Tekbencilik

Paylaştıkça artar:

663px-Tekbencilik Düşünce

Tekbencilik Nedir

Sözlükte tekbencilik: “Yalnız ben varım, benden başka her şey yalnızca benim tasarımımdır” diyen; öznel ben’i bilinç içerikleriyle birlikte tek gerçek, tek var olarak kabul eden görüş, °solipsizm. diye geçiyor. Kısaca “gerçekliği kendinden ibaret görmektir” denebilir. Peki nedendir? Nasıldır? Hayatın ve varlığın nedenini bilmeden yarım bir cevap vermiş olacağız. Öncelikli neden kişinin mantıksal sorgulamasıdır. Bir insan tekbenci görüşe mantıken zorunlu olarak ulaşır. Tabi en baştaki nedenler bilinmediğinden varsayımlar değişkendir. Hayatın özü bilinmediğinden başlangıç değişkenimize göre tekbenciliğe zorunlu olarak ulaşabiliriz. “Düşünüyorum öyleyse varım” çıkarımıyla bilinen Descartes mevcut verilerde bu görüşün öncülerindendir. Günümüzde varoluşçuluk, absürd akım,  idealizm taraftarları da bu sonucu göz ardı etmez.

İlk neden, yani hayatın amacı, ulaştığı yer, işlevi gibi bir açıklama olmadığından. Buna göre yola çıkılamıyor. Birey kendi değişkenleriyle hareket edip olasılıkları gözardı etmediğinde tekbencilik mümkün olur. Özne kendine şu soruyu sorarak başlayabilir:  Ben nedir? Organ ve dokulardan oluşan bir vücudu kontrol edebilen – düşünebilen bir varlık .Böylece beden ve ruhu tasavvur edebiliriz. Kişiyi tekbenciliğe ulaştıran ana soru “ben” in neliğidir. Bireyin benliğini sorgulamasına çevresindekilerin ona yüklediği sorumluluklarla çatışması neden olabilir. Birçok etken söz konusudur. Zira hayat sürekli bizden talep halindedir. Talepleri gerçekleştirirken yetkinliğimizi düşünebiliriz. Bu durumda “ben neyim” diye soran kişi mevcut öncüllerden yola çıkar. Öncüllerden zorunlu olarak tekbenciliğe ulaşılır.

emperyalizm ve devlet karikatur Tekbencilik

Tekbencilik

Aslında bizi yalnızca öz fikir dünyamızın geçerli olduğuna inandıran dünyamızın taleplerimize karşılık verememesidir. Buna karşın bir de öz veride bulunmamız istenir. Bu durumda dünya ya çok saçma bir yer olur ya da benim düşünce dünyamda, kendi içinde tutarlı olabilir. Burada Wittgenstein’ın[dmy.info/tag/wittgenstein] da belirttiği kişisel dünyanın dış dünya ile farklılığı- dilin ve imgelerin farklılığı- nesneyi bertaraf eder, özne kalır geriye. Özne, yani kişi hayatın dengesiz yapısına “tekbencilik” savunma mekanizmasıyla karşılık verir. Aslında “tekbenci” hayatı normalleştirme, yaşanabilir görme kaygısı güder. Olaylar arası saçmalık, bağlantısızlık, rastgele yaşamlar ve mantık bağlarını kuramamak kişiyi tüm hayatın ancak kendisi üzerinde şekillenmişse mantıklı olacağı düşüncesine götürür. Tekbenci baktığında var olur dünya. Hiçbir şeyden emin olamaz, kendi düşüncesi hariç. Çünkü dış uyaranlara nasıl güvenilebilir? O kadar yanıltıcı ve rastgele uyarıcılar vardır ki duyular ancak birer engel olabilir. Rüya ile uyanıklık, hayal ile gerçek benzerliği kadar belirsiz bir dış dünya vardır. Böylece insan yalnızca bunları fark etmesini sağlayan düşünceleriyle kalır. Dışarıdakilerin var olup olmadığını bilemem. Diğer insanların bilince sahip olduğunu da bilemem. Neden sadece insanlar bilinçli ki zaten? Sadece insanların bilinçli olduğunu sanamam. Bütün dünya bir düş dünyası kurar gibi kurulmuştur. Çünkü ancak düşlerde bu kadar serbest bir düzen ve istediğim kadar saçmalık olabilir.

Felsefe yapan kişi bu, gerçeğin son basamaklarında, dünyaya şaşkınlıkla bakar. Tekbenciliğin ardından absurdism, dünyayı saçmaya indirgeme gibi düşünceler geliştirebilir. Zaten gerçeğe doğru korkusuzca adım atan kişi bundan sonraki aşamayı görüp bir kahkaha atacaktır. Hayatın ne olduğunu, nasıl yaşamak gerektiğini sorgulayan kişi tekbenciliği de hesaba katacaktır. Felsefe, bu yoldan da geçmeyi salık veriyor. Bakınız: dmy.info/iyi-insan

Bir Yanıt

  1. ali erden 9 Şubat 2014

Yorum Yapın