Müsavat Nedir

Müsavat Osmanlı’da eşitlik teriminin yerine kullanılan terimdir. Fransız Devrimi’nin sloganında yer alan ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin de sloganı olan “Libertéégalitéfraternité” sözcüklerinden ikincisi olarak alınmıştır. Hürriyet(liberte) terimiyle müsavat ve uhuvvet birlikte düşünülmektedir. Müsavat TDK tarafından eşitlik sözcüğüne gönderilmekte, eşitlik de “İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, denklik, müsavilik, müsavat, muadelet” olarak tanımlanmaktadır.[1]

Meşrutiyet ilan edildikten sonra adaletin ve hürriyetin tesis edildiği kanısı oluşmuş, toplumun farklı bölümleri arasında eşitliğin de sağlanacağı ümidi oluşmuştur. Millet-i hâkime olan Müslüman Türkler zaten Tanzimat’tan beri süregelen eşitlenme sürecine iyice adapte oldu. Müsavat sınıflara ayrılan toplumu birleştirmek amacıyla savunuldu. Bürokratik elitin yerini toplumun her kesiminden gelen görevliler alacaktı. Kısa süren Meşrutiyet tecrübelerinde istibdat döneminin tam zıttı şekilde eşitlik yanlısı çalışmalar yapıldı.

İsmail Fenni Ertuğrul “Maddiyatta kemiyetleri, ebadı ve maneviyatta şeref ve haysiyet ve kemalleri yek-diğerinin aynı olan şeyler hakkında müsta’meldir. Ahlak ve siyasette evamir ve nevahi ve mücazatın haseb ve neseb ve mecki ve servet nazar-ı itibara alınmaksızın efrad-ı ahalinn cümlesi için bir olmasıdır.” Şeklinde tanımlar.[2] Ahmet Cevizci “Farklı şey ya da insanların birbirlerinden ne kadar farklı olurlarsa olsunlar, uzunluk, ağırlık, hak, muameleye tabi tutulma benzeri belli bir nokta üzerinden benzer veya aynı olması durumu” şeklinde tanımlar.[3]

Eşitliğin hürriyet ile birlikte gelmesi gerektiğini iki kavramın da toplumun bütünüyle ilgili olmasından anlayabiliriz. Özgür bir ortamda belli kesimlerin ya da bireylerin diğerlerinden daha üstün olması düşünülemez. İnsan kendi seçimlerini yapabilmesi için kısıtlamalardan ve sınıf ayrımından azade şekilde düşünebilmelidir. Osmanlı aydınları eşitliği Avrupa’daki gibi tahayyül etmişse de İslam toplumunda ne işçi hareketleri ne de demokratik anlayış mevcut olmadığından düşünceleri sahaya yansımamıştır.

Kendi âleminde bir gedayı dahi padişah eden hürriyet, kim­seyi madununun mağduriyetine hisse­dar etmeksizin, herkesi mafevkinin sa­adetine nail etmeğe kabil görünen mü­savat. Namık Kemal    (Kaynak)

Kaynak: Doğuhan Murat Yücel, Son Dönem Osmanlı Düşüncesinde Hürriyet Kavramının Çözümlemesi, Kafkas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Bahar 2017, Sayı 19, ss. 179-188

Kaynakça

[1] TDK. 1998: 1612.

[2] ERTUĞRUL, İ.F. Lugatçe-i Felsefe, 2015:.139.

[3] Ahmet Cevizci, Felsefe Sözlüğü s.164.

Ayrıca Bakınız

Yorum Yapın