İstanbul’un Beş Tarafı Deniz

istanbul ulaşımıİstanbul güzel ama biz değiliz. Şehre iyi davranmıyoruz. Aslında dünyaya iyi davranmıyoruz. Canlıların yüz karası olduğumuza dair söylentiler var. Buna kulak kabartıyoruz. Ancak er ya da geç gerçekler acıtacak. Şehirli olmadığımızı büyük felaketlerle anlayacağız.

İstanbul’da yaşıyoruz, ama İstanbullu değiliz. Şehir hayatının gerektirdiklerini yapmıyoruz. Aslında gerekeni yapmak konusunda epey kötüyüz. Tüketim kültürü içinde gerekli olanı düşünmüyoruz. Bir şeyin gerekli olmasını değil havalı olmasını önemsiyoruz. Mesela ulaşımda araba kullanmayı sadece havalı olduğu için tercih ediyoruz. Küçücük bir insan için iki tonluk bir aracın çevreyi kirletmesine neden oluyoruz.

Beş tarafı deniz olan bir şehirde yaşıyoruz. Ortasından deniz geçiyor ama biz denizden geçmiyoruz. Aslında ülkenin yarısı deniz ulaşımı ile seyahat edebilecekken havalı ve rant getirisi olmadığı için tercih etmiyoruz. Yıllardır deniz ve demir yollarını bu iki sebepten kullanmıyoruz. Çok iyi bir ulaşım ağına sahip olabilecekken rant getirisi olsun diye aksaklık yolunu seçiyoruz.

Bugün yavaş yavan rayına oturan bir İstanbul görüyoruz. İnsan bu şehrin daha önce nasıl hareket ettiğini sorguluyor. Daha da sorgulanması gereken bir şey olarak deniz öne çıkıyor. Her tarafımız deniz ama nedense onu kullanmak aklımıza gelmiyor. Marmara gibi bir iç denizde ülke nüfusunun %30’unu çok düşük maliyetle taşıyabilecekken otobüs rantından vazgeçemiyoruz.

Avrupa şehirlerinde eğim sorununa rağmen raylı ulaşımın ve iç deniz olmamasına rağmen deniz ulaşımının teşvik edildiğini görüyoruz. Almanya gibi ülkeler demiryolu ulaşımını mecburi kılmış ve karayolunun yarattığı kargaşayı önlemek istemiştir. Türkiye dünyada raylı taşımada 35. sırada yer almıştır. Hiçbir petrol ya da teknoloji sahibi olmamasına rağmen uçaklı taşımada 9. sıradadır. Karayolu ile taşımada da 9. sıraya yerleşmiş, ürün taşımada masraflı olmasına rağmen neden bu yolda ısrar edildiği anlaşılamamıştır.

Gelişmemiş ülke olmanın belirtisi anlamında ulaşım tercihlerimiz irdelenmelidir. Gücümüzün yetmediği karayolu ve havayolu gibi seçenekler ekonomiye zarar vermektedir. Bunlar bireysel ekonomiye ve çevreye de müthiş zararlar vermektedir. Uçak her ne kadar belli etmese de karayolundan daha zararlıdır. Beş tarafı denizlerle çevrili olan bir şehirde bunlara mahkum olmamız şaşırtıcıdır.

Toplu taşıma her gün saatlerce zamanı bize kazandırmaktadır. Alternatif ulaşım yolları hem bireysel hem de ulusal ekonomiye katkı sağlar. Çevrenin asgari düzeyde etkilenmesi için de toplu ulaşıma önem vermek gerekir. Hem yorulmayacağız, hem de kazanç sağlayacağız. Üstelik çevreye de zarar vermeyeceğiz. Havalı göründüğünü sandığımız özel araçlarımız başımıza bela olmayacak.

Ulaşımla ilgili istatistiklerde en tepede olduğumuz hususu en sona sakladım. Dünyada trafik kayıplarında yedinci sıradayız. 2014 yılı içerisinde 1.2 milyon adet kaza yaşanmış. 286 bin kişi yaralanmış. 4 bin kişi ölmüş. Bir yılda yaralanan kişi sayısı bir ülke nüfusu kadar. Demek ki özel araçla gezmeyi de beceremiyoruz. En büyük çıkar olarak güvenliğimizi de düşünüp havalı araçlarımızı sorgulamaya başlamalıyız.

Trafik sıkışıklığında havalı şekilde bekleyen insanların aksine toplu ulaşım tercih ediyorum. Metro seyahatlerinde Arapça öğreniyorum. Deniz seyahatlerinde de güzel İstanbul’un keyfine varıyorum. Ülkemizde deniz ulaşımının ihmal edilmesine şaşırıyorum. Hem seyahat edip hem de güzel bir manzaranın keyfini yaşamak herkese nasip olmaz. Böyle basit şeyleri modernitenin altında kalan insanlar anlamaz. Denizin keyfini çıkarmalıyız, deniz her tarafımız.

Yorum Yapın