boğulan çocuk düşünce deneyi

Boğulan Çocuk Düşünce Deneyi

Yürürken bir havuzun yanından geçiyorsunuz. Havuzda bir çocuk var ve boğulmak üzere. Havuza atlayıp çocuğu kurtarır mısınız? Kurtarırsanız ıslanacaksınız ve kıyafetlerinizi değiştirmek için eve gitmeniz gerekecek. İşleriniz aksayacak. Çocuğu kurtarır mısınız?

Hemen herkes çocuğun hayatının daha önemli olduğunu bilir ve çocuğu kurtarır. Sanki kurtarmak zorundaymışız gibi görünmez bir kural vardır. Islanmak gibi bir maliyetin yanında bir çocuğun hayatı kıyaslanamaz bile.

Peki o sırada birçok insan havuzun kenarında mevcut ise yine de suya atlar mıydınız? Yani bu işi herhangi biri yapabilir, ancak çocuğun boğulması da an meselesi. Başkaları henüz atlamamış, ama herkes de birbirini bekliyor. Cevap ne olursa olsun kendinize şu soruyu sorun: iyilik yapmak için beklemeli mi?

Şimdi başka bir açıdan bakalım. Ölüm tehlikesi geçiren çocuk yakında değil de çok uzak bir ülkede olsa yardım eder miydiniz? Türkiye ya da başka orta halli bir ülkede yaşıyorsanız bir günlük eğlence masrafınız açlık sınırındaki bir insanı bir ay yaşatabiliyor. Boğulmakta, açlıktan ölmekte olan insanları çok ufak bir masraf ile yaşama döndürebilirsiniz. Hatta bırakın boğulmayı veya açlığı, temiz su bulamadığı için 800 bin insan ölüyor. Herkes lüksünden biraz kıssa insanları yaşatabilir. Ancak “yaşatmıyoruz.”

Çocuğu boğulmaktan kurtardık, yakında diye. Gözümüzün önünde ölmesine göz yumamazdık. Uzaktaki ölümlere neden göz yumuyoruz? Onlar da gözümüzün önünde. Medyadan her şeyi görüyoruz. En azından biliyoruz ki dünyada haksız ölümler var. Ama yardım etmiyoruz. Çok ufak maliyetlerle bile “hayat kurtarmaya” yanaşmıyoruz.

yardıma muhtaç çocuk

Yardımın ihtiyacı olana ulaşmayacağını düşünüyorsanız bahane buluyorsunuz. Çok sayıda uluslararası kuruluş var. Hiç yardım etmeseniz de insanlara bu konuda farkındalık oluşturabilirsiniz. Bu konulara dikkat çeken yazılar yazabilirsiniz, paylaşım yapabilirsiniz. İnsanlar her gün yoktan sebeplerle ölüyor ve siz ufak bir hareketle bunu vurgulamaya çekiniyor, ufak bir maliyetle onları kurtarmaya yeltenmiyorsunuz bile.

Boğulan Çocuk Analojisi Peter Singer tarafından 1971 yılında yayımlanan Açlık, Bolluk ve Ahlak adlı makalede öne sürülmüştür. Singer refah içinde yaşayanların refahlarına zarar getirmeden yardım etmeleri gerektiğini, yardım etmemenin ahlak dışı olduğunu söyler. Bengalli mültecilerin açlık çektiği bir dönemde onlardan etkilenerek coğrafi uzaklığın yardım faaliyetine engel olmaması gerektiğini vurgulamıştır. Makale bu deneyi örnek göstererek şu fikirleri dile getirir:

  1. Kıtlık kötüdür.
  2. Engellememiz mümkünse ve hayati bir şeyi feda etmeden yardım edebiliyorsak etmek zorundayız.
  3. Yardım ettiğimiz kişinin yanımızdaki bir çocuk ya da dünyanın öbür ucundaki Bengalli olması ahlaki olarak fark yaratmaz.
  4. Yardım edebilecek tek kişi olmam ya da milyonlarca başka yardımsever olması bu prensiplere etki edemez.

Makaleyi veya düşünce deneyini okuyunca haklı buluyoruz. Ama yine de çoğumuz garibanlara yardım etmeyecek. Yanımızda olsa hemen kurtaracağımız zavallılar uzakta olduğu için ölecek. Sanki küçük sefil birer makine gibi, yalnızca yanından geçtiğimiz yerleri temizliyoruz.

Bir Yanıt

  1. Cemil nadir özgün 27 Ocak 2019

Yorum Yapın