Türkiye’de Futbol

Türkiye'de futbol“Futbol asla sadece futbol değildir” derler. Sanki basketbol sadece kendisi ve güreş de her şeyi kendi içinde özütüyor. Futbolla ilgilenenler çok olunca buna dair saçmalık da çok oluyor. Bununla birlikte futbolun futbol olmadığı bir yerde doğrudur. Türkiye’de futbol futbol değildir, çünkü beceremiyoruz. Biz futbol oynayamıyoruz. En azından harcadığımız emeğe ve paraya oranla oynadığımıza futbol diyemeyiz. Bizimkisi çok isteyip beceremediğimiz ve ısrarla denediğimiz bir trajedidir.

Bu ülkede futbola dökülen paralar hiçbir şeye dökülmedi. Yabancı futbolculara giden kaynaklar ülkenin turizm gelirine yakındır. Her mahallede bir top sahası, her ilçede bir stad, her okulda bir futbol takımı, her evde bir fanatik, her insanda bir futbol şuuru, her gün bir futbol gündemi, manşetlerde futbolcu eşleri, reklamlarda Fener’in yengesi, filmler holiganlık sergisi, herkeste bir takım sevgisi, herkeste futbola verecek biraz para ve çokça zaman oldu. Olmayan şey ise futbolda başarı, yani insanları mutlu edecek bir gösteriydi.

Futbol maçları şiddet gösterileri haline geldi. Çok parası olan takımın diğerlerini ezmesi beklendi. Bununla birlikte taraftarlar da futbol adlı oyunu cinayet sebebine dönüştürerek ilginç bir buluş yaptılar. Bir oyun olduğunun unutulması yatırılan paralarda da görüldü. Yüz milyarlarca lira futbola yatırıldı. Ürünü ise hiçbir şeydi. Ne milli takım ne de özel takımlar taraftarlarını oyalamaktan başka bir başarı elde edemediler. Çok taraftarı olan İstanbul takımları ise rezaletin en önündeydiler. Her yıl yüzlerce milyon liralık bütçeleriyle taraftarlarına sadece sefalet getirdiler.

Yüz liralık biletler ve iki yüz liralık formalar ile taraftardan aldıkları parayı Avrupa’nın gözden düşmüş berduş futbolcularına verdiler. Nerede yaşlı, kimsenin yüzüne bakmayacağı adam varsa ülkemizdeki rezalete ortak olması için yüksek ücretlerle getirdiler. Ders de almadılar, bunu en baştan beri alışkanlık yaptılar. Ancak onlara suç bulunamazdı. Cahil taraftarlar bunu talep etmekteydi. Kimse elin yabancılarına bu kadar para dökmenin anlamını sorgulamıyordu. Kimse neden iyi bir eğitimle iyi sporcu yetiştirilmediğini düşünmüyordu. Herkesin derdi taraftarlık denen cinayet sebebindeydi.

İnsanlar takımları için birbirini öldürecek kafaya ulaştı. İnsanlıktan ümidi kesmeden önce fanatik arkadaşlara şunu sormak gerekiyor: Takım diye tuttuğunuz şeyde size ait ne var? Takım tutmak aklından bir sayı tutmak gibi. Takımın çoğunluğu zaten dünyanın dört bir yanından gelen kel alaka adamlar. Mahalle takımı olsa seni yansıtıyor diyebiliriz, ama çok uluslu bir takımda ne bulunabilir? On beş milyon lira ücret alan Avrupalı futbolcuya tapan zavallı fakirlere sesleniyorum, biraz kendinizi düşünün. Futbolda size dair bir şey yok.

Futbol toplumun ne kadar cehalet içinde yüzdüğünü simgeleyen bir tablo olarak görülebilir. Tabi bu sadece futbola özgü değildir. Siyaset,trafik,televizyon,günlük yaşantı,kutlamalar,haberler vs. çok şeyi toplumun göstergesi olarak kullanabiliriz. Kendimizi aynada gördüğümüz gibi, toplumu da toplumsal etkinliklere dışarıdan bakarak görebiliriz. Futbol çok pahalı bir ayna olarak karşımızda durmaktadır.

Geçen aylarda milli takımda bazı futbolcular diğerlerinden çok para aldığı için skandal oldu. Zaten yönetici 10 milyon lira maaş alıyorken futbolcunun isyan etmemesi beklenemez. Milli takım para kazanma yeri olmuşsa, onunla bile ortak yanımız yok demektir. Futbol halkı sömürme aracı olmuş, bir virüs gibi kendi içimizde bizi yok etmektedir. Ne yazık ki bu “oyunu” iyi oynamaya çalışmaktan başka hedeflerimiz oldukça durumu düzeltemeyeceğiz. En iyisi bu sevdadan vazgeçelim. Şu saçmalığa harcadığımız paranın binde birini halk eğitim projelerine harcayalım. Öğrenmedikçe fark edemeyiz. Maça yetişmeye çalıştığımız kadar çağa yetişmeye çalışmazsak yeşil sahalar topluma darbe yapmak için kullanılmaya devam edecek.

Ayrıca Bakınız

Yorum Yapın