doğal hukuk filozofları

Doğal Hukuk Filozofları

doğal hukuk filozofları Doğal Hukuk evrensel yasalar olduğunu ve toplumun yasalarının bunlara göre düzenlenmesi gerektiğini savunan hukuk felsefesi idi. Bu görüşü tarih boyunca farklı filozoflar farklı şekillerde savunmuştur. Mesela Eflatun evrenin bir düzeni olduğunu ve her şeyin ideal bir formu olduğunu düşünmekteydi. İyi form arayışı ve maddenin asıl olan bir ideaya dayandırılması onun doğal hukuk filozofları için öncü sayılmasını sağlamıştır. Aristoteles de Eflatun gibi doğal hukuk terimini kullanmamış, ancak doğal adaleti aramıştır. Evrenin yasalarını ve temel ilkeleri ararken hak ve hukuk konularında da temelleri aramıştır.

MÖ. I. yüzyılda yaşayan Cicero, Aristoteles’i takip ederek  doğal düzeni aramıştır. Adaletin ve hukukun doğadan kaynaklandığını savunur. Hukuk vatandaşların güvenliği, devletlerin muhafazası ve insan hayatının mutluluğunu sağlamalıdır. XII. yüzyılda yaşayan Thomas Aquinas(1225-1274) için hukuk akıl demektir ve keyfi olamaz. Pozitif hukukun da ölçüsü doğal hukuktur. İnsan doğası ilahi olanın doğasına benzer. Doğal hukuk da akıl sahibi yaratıkların ebedi hukuka bir iştirakidir. İnsan ebedi hukuku tam olarak anlamayacağı için ilahi hukukun yardımına ihtiyaç duyar. Tüm pozitif hukuk kuralları da bu hukuka uygunluğu ölçüsünde değerlendirilir.[1] Duns Scotus ve Occam’lı William da hukuku tanrısal iradenin bir yansıması olarak görürler. Geç Skolastik’te Vittoria (1486? – 1546), Suarez (1548–1617),  Vasquez (1549–1604),  Robert Bellarmine (1542–1621) gibi düşünürler doğal hukuku aydınlanmanın öncesine kadar götürdüler.

XVII. yüzyılda doğal hukukçular “toplumsal sözleşme” düşüncesi ile öne çıkmıştır. Toplumsal sözleşme, devlet otoritesini ve politik bütünleri açıklamada başlıca kuram olmuştur.  Toplumsal sözleşme fikri ilk defa 1600’lerde Alman Althusius tarafından dile getirilse de, Grotius ile adını duyurmuş; Hobbes ile de kuramın felsefi temellendirmesi bilinir hale gelmiştir. Doğal hukuk kuramının temsilcileri ulus egemenliğine dayanan ve insan haklarını güvence altına alan bir devlet düzeni için toplumsal sözleşmenin zorunlu bir varsayım olduğunu belirtmiştir. Güriz’e göre toplumsal sözleşme kuramı kaynağını doğal hukuktan almıştır.[2]

XVII. yüzyıl Hugo Grotius (Felemenkçe: Hugo de Groot) (1583–1645) ile yeni doğal hukukta yeni bir yaklaşım görülür. Hukukun tüm dalları, özellikle de uluslararası hukuk doğal hukuktan etkilenmiştir. Grotius, doğal hukuku seküler tabana oturtarak uzun süredir din tahakkümündeki anlayışa yeni bakış açıları kazandırır. De Jure Belli ac Pacis (Savaş ve Barış Hukuku) adlı çalışmasında Tanrı var olmasaydı bile, doğal hukukun aynı içeriğe sahip olacağını söyler. Grotius’a göre bazı şeyler Tanrı’nın kararı olmasa da iyi ve kötü idi.[3]

doğal hukuk filozoflarıThomas Hobbes (1588–1679)’a göre hayat toplumsal sözleşme öncesi yalnız, fakir, mutsuz ve kısadır. Doğal hukuk bize kendimizi korumamızın gerekliliğini öğretir. Hukuk ve hükümet, düzeni ve güvenliği korumak istiyorsak gereklidir.  Toplum sözleşmesi ile doğal özgürlüğümüzden feragat etmek ve düzenli toplum oluşturmak durumundayız. Tüm eylemlerimiz görünüşte özgeci(altüristik) ancak aslında kendimize hizmet eder niteliktedir. Tüm eylemler ben’e yöneliktir.

