Platon’un bilgi anlayışı

Platon’un bilgi anlayışı ya da epistemolojisi, yani bilgi çalışması Meno, Phaedo, Theaetetus, Devlet(Politeia) gibi eserleri başta olmak üzere Sokratik diyaloglardan elde ettiğimiz görüşlere dayanır.

Platon’un mağara benzetmesinde duyularla algıladığımız gündelik dünyanın mağaraya benzetildiğini görürüz. Mağarada bilgi neye karşılık gelmektedir? Mahkumlar duvara zincirli bir şekilde izledikleri gölgeler hakkında yarışma yaparlar. Bu yarışmalar 1. geçmişte hangi gölgeler geçti? 2. Sırada hangi gölgeler geçecek 3. Hangi gölgeler birlikte geçecek? Bu yarışmalar Platon’un empirik bilgi dediği, duyularla elde edilen bilgiyi temsil etmektedir.

  1. Duyulardan gelen bilgi dış dünya değişken, esas olmadığı için güvenilir değildir. Üstelik insanın duyuları da yanılabilir. Yani hem özne hem de nesne problemli olduğundan duyulara ve dış dünyaya bağlı olmayan ideal- kavramsal bilgileri hedeflemeliyiz.
  2. Empirik-deneysel bilgiden başka bilgi kabul etmeyenler isteyerek cahil kalmaktadırlar. Gölgelerin bilgisini tercih edenler mağaranın dışındaki entelektüel dünyadan feragat etmemelidirler. Gerçek sadece duyularını kullananlara görünmez.
  3. Ölümsüz ruh bedene düşüp daha önce sahip olduğu ideal formları unutmuştur. Birey doğuştan bu formları bilir, yalnız hatırlatmak gerekir. Diyalektik tartışma ile insanların hatırlama(anamnesis)’larına yardımcı olunarak bilgiler doğurtulabilir.
  4. Duyuların ve görüşlerin geçici dünyasında istikrarsız ve keyfi bilgiler bile ideal düzleme dair kanıtlar içerir. İyi, güzellik, adalet gibi kavramlar ile matematik gibi kesin ve empirik olmayan şeylerin duyular dünyasındaki nesneleri kategorize etmede ve düzenlemede kullanılması değişmeyen formlar alemine dair bir argüman olabilir.
  5. Bilgi gerekçelendirilmiş doğru inançtır.
Mağara’da duyularla elde edilen bilgi mahkumların gölgeler hakkında yaptığı “tahmin ve sıralama” yarışmalarındaki bilgi gibidir. Esas ise mağaranın dışındaki ideal, rasyonel bilgidir.

GEREKÇELENDİRİLMİŞ DOĞRU İNANÇ

Gerekçelendirilmiş doğru inanç tanımı bilgide aranması gereken ölçütleri değil bilginin bileşenlerini, yani tasvirini yapmak üzere geliştirilmiş bir analizdir. Bu analiz felsefe tarihinin büyük bölümünde kabul görmüştür. 20. yüzyılda bazı itirazlar oluşsa da halen kullanılmaktadır. 

Doğru

Bilgi, gerçekle bir tür ilişkidir.. Bir şeyi bilmek, bir gerçeğe belirli bir tür erişime sahip olmaktır. Doğruluk gerçekliğe işaret eden cümlenin niteliğidir. Yani doğru bir önerme gerçeğin dile dökülmesidir.

Bu bir masadır.(özne gerçekten masa ise doğru bir önerme olur.)

İnanç

Bir şeye inanmamak, onu bilmeyi engeller. Yani özne önce kendisi ikna olmuş olmalıdır. İnanç unsurunu bilgideki psikolojik yan, özne mecburiyeti olarak da anlayabiliriz. Özne ile nesne arasındaki ilişkiden doğan bilgide özne tarafını inanç unsuru vurgular.

Bu bir masadır.(önermeyi dile getiren kişinin buna inanması halinde iddia edilebilir.)

Gerekçelendirme

Doğru inancın bilgi olması için temellendirilmesi, kanıtlanması gerekir. Gerekçelendirme veya kanıtlama da dediğimiz bu unsur bir şeyin doğru olduğuna inanmak için kanıtlar bulmayı içerir.

Bu bir masadır.(iddiayı dile getirdikten sonra gerekçeler sunmaktır. ör: sözlük tanımına uyuyor, etraftaki insanlar da masa olduğunu söylüyor, üzerindeki etikette masa yazıyor)

Örnekler

Gerekçeleri olan bir doğru varsa, yalnız öznenin buna inancı yoksa “inkar” dediğimiz durum ortaya çıkar. Masa olmasına rağmen masa değil der ve bilgiden söz edilmez.

Doğru bir inanç varsa, yalanız öznenin gerekçelendirmesi(kanıtı) yok ise bu “iyi tahmin” ya da “teori” olur. Masa olduğuna inanır ve biliriz, ancak kanıtlamak için bir çabamız yoktur.

Gerekçeleri olan bir inanç varsa, yalnız gerçekliğe işaret edecek bir doğruluktan bahsedilemiyorsa bu genellikle dinlerdeki “doğru”luktan çok güven ve tutarlılık ile iman oluşturan iddialardır. Masanın Tanrı yapısı olduğunu iddia etmek ve bunu kendi içinde tutarlı bir inanç sisteminde temellendirmek buna örnektir.

Kaynakça

Leave a Reply