Yıldızlararası Film Yorumu

Yıldızlararası Hakkında

yıldızlararası afiş

“Dünya’nın sonu bizim sonumuz olmayacak.” Yalana bak.

Yıldızlararası (En.Interstellar) 2014 yapımı bilim-kurgu filmidir. Filme göre: Yakın gelecekte Dünya çevresel felaketlerle boğuşmaktadır. İnsanoğlu yok olmanın eşiğindedir. Öyle ki, başkahraman Cooper(Kupır) çiftçilik yapan bir uzay adamıdır.(astronot) İnsanlar gıda ve sağlık konularında sıkıntı yaşamaktadır. NASA‘dan artık birkaç bilim adamı da insanları Dünya’dan farklı bir yere ulaştırmaya çabalamaktadır. Cooper, insanları ulaştıracağına inanılan projede, gemi kaptanlığına getirilir. Başka bir galakside farklı gezegenler araştırılır. Bir solucan deliği(uzayzamanda suni kısayol) vasıtasıyla binlerce ışık yılı ötesine, yaşanabilir gezegen bulmaya giderler. Ancak işler beklendiği gibi gitmez. Mürettebatın hataları ve yeryüzündeki bilim ekibinin dürüst olmayışı sıkıntılı durumlara yol açar. Sonunda da bir Holywood klasiği olarak insanın egosunu yücelten başarılar görürüz. Sanki iki saat önce dünyanın içine eden biz değilmişiz gibi. Bakınız: dmy.info/dunyayi-kurtarmak-icin-ne-yapmaliyiz

Yıldızlararası’na, Gerek Var mı?

Filmin çevresel felaketlere dikkat çekmesi ve bilimsel paradigmaları sorgulaması başlangıçta ilgi çekmektedir. Ardından gelenler ise filmi ve insanlığın gidişatını sorgulamamızı sağlar. Ancak sonuçta ve önermede sorunlar var. Bir kere doğanın insanlığa indirgenmesi ve insanlığın sonunun dünyanın sonu olması fikri eleştirilmelidir. Dünyayı kurtarmak insanlığı kurtarmaktan ibaret değildir. Parçası olduğumuz doğayı mahvetmek ve çekip gitmek sanıldığı kadar kolay değildir. Doğanın küçük bir unsuru olan insan olmasa da dünya var olacaktır. Canlı hayatı da uzayın her yerinde mevcut, ve dahi halen yayılmakta olan bir temel ögedir. Bu yüzden bizim ölümümüzün yok oluş anlamına gelmesi bir kandırmacadır.

yıldızlararası yorumİnsanın yok olması gerekmektedir. Çünkü yok etmektedir. Adalet bunu gerektirir. Film ise bu gerekliliği, insanlığın her zaman yaptığı gibi, hayal ürünü tesellilerle perdelemiştir. Filmde insanoğluna yardım eden “onlar” adlı metafizik(ya da tamamen fizik) bir ögenin varlığı rahatsız edicidir. Dünyayı yaşanamaz hale getiren, bencil bile olamayan bir yaratığa kim neden yardım etsin? Üstelik insan bunun filmini yapmış, başta bunu eleştirmiş ama sonuçta kapitalizmin mesajlarını vermekten çekinmemiştir. En başta insanın “uzaya para harcanamayacağı” çünkü “yeryüzünü dahi yürütemediği” mesajı verilirken; daha sonra uzay çalışmalarının insanlığın tek ve en büyük çaresi olduğu izlenimi oluşturulmuştur.

Başlangıçta güzel önermeler öne sürmüşken, daha sonra çark edip insanların isteğini vermeye yönelmiştir. Ticari bir ürün olduğundan bunu mazur görebiliriz. Ancak tutarlılık, doğruluktan daha elzemdir. Doğruluk her zaman değişkendir, oysa tutarlı olunmadığında söylenenlerin gerçek olma imkanını da yok etmekteyiz. Sanatçı ile izleyici arasındaki doğruluk sözleşmesini de ihlal etmekteyiz. Eserin gerçekliğine kapılamamaktayız. Tabi filmdeki aksiyon arzına ve insanın soylu uzay macerası gibi saçmalıklara dikkat etmiyorsak olmaz bu. Yoksa her halükarda Holywod gerçeğine kapılmaktayız. Uzun lafın kısası: başlarda uzaya harcanan paraların Sovyetler gibi ekonomileri çökerttiğini, gereksizliğini anlatmaktayken; sonunda uzayın bizi kurtarması pek tutarlı değildir. Ayrıca bir bilim eseri olmakla övünürken “onlar” adlı bir “şey”in filmi kurtarması, eserin anlaşılır olanın ötesine isnat edilmesi de tutarlı görünmemektedir.

Sonuç

Türk kapitalizmiFilmde Görelilik Kuramı‘na sık sık atıf yapılıyor. Senarist film için görelilik öğrendiğini söylüyor. Kullanılan diğer bilimsel bilgiler gibi, görelilik de film adına bükülmüş. Filmin niteliğinin de göreli olduğunu söyleyebiliriz. Gösterimdeki diğer filmlerden çok daha önemli bir yapım olmasının yanında, insanlığın sorunlarına ilişkin yanlış bir yorum yapmakta. Geleceğimizin karanlık olduğu doğru, ancak bunu gezegenler tüketerek değil, tüketmemeyi öğrenerek çözebiliriz. Filmin güzelliği görelidir. Şöyle bir sıralama yapabiliriz. Gösterimdeki filmler arasında işlevi bakımından en iyisi, bize bir şeyleri sorgulatıyor. Bilgiler açısından yanlışlarla dolu, ancak insanların merak etmesini sağlıyor, bu açıdan da iyi. Türk izleyici için çok iyi, zira bizde bu konuları eleştirecek kadar ilgi yok; ancak Amerikan izleyici için berbat, çünkü yine bir zafer masalı.

Yıldızlar arasından önce, insanlar arasına ne dersiniz? Bakınız: dmy.info/insanligin-sorunlari

Felsefeciler için çok iyi, yanlışın etkileyici bir sunumla doğru hale getirilmesi görülebilir. Paradigmaları eleştirirken paradigmanın esiri olan düşünceler gözlemlenebilir. İnsanın kendini aldatmasına ne kadar para harcandığına şahit olunabilir. Kapitalizmin neden hala bu kadar tuttuğu, filmin gerçeklere yanlış biçimde değinmesi ile, bu eserde okunabilir. Sonuç olarak filmin izlenmesi gereken bir masal olduğunu söyleyelim. Bir işlevi var, “masal”, ancak gerçek olmak iddiası onaylanamaz. Nerede o eski masallar diyerek gidip görmenizi öneriyorum. Bir musibet bin nasihatten yeğdir. Bakınız: dmy.info/felsefi-filmler

Yorum Yapın