John Locke (1632–1704) Hükümet Üzerine İnceleme adlı eserinde hükümetin kaynağını sorgular. Doğa devleti adlı, tüm insan hükümetlerinin bir öncülü olduğunu varsayar. Bu devlette yalnızca doğal hukuk geçerlidir. Doğal hukuk ilahi emirlerden oluşur ve hiçbir insana yasa koyucu tarafından dayatılamaz. İnsan doğa devletinden toplum sözleşmesi ile türemiştir ve medeni hükümeti kurmuştur. Hobbes benzeri bir toplum sözleşmesi kuramı vardır. Aquinas’tan etkilenmiştir. Tanrı’nın dünyanın sahibi olduğunu ve insanın dünyada mülkiyetten ziyade, kendi emeğiyle oluşturduğu şeyler üzerinde hak edinebileceğini söyler.[4]

XVIII. yüzyıl William Blackstone(1723-1780)’un İngiliz hukukuna ait belirlemelerine sahne olur. Pozitif hukuku da ilahi olana atfetmek ister ancak doğal hukuk algısını tam olarak kuramsallaştıramamıştır. Ayrıca pozitif hukuku meşru kılmak için doğal hukuka temellendirmesi Jeremy Bentham gibi düşünürlerin tepkisini çekmiştir. Bentham bu dönemde doğal hukuk için “hayal gücünün bir ürünü” tanımını yapmıştır. Blackstone’a göre İngiliz hukuku yetkisini doğal hukuktan alır. [5]

XVIII. yüzyılda yaşayan Jean-Jacques Rousseau (1712–78) doğal hukuk kuramını toplumsal sözleşme fikri ile birlikte ilerletmiştir. Grotius, Hobbes ve Locke’u özellikle toplumsal sözleşme fikirleriyle çeşitlendirmiştir. Hobbes ve Locke’tan daha metafiziksel bir anlayışa sahiptir. Her türlü adaletin Tanrı’dan geldiğini düşünür. Rousseau’ya göre bazı kesin doğal haklar mevcuttur, bunlar yok edilemez. Ancak öncüllerinin de bahsettiği “toplum sözleşmesi” ile birey toplum ile anlaşma yapmış ve “genel irade”nin bir parçası olmuştur.

Immanuel Kant(1724-1804)’ın düşünce sistemi XVIII. Yüzyıl doğal hukukunun önermeleri ile yetinmemiştir. Kant aklı insanın diğer canlılardan farkı olarak düşünmüştür. İnsan duygularının etkisi altında kalmadan davranabilmesi ile irade sahibi sayılmalıdır. Bu nedenle insan bir amacın aracı değildir, kendisi bir amaçtır. Kant rasyonalist felsefe ile ampirist felsefenin sentezini yapmıştır. Bilgi edinmeden deneyim ve akıl işlevseldir. İnsan duygusal varlığıyla fenomenlerin(görünüşlerin) dünyasının bir parçasıdır. Aklı sayesinde de fenomenler dünyasının üstüne çıkar ve özgürlüğe kavuşur. Ahlaki emir dediği düşüncesine göre insan, insan olduğu için belli davranışları göstermelidir.

XX. yüzyıla gelindiğinde Lon L. Fuller (1902–1978)’ın seküler bir doğal hukuk anlayışı geliştirdiği görülür. Ona göre yasal bir düzen insan davranışlarını kuralların idaresine tabi kılmalıdır. Böylelikle ahlak ve hukuk arasında bir bağ kurar.[6] Onun çağdaşı John Finnis (d. 1940) Aquinas’ın doğal hukuk öğretilerini titizlikle araştırmış ve canlandırmaya çalışmıştır. Natural Law and Natural Rights (Doğal Hukuk ve Doğal Haklar) adlı çalışmasında klasik doğal hukuk doktrinini tekrar-ı arz eder. Özellikle de aksi bir görüş olduğu düşünülen analitik hukuk ilmine uygulaması dikkat çekicidir.[7]

Kaynakça

  • [1] Heinrich Rommen, The Natural Law: A Study in Legal and Social History and Philosophy, Çev. Thomas R. Hanley. Introduction and Bibliography by Russell Hittinger, Indianapolis: Liberty Fund Yay. 1998, s. 45-55.
  • [2] Adnan Güriz, Hukuk Felsefesi,  s.138-139.
  • [3] Raymond Wacks, Philosophy of Law, A Very Short Introduction, Oxford University Press, 2006, s. 4.
  • [4] Bertrand Russel, A History Of Western Phılosophy And Its Connection With Political And Social Circumstances From The Earliest Times To The Present Day Simon And Schuster Yay., 1972, s.623.
  • [5] Raymond Wacks, a.g.e., s. 82.
  • [6] Rymond Wacks, a.g.e., s. 12.
  • [7] A.e., s. 14.

Leave a Reply