Mantıkta Aklın İlkeleri Düşünce Yasaları

Düşünce yasaları Türkçede mantığın ilkeleri, aklın ilkeleri, düşünmenin ilkeleri olarak bilinen ve uluslararası literatürde düşünce yasaları(laws of thought) olarak geçen dört aksiyomatik kuraldır. Düşünce yasaları rasyonel düşünmenin temeli olması için tasarlanmıştır. Doğru önermelerden oluşan bir akıl yürütme zinciri oluşturmak, yani geçerli düşünme için gerekli koşulları içerir.

Bu ilkeler insanların nasıl düşünmüş ya da düşünmekte olduklarını değil, nasıl düşünmeleri gerektiğini dile getirir. Yani betimleyici değil normatif bir söylemdir. Düşünce yasalarının, yani nasıl düşünmek gerektiğinin Platon’dan başlayıp Aristoteles ile formel bir görünüme kavuştuğu söylenir. Tek iddiadansa kıyas gibi bir akıl yürütmenin içinde daha kolay anlaşılacaktır.

1.Özdeşlik ilkesi

(Lat. Principium idenditatis- En. The law of identity.)

  • Tüm a için a=a

Özdeşlik bir şeyin kendisi olmasıdır. Bir şey ne ise odur, yani bir şey yalnız kendisidir. Bu ilkenin gramatikal nesnesi(yani önermelerdeki kullanım alanı) isimler ve nesnelerdir.

  • Kalem kalemdir.
  • Ali Ali’dir. Bir başkası olamaz.
  • Bu ilke mantığın en temel ilkesidir. Bir şey kendisinin aynıdır.

Eşitlik, iki ayrı şeydeki tüm özelliklerin ortak olması; benzerlik iki ayrı şeyin çok miktarda ortak özelliğe sahip olması durumudur. Fakat özdeşlik, iki ayrı şey arasındaki bir ilişki değil, bir şeyin kendisi olmadır. Bu sebeple benzerler eşit olabilirler ama özdeş olamazlar.

Aristoteles’ten başlayarak genel kabul gören bir ilkedir. Günlük hayatta bir makale okurken başta terimlerin tanımlandığını görürüz. Terimin metin boyunca tutarlılık sağlamasını bekleriz. Bu kullanım özdeşlik beklentisinin bir tezahürüdür.

2.Çelişmezlik ilkesi

(Lat. Principium contradictionis En. The law of non-contradiction.)

  • ¬(A∧¬A

Çelişmezlik, bir önermenin aynı anda (zaman ve koşullarda) hem kendisi hem de başka bir şey olamamasıdır. Yani X, X’ (x üssü) değildir.

  • Erik hem sebze hem de meyvedir.
  • Başakşehir hem şampiyondur, hem de şampiyon değildir.

önermeleri çelişmezlik ilkesine ters düşer.

Platon’un Phaedo ve Devlet diyaloglarına kadar giden bu ilke önermelerin, yani yargı bildirmenin üzerine odaklanır. Bir akıl yürütmede bir konu hakkında bir doğruluk iddiasında bulunup daha sonra bunun yanlışlığını da iddia etmek veyahut tümel evetleme kullanıp daha sonra tikel evetleme ile devam etmek çelişmek anlamına gelir. Günlük hayatta birinin söyleminde nasıl tutarlılık beklersek bu ilke de bu beklentinin bir dışavurumudur diyebiliriz.

3. Üçüncü halin imkansızlığı

(Lat. Principium exclusitertii En. The law of the excluded middle.)

  • A∨¬A

Bir önerme ya doğrudur ya da yanlıştır; bir şey ya vardır ya yoktur. A ile A olmayan (A’) dışında üçüncü bir ihtimal yoktur.

  • 2 ya tek ya da çifttir.

İki çelişik ifadeden biri doğru ise diğeri zorunlu olarak yanlıştır; ikisi arasında üçüncü bir hal yoktur.

Platon ve Aristoteles’e kadar uzanan bu ilkenin maksadı iki karşıt durumun bir ara durumla geçiştirilmeye çalışılmamasıdır. Bilim felsefesinde sıkça karşılaştığımız bir durumla örnek verelim. Bir doğruluk iddiası var ise bunun yanlışlanabilir olması, diğer durumlarının öne sürülmemesi gerektiği söylenir. Yani iddian varsa doğru ya da yanlış olarak nitelendirilebilir olmalıdır. Aksi takdirde akıl yürütme zinciri(kıyas, muhakeme) öncüllerine temellenemez ve ilerleyemez.

4. Yeter – sebep ilkesi

(Lat. Principium rationis sufficentis En. Principle of sufficient reason)

Hiçbir önerme yeterli bir sebep olmadan doğru kabul edilemez. Yargının doğruluğunun dayanağı, yeterli görülen nedendir.

  • Yemek yersek doyarsın.

Önermesinde doymanın yeter-sebebi yemek yemektir. Bu ilkeye göre, bir önermenin doğruluğu sebepsiz iddia edilmemelidir. Leibniz’de(18. yy) ve Schopenhauer’da sıkça denk geldiğimiz, sebepsiz çıkarsama yapmama ilkesidir.

5. Diğerleri

Hint mantığında, Locke, Boole, Russel, Gödel gibi filozoflarda farklı düşünme yasaları mevcuttur. Bu yasalar antik zamanlarda formel olarak tasvir edilmemiş, klasik dönemden beri gelen metinlerdeki genel bir tutum olarak art zamanlı olarak derlenmiştir. Aristoteles’te başka bir düşünme ilkesi olarak dictum de omni et nullo(ya hep ya hiç), Öklid’de özdeşlerin değiştirilebilirliği ve Leibniz’de özdeşlerin ayrılmazlığı yasası da mevcuttur. Bertrandr Russell 20. yüzyılda yedi farklı ilkeden söz eder. Biz bu yazıda felsefe ve mantık tarihinin başından beri gelen ilkelere yukarıda yer verdik. Ayrıntılı bilgi için kaynakçaya göz atabilirsiniz.

Kaynakça

Yorum Yapın