ile girer ancak bugünkü anlamda hukuk 7-8. yüzyıllarda Uygurlarda mevcuttur. Uygurlardan günümüze kalan, bugünkü Türkçe ile okuyabileceğiniz belgelerde  günümüzden daha gelişmiş bir hukuksal düzen görebilirsiniz. Bu dönemde ve öncesindeki sözlü kültürde töre, yargı, köni sözcükleriyle hukukun karşılandığını görürüz. Eski Türklerde Hukuk için bak. Esra Yakut.

Hukuk nedir sorusuna: kamusal güce dayanan düzen yanıtını veriyorsak, kamunun istekleri en önemli konudur. Kamuya dayandığına göre, toplum nasıl bir doğru anlayışına sahiptir? Bunu sorgulayarak hukukun ve yasal düzenin geçerli bir yorumlamasını yapabiliriz. Kamuya dayanırsak bütün yasal düzenler mantığa uygun olmaktadır. Mesela: şeri ya da laik düzenler halka göre haklı veya haksız olabilir. Hukukta gerçekten çok, “gerçek görünen”in olduğunu; haklıdan çok “haklı çıkan”ın olduğunu, binlerce yıllık hak anlayışından görebiliriz. Buna göre, genel- geçer bir anlayıştan ziyade, uygun olanını hedeflemek, bizim insanlığa olan yükümlülüğümüzdür. Başkaları için doğru olanı yapmaktansa, özgürlüğe ve farklılığa saygı duyarak, imkan tanıma yoluna gitmeliyiz. Bak: dmy.info/hak-nedir-anlami/

hukuk nedir dünyaFelsefe her ne kadar doğruya ve gerçeğe ulaşmaya çabalasa da, bunun öncesinde sorgulama etkinliği vardır. Her şey sorgulamaya açıktır ve her görüş ifade edilmeye layıktır. Bu yüzden herkesi hukukun genel bir sorgulamasını yapmaya davet etmek gerekir. Toplumdaki insanları bir arada tutan, birbirine güvenmektir. Adaletin sağlanacağı varsayımı ile yaşamaktayız. Kamu gücünün hakları teslim edeceğine olan inancımız bizi birçok zararlı eylemden alıkoyar. Bu yüzden, farklı hak anlayışlarının nasıl temsil edildiğini düşünmeliyiz. Şu an, din işlerini devlet işlerinden ayrı tutuyoruz, ancak şeri düzenin de halkın talebine göre yaşanması gerekmez mi? Hukuk, geçerliliğini toplumdan alıyorsa, farklı anlayışlara göre farklı yargı gerekmez mi? Eğer halk, şeri düzene uyulacağını sanarak kanun gücüne tabi oluyorsa, başka şekillerde davranmanın geçerliliği nedir? Belki halkçı bir hukuk sistemi ile hakkını arayan çaresiz insanların mağduriyeti giderilir.

Yıllarca adliyelerde yaptığım gözlemler neticesinde, hukukun göreliliğini tecrübe ettim. Adliyelerde gördüğüm şey, avukatların öz güvenine karşılık; basit insanların ne yapacağını bilememesiydi. Bürokrasiyle ilgisi olmayan, kanunlarla uğraşmamış insanlar farklı bir hukuk dünyasında yaşıyordu. Avukat tutabilenler, avukatın insafına kalmıştı. Hakkı, doğruyu arayan bir düzenin insanı bu derece muhtaç duruma sokması çok ilginçti. Binlerce sayfalık kurallar, içtihatlar, teamüller hak arayışını engelliyor ve hakkı parasal bir mevzuya dönüştürüyordu. Toplumun düzenini sağlamaya yönelik bir etkinliğin topluma uygun olmaması mevcut durumda: ezilenin daha da ezilmesi; ezenin de daha da güçlenmesi demektir.

Siz de adliyelere giderek davaları dinleyebilirsiniz. Aksi belirtilmedikçe duruşmalar herkese açıktır. Ancak uygulamada bazen sıkıntılar olabiliyor. Büyük adliyelerde şansınızı deneyin. Ya da bununla ilgili, Dava, 12 Kızgın Adam, Bülbülü Öldürmek, Şeytanın Avukatı gibi filmleri izleyebilirsiniz. Aynı adlı kitapları ya da genel ağdaki duruşma tutanakları da düşüncenize yardımcı olacaktır. Burada kısaca hukukun anlamını sorguladık. Bu yazının daha geniş bir sürümünü yazmak ve bir yazı dizisi yapmak düşüncesindeyim. O zamana dek: insanların avukatların insafına bırakılmadığı bir düzen ümidiyle…

Kaynakça

Yorum Yapın