Niçe Niçe Yıllara

Felsefi Komedi dizisinin onuncu yazısıdır.

niçeNiçe(1844−1900) hayatı boyunca sağlık sorunlarıyla uğraşmıştır. Bir de insanlığın sorunları vardır ki asıl sağlık sorunları haline gelmiştir. İnsanlık ve hastalıklar hayatını kuşatmıştır. Öyle acılar çekmektedir ki kendini klasik Latin ve Grek filolojisine vermiştir. Müzik ve hayat kadınları da cabasıdır. Sorunlu bir hayat yaşamıştır. Gençliğinde kaptığı hastalıkları ve felsefeleri içinden atamamış, uğraştıkça uğraşmıştır.

Tanrının öldüğünü ilan edeli birkaç yıl olmuştur. Hastalıklar vurmakta, hassas ve bıyıklı bedenine inmeler inmektedir. Felç olmadan biraz önce arkadaşlarıyla ölüm hakkında konuşmaktadır.

-Tanrı bile ölüyorken sen de ölebilirsin Niçeciğim.

-Dalga geçmeyin olm, bu sefer felsefe değil. Harbiden ölüyorum galiba.

-Sana gerçek bir doktor önereceğim, kulakları sağırdır, seni duymayacağı için muayene etmeyi kabul edecektir. Al şu adresi….

Hemen adrese giden Niçe bir mezarlıkla karşılamış, kendisine ölmeyi tavsiye ettiklerini anlamıştır. Başka bir adres tavsiyesinde ise Demet Akalın konseri vardır ki bu daha ölümcül olduğundan artık gerçek bir doktor bulmaya karar vermiştir. MHRS hastane randevu sisteminden randevu almıştır. Altı ay sonra muayene olabilmiştir. Sağlığını hep ihmal etmektedir.

Görevli doktor Niçe’yi tanımış, açıköğretimden okuduğu felsefe bölümünü hayatının bir yerinde kullanmış olmak için bir espri patlatmak istemiştir.

Üstinsan sizin oralardan pek geçmiyor galiba, hani üstinsan? Ne bu hastalıklar? İhihi :)

-Saçma sapan konuşma doktor. Üstinsan bu devrin adamı değil. Üstinsan hayal edemeyeceğin bir ahlaktadır, köle ahlakını yenecek insandır. Ezik insanlığı terk edecektir.

-Doğru aslında, karım o kadar kilo aldı ki her gün altında eziliyorum. Bir an önce bunu bırakıp ahlaksız bir kadın almalıyım.

-Onu bunu bırak yaşayacak mıyım doktor?

-Yaşayacaksın, ama buna yaşamak denirse.

-Neden?

-Ekmek kırıntısı üzerinde felsefe yapmışsın. Bismillah demeden amfiye girmişsin. Platon hakkında ileri geri konuşmuş, Marx hakkında gıybet yapmışsın. Allah belanı vermiş.

-Ne yapabiliriz?

-Acilen felsefeyi ya da geneleve gitmeyi bırakman lazım.

-Felsefeyi bırakıyorum.

-Bak işte. Umutsuz vakasın. Tanrı öldü dedin, çarpıldın. Hala akıllanmamışsın. Sözünü geri al ya da Eyüp Camii’ne gidip tövbe et.

-Boş yapma doktor, inme iniyor, ölüyorum diyorum.

-Napiym, babam mı yazdı Böyle Buyurdu Zerdüşt’ü?

-Kitaptan değil de, Youtube için çektiğimiz videodan olmuştur. Tanrının cenazesini çektikydik.

-Kendin kaşınmışsın. Geri kalan hayatını sevdiklerinle geçir.

-Tüm arkadaşlarım ya ölü ya da deli. Ne yapacağımı bilmiyorum.

-Sen o kadar Grekçe Latince oku, sonra frengiden öbür tarafı boyla. Neyse hikayen ilginç en azından, ölümünden sonra kıymetin anlaşılır.

-Ben şimdi anlaşılsın istiyorum. Geneleve para vermekten bıktım. Kızlar felsefemi anlasın ve beni sevsin isterdim. Ama onlar piç seviyorlar. Bundan sonra yeni bir akım başlatıyorum. Piççilik akımı. Efendi yerine piç tercih edenler utansın.

-Piç değil hiçtir o, piç olsa duramazsın.

Hemen sonrasında felç olması ve yatalak kalması neyse de ona kafayı yedirten arkadaşlarının Whatsapp şakaları olmuştur. Niçe’yi kızların Whatsapp gruplarına ekleyip çıkarıyorlardı. Niçe de grupta ne makaralar dönüyordur diye merak edip çıldırıyordu.

Felsefeciler felsefe kitaplarını sıralayıp ne kadar başarılı olduğunu anlatırken dinciler aynı şeyleri sıralayıp ne kadar başarısız olduığundan bahsediyorlardı. İlginç bir adamdı. Kimse Niçe’yi sevmiyordu, ama ateist oluşu onun hakkındaki en kötü 5. Özellikti. En kötü özelliği ise insanlar arasına düşmüş olmasıydı.

On bir yıl felçli ve aklı yitik bir şekilde yaşadı ve bu süreçte şarap tanrısı Dionysos olduğuna inandı.

Tanrının ölümünü ilan eden Niçe’nin payına on bir yıllık bir ölüm düşmüştü.

Bir Yanıt

  1. Niyazi Palamut 1 Haziran 2018

Yorum Yapın