Mary’nin Odası

Nörofizyolog Mary görme ve algılama uzmanıdır. Nasıl olmuşsa Mary hayatını siyah-beyaz bir odada geçirmek zorunda kalmış ve dış dünyayı siyah-beyaz bir televizyon ekranından izlemiştir. Daha önce siyah ve beyaz dışında bir renk görmemiştir, ancak diğer renkleri fiziksel ve biyolojik olarak bilmektedir. Dalga boylarından hangi cismin hangi renk olduğuna dair bilgisi vardır. Mary’yi tüm bilimsel bilgisiyle dışarı çıkaralım. Renkleri tecrübe ettiğinde yeni bir şey öğrenir mi?

Mary'nin Odası

Gökyüzünün hangi dalga boyu kombinasyonu ile oluştuğunu, retinayı nasıl uyardığını ve merkezi sinir sistemini nasıl etkilediğini biliyor olsa da yeni bir bilgi oluşur mu? Renge dair her şeyi bilen bir bilimci olan Mary rengi tecrübe etmemişse bilgisinde bir eksiklik var mıdır? Çoğumuza göre Mary dışarı çıktığında yeni bir şey öğrenecektir, bilimsel bilgisi tam olsa bile.

Mary'nin Odası

Mary yeni bir şey öğreniyorsa kişisel tecrübeden gelen bilgi vardır. Bu düşünce deneyi odadan çıkıp rengi görme qualia’sı(tecrübeden gelen öznel bilgi) olduğunu ve öznel bilginin de geçerli olduğunu göstermektedir.

Mary'nin Odası

Mary yeni bir şey öğreniyorsa fizikalizm(her şey fizikseldir görüşü) yanlıştır. Fizikselin ötesinde bir şey olmadığını savunan fizikalizm geçerli olsaydı öğrenilen bilgi tam olurdu ve dışarıya çıkıp tecrübe eden Mary yeni bir şey öğrenmemeliydi.

Mary’nin Odası Frank Jackson’ın 1982 yılında yayımlanan Epiphenomenal Qualia(Gölgegörüngüsel Tecrübi Nitelik) ve 1986 yılında yayımlanan What Mary Didn’t Know (Mary Neyi Bilmiyordu?) adlı makalelerinde öne sürdüğü felsefi düşünce deneyidir. Fizikalizme(Doğalcılık), evrenin tamamen fiziksel olduğu görüşüne karşıt bir tartışma yaratmıştır. Bu görüş knowledge arguement(bilgi tartışması) olarak da bilinir. Bilginin tanımını, bilgiyi nasıl edindiğimizi ve edinen özneyi sorgular.

Jackson bir epifenomenalist(Gölgegörüngücü) olarak fiziksel durumların zihinsel durumlara yol açtığını, ancak tam tersinin mümkün olmadığını savunur. Zihinsel durumları reddeden fizikalizme karşıdır ve her ne kadar zihinsel durum mevcutsa da bunların tek taraflı bir etkileşimde etkilenen taraf olduğunu, çıktının fiziksel olduğunu söyler.

Bu yazıda müellifin kullandığı terimleri kullanmak zorundaydık. Sade bir şekilde özetleyelim. Bilgi sadece öğrenilmez, tecrübe de edilir anlamında bir düşünce geliştirmiştir. Yani her bilgide öznel bir yan, tecrübe edenin yorumu olacaktır.

Mary'nin Odası

Renk tecrübesi tam olarak aktarılamaz. Fiziksel olmayan bir zihinsel süreç de vardır. Gerçekleri bilsek bile kendi yorumumuzu katarız.
Fiziksel gerçekliklerin sevgi, can sıkıntısı, endişe gibi zihinsel süreçleri açıklayamaması gibi diyebiliriz. Fiziksel özü değiştirmeyen, ama fiziksel özden etkilenen zihinsel bir tarafımız olabilir.

Bir kişinin beynini tam olarak araştırıp öğrendiğimizi düşünelim, yine de o kişi gibi olmayı tasavvur edemeyiz. Bir kişinin beynini bilgisayar simülasyonunda canlandırırsak da o kişi olma tecrübesi ona ait ve benzersiz olacaktır. Öznel ve zihinsel taraf buradaki benzersiz ve özgün taraftır.

Tıpatıp aynı fiziksel süreç yaratılsa bile buna karşılık gelmesi beklenen zihinsel süreç yaratılamaz. Algımızın ötesinde, anlamadığımız şeyler var. Çünkü farklı kişiler ve zihinler olmamız bu durumu yaratıyor. Zihin fizikten etkilenen ayrı bir gerçekliktir.

Mary’nin odası bir düşünce deneyi olmakla birlikte çevremizi saran bilgi olarak da anlaşılabilir. Her zaman verilen bir odada, bir bilgi sisteminde düşünürüz. Gerçekliği bize verilen ve var saydığımız bilgilerle algılarız. Yaşamak ise odanın dışı gibi benzersizdir. Tecrübe etmek fiziksel dünyadan gelen ve dışarı vurulamayan öznel bir husus olarak dikkat çeker.

Bir cismi veya kişiyi yaşama tecrübesini yaşayamamız gibi evrenin de anlamadığımız noktaları var. Gözlem ve deneyin önemi modern zamanlarda kavranmış, gözlemcinin önemi ise yeni yeni fark edilmiştir. Bilim ve felsefe öznenin konumunu, mahiyetini ve anlamını sorgulamaya hiç bu kadar hevesli olmamıştır. Kimsin, nesin gibi sorular binlerce yıldır boşuna sorulmuyor. En basit sorular halen yanıtsız ve her zaman da sorulmayı bekliyor.

Yorum Yapın