Ne Ekersen Onu Biçersin

Ne Ekersen Onu Biçersin

ne ekersen onu biçersinBitkiler tohumlar bırakarak çoğalır. Tohum, bitkinin çok küçük bir kısmıdır. Buğday gibi taneli bitkilerde taneler yeniden ekilirse bitkinin tamamı yetişecektir. Herhangi bir ekim işleminde ektiğimiz tohum, aldığımız ürünün parçasıdır ve aynı ürünü yetiştirir. “Ne ekersen onu biçersin” atasözü de bu işi kast ederek, farklı anlamlara işaret eder. Sözlü halk kültürüne ait bu söz, binlerce yıllık felsefi bir soruna değinir.

Halk kültürü, toplumun ortak ürünleriyle ve anonim biçimde oluşan imece bir birikimdir. Diğer kültür ürünlerinden farkı, herkesin ortak bir şekilde, kasıtlı veya kasıtsız katkıda bulunduğu doğal birikim olmasıdır. Bu sebeple, insanın ilk sorularından beri kendi içinde doğal yanıtlara sahip olmuştur. Bugün felsefenin aradığı evrenin anlamı ilk olarak halk destanlarında işlenmiştir. Tıbbın aradığı çareler şamanlarda, şifacılarda ilk olarak aranmıştır. Sanat ögelerinin ilk şekillerini de ninnilerden ağıtlara dek halk ortaya koymuştur.

ne ekersen onu biçersin gerş dönüşümBu atasözü genel bir sorunun, doğal halk ortamında ve basit şekilde anlatılışıdır. Her şeyin bir karşılığı olduğunu anlatır. Hiçbir şey karşılıksız değildir. Her şeyin bir sonucu olacaktır. “ Ne ekersen onu biçersin” demekle, yaptığımız işin karşılığının işe bağlı olduğu kast edilmektedir. Bundan başka bir şey beklenilmemesi anlamı da vardır. Kısaca: Her işin kendine göre bir sonucu var, başka bir şey beklenemez anlamına gelir.

savaş- etki-tepki

Newton’ın 3. yasasına göre: Her etkiye karşılık eşit ve zıt bir tepki vardır.

Bunu fizik yasaları birkaç yüzyıldır söylüyor. Filozoflar iki bin yıldır böyle şeyler söylese de, Kant ile sarsıcı biçimde gündeme gelmiştir. Kant evrensel fizik kanunlarını felsefeye uyarlamak ister. Newton’un kanunları gibi, her etkiye eşit şekilde bir tepki vermek gerektiğini belirtir. Hiçbir şeyin nedensiz olmadığını, eşitliğin keşfedilmesi gerektiğini söyler. Felsefenin yapacağı iş bu eşitliği hayata uygulamak ve hiçbir şeyin nedensiz olmadığını göstermektir. ” Ne ekersen onu biçersin sözü de tam olarak bunu anlatmaktadır” Hiçbir şey nedensiz değildir. Yoktan var olmaz,. Var olan da yok olmaz.  Ne ekersek onu biçeriz. Ekmediğimizi talep edemeyiz. Böyle bir talep yerine gelmeyeceği gibi, ömrün boşa harcanmasından ibarettir.

Gerçekten dünyada fazladan bir şey olabilir mi? Yani ekmediği ürünü biçen insanlar var mı? Ne fiziğe, ne Kant’a, ne de halka göre böyle bir şey mümkün değildir. İnsan yaşattığını yaşar. İnsanı oluşturan her atomun fiziği bunu söyler. Fazladan bir şey görünse de, bu sadece bir etkidir, tepkisini beklemektedir. Görüntüden bir şey çıkaramayız. Özü, fıtratı anlamalıyız. Dışarıdan görünen yanıltıcı olur. Kendimizden yola çıkarak, kendi içimizdeki gerçeği bulmalıyız. Bak: dmy.info/iyi-insan-olmak

ne ekersen onu biçersinEktiğimizi biçmiyorsak, yaşamanın ne anlamı olurdu? Karşılığını alamıyorsak ekmenin, yaşamanın anlamı olur muydu? Hepimiz aslında bunun farkındayız. Bunun için yaşıyoruz. Bu eşitliği halk ürünlerinde de yaşatmışız.  Bunu biliyor ve uyguluyoruz. Ancak bazen etkilere karşı tepkinin geciktiğini düşünmekteyiz. Bunlar her düzende olan ufak sorunlardır. Biz düşen, bu tepkinin kesinlikle bulunduğunu yalnızca hasat zamanını beklendiğini anlamaktır. Her türlü hareket için söylüyorum, ekim zamanı varsa, hasat zamanı da vardır. Yalnızca doğru zamanı beklemek ve verilen emeğin karşılığını almak gerekir. “Ne ekersen onu biçersin” sözü de tarih boyunca biz bunu söylemektedir.

Bir Yanıt

  1. seda 10 Nisan 2015

Yorum Yapın