Pazar Günleri Aşırı Acıkırım

pazar günleriAslında öyle bir şey yok. Pazar günleri falan acıkmam. Havalı olsun diye yazdım. Edebiyat böyle oluşmuyor mu, imge havuzundan süregelen metaforik betimlemeler! Zaten Pazar günü diye bir şey de yoktur. Pazar, bizim zaman varsayımlarımızdan biridir. Mamafih, acıkmak aşırı gerçek bir şeydir. Hatta, hayata dair ilk eylem acıkmaktır. Bir canlı önce enerji alır, sonra hareket eder. Bir bebek önce nefes alır, sonra ağlar. İnsan da ayı gibi, açken oynamaz. İşte bunlar hep böyle şeyler.

Sovyet askeri marşlarını ne zaman açtım bilmiyorum. Kulağımda “Katyuşa” ile bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim. Yazmak istedim ama konu tam belli değil. Nedense, önce aklıma başlık geldi. Acaba ne yapabilirim bu ilginç başlıkla? Sonra bir ilginçlik, bir çılgınlık diye devam ettirip gidiyorum. Öyle sanıyorum ki, hayatın özü de böyle bir şeyden ibaret. Bakalım ne olacak tarzı yani. Mantık olarak tanımsız ya da saçma olacak bir gidişata sahip. Zira, deneme yanılma tarzında, ama deneme değil kalıcılık üretiyor; ayrıca yanılma diye bir şey de yok, çünkü doğru olanın ne olduğu belli değil.

Çoğu zaman yahu hayat dediğin ne olabilir ki diyorum, çoğunda uyuyoruz ya da yaşamak için mücadele veriyoruz. Yani içeriği anlam bulacak kadar geniş değil. Sanki hayat bizim çok dışımızdaymış da biz o esnadaki ıvır zıvırmışız gibi hissediyorum. Tüm olay bizden hariçte gerçekleşiyor ve biz bu esnadaki küçük önemsiz bir kıpırtı halini alıyoruz. Bilgisayardaki ekran koruyucu gibi, öylesine bir görüntü. Ya da insan vücudundaki milyonlarca hareket gibi, aslında tüm hareketleri biz yapıyoruz ama hiçbirinin farkında değiliz. Biraz önce ne hücreler öldü, ne dokular yitirildi acaba! Hepsi ben’im, ama “ben” bunun dışında gibi.

pazar günleri

Dünyayı kurtarmak için yeşil beslenin.

Hayatın anlamını bu başlıkta bulmuş olabiliriz. Çok saçma bir şeye benziyor, ama gayet manidar. Aslında başlığın anlamlı bir göndergesi var. Ciddiye alırsanız yemeğe gitmemi söyleyebilirsiniz. Ama günde binlerce kez okunan bir siteye de başlık yapınca saçma oluyor. Görelilik işte, her zaman her yerde farklı bir görüş vardır. Dolayısıyla anlamlı olmaktan ziyade anlamı oluşturmaktan bahsedebiliriz. Her şey bir şeye “göre”dir. Buna göre de herkesin açısı önemlidir. Bu önermeden hareketle herkese hitap eden en anlamlıdır diyebiliriz. Ancak demesek de olur.

Felsefe falan, işte hayat böyle geçiyor. Duvarlara bakarak yapacağım soruşturmayı burada yaptım. Bu site iyi oldu. En azından, yazdıklarımı merak eden insanlar olduğunu öğrendim. Yıllık 5 milyon okunma sayısı bunu gösteriyor. İlginç olan ise benim alelade yazılarımın popüler olmasıdır. Bunun nedeni de kimsenin yazmaya kalkışmamasıdır. Yalnızca ben yazdığım için çok okunan yazılar var. Bu konulara, yani hayatın özü ve anlamı ile ilgili sorulara ilgiliyseniz yazmanızı öneririm. Yazmakta ya da düşünmekte kötü olduğunuzu sanmayın, felsefe tarihi birbirini absürd sayan düşüncelerle doludur. Hatta bilimde bile ak ile karanın nöbetleşe doğru olduğu görülmektedir.

Ayrıca Bakınız

Yorum Yapın