Türkiyede Felsefe

Paylaş:

Osmanlı’da Felsefe için bakınız: dmy.info/osmanlida-felsefe/

Kısaca Türkiye’de Felsefe Çalışmaları

Türkiyede Felsefe ve Felsefeciler-Filozoflar Felsefi Çalışmalar Tarihi

Türkiye’de felsefe çalışmaları yazısı: Türkiye Cumhuriyeti’nde yapılan çalışmalar ile sınırlıdır.  Felsefenin doğduğu bu topraklarda, 2500 yıl sonraki felsefe çabalarını irdeleyeceğiz. Ne yazık ki cumhuriyetin ilk dönemlerinde felsefeden ziyade devrim çabaları vardır. Tek tip düşünce hakimdir. Siyasi ortam düşünceleri devrimler uğruna yönlendirmiştir. Resmi ideolojiye aykırı fikirler barınamamıştır. Yine de, rağbet olmasa da, bazı düşünürler fikirlerini yazar. Konya’daki Yeni Fikir dergisi’nde yazan Naci Fikret (1891-1945), Namdar Rahmi Karatay (1896-1944) enerjetizm akımını temsil eder. Bu düşünürlere göre varlığın temeli enerjidir. Olaylar da enerjinin hareketleridir. Emin Erişirgil(1891-1965) ve Avni Başman(1887-1964) Pragmatizm anlayışındadır. İdealist tutum içinde olan Mehmet İzzet’in Milliyet Nazariyeleri, Milli Hayat (1923) kitapları meşhurdur.

Felsefe çalışmalarına İstanbul Üniversitesi ile Ankara Üniversitesi merkez olmuştur. Almanya’dan Türkiye’ye iltica eden Hans Reichenbach matematik, mantık ve olasılık gibi konularda öncü olur. Alman filozof Ernst Von Aster, Eski Yunanca uzmanı Valter Kranz. Aydınlanma Düşüncesi ve Kant Felsefesi hakkında Heinz Heimsoeth,  varoluşçu felsefede Joachim Ritter çalışır. Reichenbach’ın asistanı Nusret Hızır (1899-1980), Türkçe felsefeye mantık, bilim felsefesi konularında telif eserler ile Leibniz, Erasmus çevirileri kazandırır. İlerleyen dönemlerde materyalizm eksenli bir görüşü benimsedi.

1920’de Aydınlık dergisi etrafında Şefik Hüsnü ve Sadrettin Celal gibi düşünüler Marksist- Leninist çözümlemeler yaptılar. Türk toplumunda sınıf bilincinin teorilerdeki gibi olmaması ve toplumbilimin mekanik uygulamaları bu görüşün yüzeysel kalmasına neden oldu. Önce materyalizm kendi içinde bölündü. Diyalektik anlayış ve marksizm de kendi içinde çatışmaya başladı. Batı toplumunda oluşan bu fikirler bir taban bulamadı. Hikmet Kıvılcımlı ve Kerim Sadi burjuva yazarları eleştirdi. Sonra da kendilerini eleştirdiler.  Sovyetlerin kurulması, Stalin’in zorla sosyalizm anlayışı ve sol düşüncenin  siyasi sakıncalara gark olmasından sonra Marksizm Türkiye’de eser miktarda kalmıştır.

Kadro dergisi (1931): Vedat Nedim, Burhan Belge, İsmail Hüsrev, Şevket Süreyya gibi yazarlara sahipti. Sömürge ekonomisinden bağımsız milli ekonomiye geçiş için yazdılar. İnsan(1938) ile Yurt ve Dünya (1941) Marksist eğilimler gösteren başka bir dergilerdi. 1946’dan 1960’a kadar Marksizm siyasi yasaklara tabi idi. Basın ve yayım da bu görüşü yansıtamadı. Marks’ın “ilkel topluluk> kölelik> feodalite> kapitalizm> sosyalizm” çizgisinin yorumları geliştirildi. Doğu toplumlarında farklı sosyalizm anlayışları  olabileceği fikriyle hareket edildi. Niyazi Berkes ve Şerif Mardin gibi yazarlar Türk toplumuna ve düşünce yaşamına bilimsel yaklaşımlar getirdi.

