Ölümsüzlüğün Sırrı- Eser Vermek

Paylaştıkça artar:

moğollarBüyük Moğol hükümdarı, tarihin en muazzam komutanlarından Cengiz Han 1162 yılında doğdu. Moğol kabilelerini askeri dehasıyla bir araya getirdi. Çok savaştı, herkes ondan korkuyordu.Güç kullanarak önce Orta Asya’yı, sonra ulaşabildiği her yeri ele geçirdi. Tarihin bitişik en büyük imparatorluğunu kurdu.

Moğollara direnen şehirler yerle bir oldu. Moğollar şehirlere pek sıcak bakmıyorlardı. Onlar için korku salmak ve mümkünse şehri yanlarında götürmek önemliydi. Nice şehirler, mimari yapılar, kitaplar, kültür ögeleri de Cengiz Han’ın askerlerince yağmalandı. 50 milyon kişiyi öldürdükleri bilinmektedir.

Ancak,  Cengiz Han bile bazen yardıma ihtiyaç duyuyordu. Takvimler 1220’yi gösterdiğinde Cengiz Han uzak diyarlardan Çang Çung adlı bir Taoist keşişi çağırdı. Ona ölümsüzlüğün sırrı olup olmadığını sordu. Keşiş ilaç olmadığını, sadece dikkatli olarak uzun yaşamasını söyledi. Cengiz Han ise savaşmadan duramayacağını, bunun küçüklükten beri gelen bir Moğol geleneği olduğunu söyledi. İkisi de 1227 yılında öldüler.

Cengiz Han savaşmanın gelenek olduğunu söylemişti. Aynı kültürden, aynı coğrafyadan gelen Türkler de savaşçı bir geleneğe sahipti. Akraba topluluklar olarak Orta Asya’da yaşarken Türkler göçmeye başladı. Ancak farklı bir yol izlediler. Gittikleri yerleri yıkmak değil, onlara katılmak ve onları korumak istediler. Nereye gittilerse bir şeyler benimsediler. Savaştılar, ancak yok etmediler. Bu sayede kalıcı olabildiler. Eserleri yok etmek yerine eser vermeyi yeğlediler.

Moğollar yüz yıl içinde yok olurken Türkler halen gittikleri coğrafyalarda mevcutturlar. Türkler Moğollardan daha güçlü ya da daha becerikli değildirler. Ölüm ile kendilerini yaşatamayacaklarını anlamış, adaletli şekilde hüküm sürmeye çalışmışlardır. Mesela Osmanlılar bilmedikleri şeylerde bilene başvurdular. Alimlere, mutasavvıflara saygı duydular. Diğer Türk hanedanları da gittikleri yerlerin kültürünü benimsediler. Gittikleri yerleri kazanmak istediler. Mesela Anadolu Roma, İslam ve Türk kültürlerinin bir sentezi haline geldi.

ölümsüzlüğün sırrıEserleri yıkmak bir yana, onları donattılar. Geldikleri yerleri ihya ettiler ki bu sayede yüzlerce yıl kaldılar. Diğer göçer toplumlardan eserleriyle ayrıldılar. Hoşgörülü olmak ve uyum sağlamak tutumundaydılar. Farklılıkları kabul ederek büyüdüler. Yok ederek yok olmak yerine var olanı kazanarak ölümsüz bir kültür oluşturdular. Kendi kültür gruplarında en kalıcı ve yenilikçi oluşuma imza attılar.

Büyük bireyler olan devletlerden bahsetmişken bizleri de vurgulamalıyız. Siz de kalıcı olabilirsiniz. Siz de eser verebilirsiniz. Bireylerin yaptığı katkılarla toplumlar birikime sahip olur. Toplumlar da insan kültürüne miras kalır. Her eser ölümsüzlüğe bir adımdır. Bıraktığınız her şey sizi yaşatır. Hayatımız, yaşattıklarımız da bir eserdir. Ailemiz hayata bıraktığımız bir şaheserdir. Anılarımız en büyük mirasımızdır.

Cengiz Han’ın aradığı ölümsüzlüğün sırrından bahsediyoruz. Ölümsüzlük kalmaksa dünyada, eserlerimizle kalıyoruz. Unutmayın ki insan et ve kemikten ibaret değildir. İnsanı insan yapan kültürdür. Kültüre katkıda bulunarak ölümü aşar ve sonraki kuşaklara miras kalırız. Kültüre katkı yapmanın birçok yolu vardır. İyi bir hayat iyi bir örnektir. İçinde bulunduğumuz bilgi çağında hayatımızı hayatlara çevirmek herkese sunabileceğimiz bir yoldur. Hayatlar genel ağ ile kazanılabilir. Önünüzdeki ekrandan tüm dünyaya katkı yapabilirsiniz.

Ağda paylaştığımız malzemeye e-içerik diyoruz. E Nedir? Elektronik içeriktir. Bilgisayar ortamındaki içeriktir. Daha gündemdeki şekliyle ağ üzerinden erişilen içeriktir. Genel ağ içeriği geniş kitlelere ulaştırır. Ağda bilgiyi kendi sitenizde ya da bilgilerin toplandığı içerik sistemlerinde paylaşabilirsiniz. Unutmayın ki kimse bilginin sahibi değil, öğrendikçe bilgili oluyoruz. Öğreniyorsanız bunu sunan birileri sayesindedir.

Mesela ben, lise öğrencisiyken Vikipedi, forumlar ve bloglar gibi mecralarda bilgiler paylaşıyordum. İnsanları o devirde paylaştıklarımı kullanırken görüyorum. Temmuz 2013’te bilgisayarda duran yazıları ve ilginç bulduğum şeyleri paylaşmak için dmy.info’yu kurdum. Yazdıklarım 2014’te 1 milyon, 2015’te 5 milyon kez okundu. Öğretmenler, yazarlar, araştırmacılar, öğrenciler, meraklılar, öğrenmek isteyenler müteşekkir oldu. Ben de bu kadar az bir çabayla milyonlarca kişiye faydalı olabilmenin hayretiyle doldum.

ölümsüzlüğün sırrıPaylaşacağınız bir şey yok sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Herkes özgün tecrübelerini kültüre aktarabilir. Bir şey bilmeseniz de yaşadığınız şeyler kültür için ilginç birer veridir. Önemli olan kişisel görüşlerinizi başkalarına diretmemek ve genel geçer olduğunu iddia ettiğiniz bir bilgiyi temellendirmek. Ölümsüzlüğün sırrı kendini toplumda yaşatmaktır. Yusuf Has Hacib’in de dediği gibi: Doğan ölür, ondan eser kalır söz, sözünü iyi söyle ol ölümsüz.

Canlandırılmış Anlatımı İzleyebilirsiniz.

Ayrıca Bakınız

Bir Yanıt

  1. Fahri Işık 15 Mayıs 2016

Yorum Yapın