Kibir Nedir

kibir nedir suratKibir, kendini başkalarından üstün görmektir. Başkalarını beğenmeme ve kendini diğerlerinin üstünde görme davranışıdır. Bir davranış olarak dışarıya yansımayabilir. İnsan kendi içinde gizli bir büyüklenme hissine sahip olabilir. Bu his zaten genellikle gizliden gizliye yürütülür. İnsan kibrini genellikle ilan etmez. Hepimizin içinde bir şekilde büyüklük güdüsü vardır. Bunun farkına varmak epey zordur. Az ya da çok, büyüklük iddiasındayız. Bu iddianın kibir olması ölçüsüne bağlıdır. Büyüklük iddiasının aşırı olanı toplum tarafından günah, yani suç sayılmıştır. Davranış olarak dışarıya yansıyanı da toplum tarafından cezalandırılır.

Hayata karşı büyüklenmesek ne insan olabilirdik ne de yetişkin bireyler. Doğanın koşullarına meydan okuyup en zor koşullara bile uyum sağladık. Hep aynı örneği veriyorum, ama evren olmak bile bir büyüklenmeydi. Küçük bir noktadan büyüğüne genişlemek ve insan denilen uzantıda büyüklenmenin doruklarına ulaşmak. Bebeklikten başlayarak büyüklük iddiamızı görmek mümkündür. Hep büyükleri taklit ederiz ve yetişkin olana kadar en büyük olma hevesindeyizdir. Büyük olmak genel bir varlık temayülüdür. Sonuçta yerçekimi diye bir şey var. Varlık büyümek istiyor. Her madde bir çekim alanına sahip ve içinde bulunduğu bütüne büyükleniyor.

büyüklenme ve kibirBununla birlikte hiçbir şeyin gerçekten büyük olamayacağını gözden kaçırıyoruz. Büyük dediğimiz şey bizim kabullerimizin ötesine geçememektedir. Politikacılar sürekli büyüklenmektedir. Büyük Türkiye’nin mimarı olmakla övünmektedir. Ancak büyüklük de diğer her şey gibi görelidir. Cumhuriyet kurulduğundan beri hiç büyümemiştir. Sayılar değişebilir, istatistikler büyüyebilir, ancak büyüklük referansa bağlıdır. Nitekim Türkiye diğer ülkelere göre büyümemektedir. Tüm dünyada sayılar büyümektedir. Bizimkiler de sayıların büyüklüğü ile övünmektedir. Kendi içimizde büyüklük ile övünemeyiz. Büyüklük her zaman dışarıya göredir. Dünya büyüktür, birey olarak küçük bir kısmını tecrübe ederiz, ancak bu gezegen Güneş Sistemi’nde bir toz tanesi bile değildir. Dünyadan binlerce kat büyük olan gök cisimleri de evrenin atom altı düzeyi denebilecek küçüklüktedir.

Büyüklenme doğaldır, ancak aşırı olanı, yani temelsiz büyüklenme hoş görülmez. Kibrin ilanı ise ayıptır. Kibri ahlaksız kılan da ilan edilmesidir. Büyük olduğunu söylemek edepsizliktir. Gizli gizli büyükleneceksin ki tadı çıksın. İnsanlar binlerce yıldır böyle yapıyor. Doğal hayattan sıyrılmak tamamen bu sayede oldu. Aslan, fil, mamut bile avladık ama hayvanların karşısına çıkıp gösteriş yaparak değil hep birlikte büyüklüğün asıl kaynağını oluşturarak, toplum sayesinde yaptık. Yani birlikte büyük olduk. Devlet haline gelince de büyüklüğün kurumsal şeklini gördük. Kurumsal yapılanmadan sonra büyüklüğü ile övünen toplumların da bir şekilde yok olduğu malumdur. Aslında tarihteki tüm devletler bir şekilde yok olmuştur. Bizim bakacağımız şey yok olma aşamasıdır. Osmanlı’nın son dönemine bakalım. Son yüzyılda batının bir sömürgesi olmasına rağmen büyüklük iddiasını sürdürmüş ve gösterişe kaçmıştır. Almanya mütevazı Frederick ile büyürken bizimkiler borç para ile gösterişli saray yaptırıp “hala büyüğüm” demeye çalışmıştır. Maalesef büyüklük ilanen olmuyor.

kibir kibirli adamTürkçede kibrin birçok adı var. Büyüklük taslama, şişinme, kendini beğenme, büyüklenme, azamet, tafra ve izzetinefis bunlardan bazılarıdır. Doğal bir davranış olduğu için dilde yer alması olağandır.  Hayatta yer almasından da korkmamalıyız. Her canlı bir işlemin parçasıdır. Kendi ölçüsünü tespit etmek ihtiyacındadır. Toplumsal rolümüzü ölçüp biçerken kibirli olduğumuz söylenemez. Benlik tasarımı deneme yanılma ile sınanır. Ancak başkasına gösteriş yapmak ve gerçek dışı davranmak kibir suçunu oluşturur. Kibirli olanla olmayanın ayrımı topluma yönelik davranışlarımızda gizlidir. Bir şeyi kötü yapan başkalarının ona bakışıdır. Toplumun diğer parçalarını gücendirecek hareketler kötülüktür.

Kibir ile eziklik arasındaki alana da dikkat çekmek gerekiyor. Çok büyüklenirseniz ahlaksız olursunuz. İnsandan büyük şeyler var, bunlardan ilki de toplumdur. Toplum küçük bir parçası olduğunuzu size hatırlatır. Bununla birlikte çok altta kalırsanız da ezik oluyorsunuz. Bu da aşağılanma getirir ve toplum bunu da hoş görmez. İkisinin arasında bir yerde dengeyi tutturmanız beklenir. Kimse çevresinde ezik insanlar görmek istemez. Bu, aynen büyüklenme gibi, birer doğal parçası olduğumuz bütünü aksatır. Herkesin yerinde olması iş bölümünden beklenen bir karşılıktır.

Tevazuyu eziklik ile karıştırmayalım. Tevazu, yani alçak gönüllülük tam da olması gereken “davranıştır.” Kendinizi istediğiniz kadar büyük görebilirsiniz, ancak bunu davranışa dökmek kabul edilemez. Herkes hayal kurar ve dünyanın hakimi olduğunu bile tasarlar. Hayallere engel olamayız. Önemli olan bunu hayata zorlamamak, diğerlerini gücendirmemek. Biz toplumsal canlılarız. Kibir davranışını kaldıramayız. Tam tersi olan tevazu ise sevap, yani doğrudur. Ne kadar büyük olsak ve büyük olmayı hayal etsek de toplum herkes için alçak gönüllü olmamızı bekler.  Bakınız: dmy.info/tevazu-nedir-alcak-gonulluluk

Bir Yanıt

  1. Emre Aralık 9, 2016

Leave a Reply