Liyakat Nedir- Önemi

Paylaştıkça artar:

Önemli bir göreve birini seçseniz ölçütünüz ne olurdu? Milyonlarca kişinin hayatını kime emanet ederdiniz? İnsanların geleceğini nasıl ölçütlerle belirlerdiniz?  Enişte olmak iyi bir ölçüt müdür? Damat, bacanak, amca oğlu? İlkokul sıra arkadaşlığına ne dersiniz? Sadece teyzenizin evladı olduğu için birini seçmek de mümkün. Belki siz ülke yönetiminde söz sahibi değilsiniz, ancak yöneticilerin ölçütleri bundan öteye gidemiyor. Devlet kademelerine layık olanların gelmemesi küresel bir sorun. Vatandaşlar gerekli yerlere gerekli kişilerin gelmesini istiyorsa da kişisel çıkarlar bunun önüne geçebiliyor. Yani iki kişinin çıkarı için bütün toplumun bindiği dal kesilebiliyor. Devlet işleri çıkar için yanlış yapılırsa bundan iki kişi kazanmaz, aksine herkes kaybeder. Toplum halindeki varlığımız tehlikeye girer.

Liyakat, layık olanın göreve gelmesidir. Hakkı olanın makam edinmesidir. Bir kimsenin kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu, değim, kifayet olarak tanımlanmıştır. Yeterlik ve ehliyet olarak da bilinir. Bilinmeyen şey ise liyakatin önemidir. Liyakat o kadar önemlidir ki bir ülke liyakat ile kalkınır ve liyakat olmazsa çöker. Başa geçenlerin vatandaşın hayatında yapacağı değişiklikler sınırlıdır. En baştakiler yalnızca ilham verebilir. Önemli olan milyonlarca memuru ve bürokratı nasıl seçtiğidir. Seçtiği insanlar vasıtasıyla ülkeyi kalkındırır. Aslında alabileceği tek ve en önemli önlem görevlere yetkin insanları getirmesidir. Denilebilir ki en büyük idari başarı liyakattir.

Her vatandaş devletinin gerekli yerlere gerekli kişileri getirdiğini görmek istiyor. Bununla birlikte insanın bencillik yanılgısı su yüzüne çıkabiliyor. Layık olmayanların göreve geldiği bir düzende herkes için felakete hazır olunmalıdır. Zor işler bir arkadaşı tanımakla kolaylaşmaz. İşler gerçekleşmezse de genel durum kötüleşir. Kötü bir düzen sistemi yozlaştıranların zararınadır. Önemli görevler önemsiz insanlara verilirse hayati tehlike oluşur. Bir işin yeterliliği hısımlık ise o ülkenin geleceği ne haldedir? İdareci önce görev yetkinliğini sorun edinmelidir.

Bizim için liyakat esaslı seçimler zor değildir. Layık olanı bulmak için aramaya gerek yok. Ülkemiz büyük bir yetenek mirasının üzerinde duruyor. Ayrıca tarihi bir konumumuz var. Cihan devleti kuran bir toplumun devamıyız. Osmanlı liyakat söz konusu olduğunda akla gelen en büyük örnektir. Osmanlı’da köleler dahi devletin en önemli makamlarına gelebilir. Ayrıca ırk ve sınıf ayrımı gözetmeksizin işin ehline verilmesi adettir. Ermeniler kendi devletlerini kurana kadar Osmanlı hükumetinde görev yapmıştır. Rum asıllılar da devlette en önemli yerde görev almıştır. Yabancı unsurlar kendileri terk edene kadar devlet tarafından önemli yerlerde görevlendirilmiştir.

Haksız yere makam edinen işinden iyilik görmez. Adalet değer yargılarımızın temelinde yer alır. Adaletsiz davranan insan kendi hayatını değerli kılamaz. Kimse başkasının hayatına bakarak, başkasına göre düşünerek kaygılanmamalıdır. İnsan değerini içinde yaratır ve layık olmayan kişi de makamını kendine bela eder. (Gyges’in Yüzüğü) İnsan başkalarını etkileyen kararlarda kendince karar vermemelidir. Milyonlarca insanın sağduyusunu hissetmeyen kişi idareci olmamalıdır. Tüm dünyada yaşanan liyakat sorununun Müslüman ülkelerde nispeten daha çok olduğunu söylemeliyiz. Bu Yaz layık olmayan kişilerin makamlara gelmesiyle ülkemiz acı bir tecrübe yaşadı. Haksız yere göreve gelenler sonunda kendilerini perişan etti. İbret almalıyız.  Bakınız: dmy.info/2016-darbesi

Ayrıca Bakınız

Yorum Yapın