Hilmi Ziya Ülken(1901-1974), sosyoloji, Türk- İslam düşüncesi, metafizik ve edebiyat alanlarında eserler verdi. Macit Gökberk(1908-1993)’in halen bölümlerde okutulan Felsefe Tarihi(1961)gibi kitapları ve Alman idealizmi, dil-felsefe ilişkisi, tarih felsefesi konularında çalışmaları vardır. Takiyyettin Mengüşoğlu(1905-1984) fenomenoloji, felsefeye giriş ve varlık felsefesi alanlarında çalıştı. İstanbul Üniversitesi’nden Nermi Uygur  fenomenoloji ile ilgilendi. Mantıkçı pozitivizm içinde de önemli düşünceler üretti. Felsefede olduğu kadar edebiyat, dil ve toplum hakkında da önemli çalışmaları vardır. Aynı zamanda eserleri halen beğenilen usta bir edebiyatçıdır. Bedia Akarsu, dil ve fenomenoloji; H. Suphi Tanrıöver, İsmail Tunalı  ve İ. Hakkı Baltacıoğlu estetik çalışır. Necla Arat genel felsefe ve estetik alanlarında çalışmalarını sürdürür. Ioanna Kuçuradi, “…felsefeyi dar akademik çevrelerin dışına çıkarmak, ülkenin sorunlarına eğilen ve toplumsal yaşamın gerçek gereksinimlerine karşılık veren bir uğraş haline getirmek…” amacıyla “Felsefe Kurumu” nun kurulmasına öncülük eder.(1974)

Bilgi kuramı, ahlak alanında Betül Çotuksöken, Saffet Babür, Arda Denkel, Afşar Timuçin  Arda Denkel ve Vehbi Hacıkadiroğlu; bilim felsefesinde Cemal Yıldırım ve Doğan Özlem; Ahlak ve estetikte Ioanna Kuçuradi, Bedia Akarsu, Necati Öner, Necla Arat ve Vehbi Hacıkadiroğlu’nun; estetik alanında İsmail Tunalı, Afşar Timuçin, Taylan Altuğ ve Nejat Bozkurt’un; tarih ve toplum felsefesinde Suat Sinanoğlu; felsefeye girişte Server Tanilli, Selahaddin Hilav ve Önay Sözer’in çalışmaları ve yazdıkları çeşitli eserler dikkati çekmektedir.

Bakınız: dmy.info/turkiyede-felsefe-egitimi

Hilmi Ziya Ülken’e göre Türkiyede Felsefe 

Türkiyede Felsefe ve Felsefeciler-Filozoflar Felsefi Çalışmalar TarihiZiya Gökalp,cumhuriyet reformlarının hareketlerinin fikir babası kimliğiyle öne çıkmıştır. Bergson’cu metafizik ve maddeci diyalektik materyalizm cumhuriyetin ilk dönemlerinde iki ana akımdır. Her iki düşüncenin de memlekette başlaması mütareke yıllarının karamsar atmosferi içinde gerçekleşmiştir. Kurtuluş için bir hamle arayışı beklenen bu dönemde biri ruhta, diğeri maddede çözüm arayan iki düşünceden biri olan Bergson 1921-1923 arasında yayımlanan Dergâh dergisi etrafında daha çok Yahya Kemal ile öne çıkar. Anadolu’ya yöneliş, sonraki yıllarda memleketçilik akımını doğurur. Osmanlıcılık, Türkçülük ve İslamcılığa tepki olarak doğmuştur. Mükrimin Halil, Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu ve Remzi Oğuz Arık gibi yazarlar bu görüşü 1923 yılında kurulan Anadolu dergisi etrafında gelişmiştir. Materyalizm ise 1931’de çıkan Kadro dergisi yazarlarınca temsil edilir. Yakup Kadri, Şevket Süreyya, Vedat Nedim, İsmail Hüsrev ve Burhan Asaf gibi yazarlar ulusal kalkınmayı marksizm ile desteklemeye çalışırlar. Şemsettin Günaltay, Şerafettin Yaltkaya,Ahmet Hilmi, Mehmet Ali Ayni, Nurettin Topçu gibi yazarlar da Türkçü- İslamcı çizgideki felsefecilerdir.

İleri Okuma

Yorum yapın