İnsan Ne Yapar?

insan ne yaparİnsanın bu alemde ne yaptığı, neyle uğraştığı konusunda ortak bir görüş yoktur. Zaten insan dilinin yoksulluğu içinde sadece yakıştırmalar yapabiliyor ve gerçeği sadece ima edebiliyoruz. Mecazlar ve edebi söylemler aracılığıyla felsefe yapmakta diretiyoruz. Bunun farkına vararak Anlamın Anlamı adlı yazı dizisinde anlamın göreli olduğunu, ancak her şey ne yapıyorsa insanın bundan bağımsız olamayacağını ifade etmiştik. Tarih her şeyin bir iş üzerinde olduğunu göstermiştir. Her şey meşguldür. Her an bir şeyle uğraşırız. Boş durmak edebi bir söylemdir. Sanki kaçınılmaz şekilde oyalanıyoruz.

Felsefe, bilim, sanat ve saire tarihler göstermiştir ki insan evrensel olarak oyalanmaktadır. Başkaları tarihten soyluluk, araştırma, merak gibi gayeler çıkarabilir. Aslında olay bu kadar derin değildir. Basit bir bakışa hitap etmedikçe tüm gerçekler retoriktir. İnsanları oyalanmaktan alıkoyduğumuzda en belirgin tutumunun sıkılmak olduğu görülmektedir. Sıkılma dediğimiz şey aslında bu dünyada oyalandığımız gerçeğine işaret eder. Kaldı ki sadece insan değil, diğer varlıklar da oyalanma eğilimindedir.

Anlamın Anlamı’nda hayatın anlamına dair arayışın her şeyin ne yaptığını anlamadan sonlanamayacağını belirtmiştim. Her an her şeyin uğraştığı şey ise meşgul olmak şeklinde tasvir edilebilir. Buna bir açıdan oyun, başka bir açıdan ibadet diyebilirsiniz. İnsan da dahil her şey yokluk karşısında mücadele eder. Sanki sıradan olmanın karşısında garipliktir. Evrenin sınırsız karanlığına bir tepki hareketi görünümündedir. Sıradanlığa karşı ilginçlik, tekdüzeliğin bozulması da denebilir.

İnsanın bağlı olduğunu ve bağ hesaba katılmadıkça anlaşılamayacağını söylemiştik. Gerek çevresiyle, gerek de kendisiyle kurduğu bağda açık bir şey var. Hayat çoğunlukla bizim dışımızda gerçekleşiyor. Çoğunlukla bir şeyler olmakta ve biz bu esnada ufak katkılarla oyalanmaktayız. Diğerleriyle beraber meşguliyeti sürdürmek eğilimindeyiz. Diğer her şeyle bağ kurarak hayatı, yani bu büyük meşguliyeti sürdürürüz.

Gelelim işin özüne. İnsanın alemdeki meşguliyeti bağ kurmasına göre iyi ya da kötü haline gelir. Meşguliyet eğer diğerleriyle sağlam bir bağ kurmuşsak iyilik olur. Toplum kültürünü kazanmamışsak da kötülüktür. İyilik ve kötülük bağlı olduğumuz bütüne olan bağımızın niteliğidir. Bazı insanlar bunu küçük gruplarla sınırlı tutar. Futbol takımı, memleket veya bir süper kahraman sevdası bağ kuran bir bütün olabilse de asıl bütün olan varlığı gözden herkes kaçırmaktadır. Var olan her şeyle bağ kurmak yerine küçük bir grup ile sınırlı tuttuğumuzda insan genellikle kötü bir varlık olarak kalmaktadır.

köprü- toplumsal sorunların çözümü

Köprü yazı dizisinin beşinci bölümüdür. Altıncı bölüm İnsanın İhtiyacı Nedir

İnsan oyalanmak ve oyalanırken ilginç şeyler yapmak ister. İnsanın ne isteyeceği yaşadıklarıyla bağlantılıdır. İyi şeyler görmüşse iyiyi ister. Kötülük görmüşse de kötülük gösterir. İnsan toplumla bağ kuramamışsa toplumun dışında hareket eder. Kötülük toplum bağını yitirenlerin aykırı hareketleridir. İyilik ve kötülük arasındaki zıtlık toplumla kurduğumuz köprülerin varlığı ve yokluğu arasındaki zıtlıktır. İnsanın sağlıklı bağ kurabilmesinin yollarını yazı dizimizin en sonunda kültürlenme başlığıyla sergilemeye çalışacağız.

2 Yorum

  1. ömer 6 Eylül 2017
    • Doğuhan Murat Yücel 7 Eylül 2017

Doğuhan Murat Yücel için bir cevap yazın Cevabı iptal et