Kendinde Şey

kendinde şeyÇevrenizi tam olarak anlamanız mümkün değildir. Her “şey” kendi anlamını tam olarak sadece kendinde taşır. Immanuel Kant’ın “kendinde şey” dediği bu anlayışa göre anlam şeyin kendindedir ve başkası tarafından tam olarak anlaşılamaz. Örneğin bir koltuk çocuk için ağır ve fazla büyüktür, ama yetişkin biri için küçük ve dar gelir. Bir araba güneşte mavi görünür, gölgede siyah. Bir şey sizin için önemlidir, ancak başkaları fark bile etmez. Tüm nesneler bize göreli iken kendince bambaşkadır. Deniz görmemiş insan gölden büyük bir su birikintisi olabileceğini düşünemez. Ancak aslında su için ne deniz ne de birikinti vardır. Dış dünya anlamsız ve önemsiz görünse de aslında bu bizim yanılgımızdır. “Ben” diye bir iç dünya oluşturur ve anlamları bununla törpüleriz.

Immanuel Kant “özneden bağımsız olarak var olan” ve bilgisine ulaşamadığımız şey anlamında “kendinde şey” kavramını(Alm. Ding an sich  İng. Thing in itself Osm. bizatihi şey) kullanıyor. Biz dış dünya verilerini duyulara ve zihindeki kategorilere uydurarak, kendimize göre şekillendirerek algılarız. Duyarlık biçimleri ve zihin kategorileri zihinde bulunur. Dünya bize göre algılandığından dünyayı asıl olduğu gibi bilmemiz imkansızdır. Nesneleri göründükleri şekliyle biliriz, kendilerinde bilemeyiz.  Görüngüleri biliriz, altlarındaki kendinde şeyleri, numenleri bilemeyiz. Dünya bu görelilik nedeniyle tam olarak deneyimlenemez, tam olarak bilinemez.

Kant duyuların göreliliğini ve insanın yanılgıya yol açan deneyimlerini görerek asıl gerçek olana ulaşmak istemiş ve Newton’un fizikte yaptığı gibi genel geçer bilgiyi felsefede bulmak istemiştir. Kendinde şey kavramı da bu arayışın bir ürünü olarak duyularla algılanan fenomenin(görüngü) karşısında yer alan numen(öz)’i hedefler. “Öz”e herkese göre değişebilen deneyim ile ulaşılamaz. Yani dış dünyadaki şeyler göründükleri gibi değildir. Kesin bilgiyi arayan Kant’a göre ancak a priori(önsel), yani deneyimle değil zihinde yer alanla evrensel yasalara ulaşılabilir.

Kendinde şey kavramı ve Kant’ın epistemolojisi metafizik okumalarla irdelenebilir. Bu felsefeden günlük hayatta örneklenebilecek unsurlar çıkarabiliriz. Pratik Aklın Eleştirisi’ni okumasanız da bilgiye nasıl ulaştığınız konusunda sorgulama yapabilirsiniz. Aslında her gün karşılaştığımız anlam ve iletişim sorunlarının biraz felsefeyle çözülmesi mümkün olabilir. Kimse sizi anlamıyorsa siz de kimseyi anlamıyorsunuz demektir. Aslında kimsenin kimseyi ve çevresindeki şeyleri tam olarak kavrayamayacağı da dikkate alınmalıdır.

Kaynakça

Ayrıca Bakınız

Yorum Yapın