Seneca Kimdir?

Lucius Annaeus Seneca(Seneka)(MÖ.4- MS.65) Romalı Stoacı filozoftur. Genç Seneca olarak da bilinir. Cordoba- İspanya’da zengin bir aileye doğmuştur. Babası hitabet ve tarih uzmanı asil bir Romalı olan Yaşlı Seneca’dır. Genç Seneca babasının itirazına rağmen felsefeci olmuştur. Tiyatro yazarı ve bürokrat olarak da görev yapmıştır. Antik zamanlardaki Stoacılığın geç dönemi sayılan bir dönemde Latincedeki temsilcisidir. Yaklaşık bin yıl felsefe dili olan Latincede Stoacılığı anlatması bu geleneğin Orta Çağ’a ulaşmasını sağlamıştır. Erken dönemdeki Stoacıların eserlerine ulaşılamadığı için aradaki bağlantıyı bu geç dönem filozofları, özellikle de Seneca kurmuştur.

Çalışmaları çok çeşitlidir. Tiyatro eserlerinin hepsi trajedidir. Devlet adamlığı nedeniyle politika ve retorik üzerine de eğilmiştir. Stoacıların beden ve istekler üzerindeki negatif radikal tutumu yüzünden kendisine modern felsefede(Yeni Çağ sonrası) Stoacı yönüyle önem verilmemiştir. Çağdaş zamanlarda ise akademik çalışmaların çeşitlenmesi sonucunda Stoacılık ve Seneca farklı yönleriyle ele alınmıştır. Felsefesi hakkında atıp tutmak yerine alıntılara göz atalım. Kaynakta ve kitaplarda o kadar kıymetli ifadeler var ki buradaki alıntılar sizi okumaya sevk etmiyorsa benim tercümedeki beceriksizliğimdendir.

Genç Seneca’dan Alıntılar

İyi ölmeyi bilmeyen kötü yaşar.

Her günü bir hayatmış gibi yaşama çabasındayım.

Ölüm korkusundan kurtulursak hayatta keder kalmaz.

Ölümün seni nerede beklediğini bilemezsin, dolayısıyla ona her yerde hazır ol.

Hayatını uzatmak hakkında çok düşünen kişi huzurlu bir hayat süremez.

İnsanlar ne kadar mertçe yaşadıklarını değil ne kadar uzun yaşadıklarını umursuyorlar, ne var ki mertçe yaşamak herkesin elindeyken uzun yaşamak kimsenin elinde değildir.

Ölüme bakışımızda yanılıyoruz, ölümün çoğu geçti bile. Arkamızda kalan yıllar ölümün ellerindedir.(“Gündelik öldüğünü kim fark ediyor?” diye ayrı bir sözü de var.)

Öleceksin, hasta olduğun için değil hayatta olduğun için; tedavi olsan bile aynı son seni bekliyor; iyileştiğinde ölümden değil kaçmakta olduğun hastalıktan iyileşeceksin.

Çok az ömrümüz olduğundan değil, çoğunu israf ettiğimizden. Hayat yeterince uzundur.

İki unsurun kökü kesinlikle kazınmalıdır- gelecekteki acıdan korku ve geçmişteki acının hatırlanması; çünkü sonraki artık beni ilgilendirmez ve önceki henüz beni ilgilendirmez.

Öfkenin sebebi zarar gördüğümüz yönündeki inancımızdır; dolayısıyla bu inanç hafife alınmamalıdır. Zarar açık ve belirgin olsa bile gerçeğin görüntüsüne bazı yanlış şeyler katılabildiği için öfkeyle köpürmemeliyiz. Her zaman biraz zaman geçmesine izin vermeliyiz ki zaman gerçeği ortaya çıkarır.

En iyi fikirler ortak mülktür.

Eski Romalılar benim dönemime bile yetişen bir geleneğe sahipti. Mektubun girişine “sen iyiysen bu iyidir ve ben de iyiyim.” Biz ise “felsefe okuyorsan bu iyidir” desek iyi olur, “iyi olmak” bu anlama gelir. Felsefe olmadan zihin hastalıklıdır.

Bunlar Platon, Zenon, Khrissippus ya da Posidonius ve müthiş sayıda Stoacılık mensubu tarafından söylendi. İnsanın fikirlerinin kendisine ait olmasını nasıl kanıtlayacağını söylüyorum. “konuştuklarını yaparak.”(söylemini yaşam tarzı yapmak anlamında, “sözlerini eylemlerinle kanıtla” diye bir sözü de vardır.)

Bilge adam neşeli, mutlu ve sakindir; sarsılmaz, tanrılarla aynı düzlemdedir.

Bilge adam yaşaması gerektiği kadar yaşar, yaşayabildiği kadar değil.

Bilge adam her şeyin onun için depoda olduğunu bilir, ne olursa olsun “biliyordum” der.

Tüm gaddarlıklar zayıflığın göstergesidir.

Altın ateşle sınanır, güçlü adam ise zorlukla.

Aza sahip olan değil çoğa can atan fakirdir.

Kendini olabildiğince geri çek, seni daha iyi bir adam yapacaklarla dostluk kur. Senin geliştirebileceğin kişilere davetkar ol, insan öğretirken öğrendiği için süreç oraktır.

Telaş bir iş değil, aranan(kabahatli) zihnin huzursuzluğudur.

Tehlikelerin ortasında korkusuz, tutkularına aldanmamış, zorluk içinde mutlu, fırtınanın içinde huzurlu, insanlara tepeden ve tanrılara eşit bir düzlemden bakan bir adam görürsen bir hürmet duygusu kaplamaaz mı seni? Bu kalite, içinde yaşadığı bedene benzetmek için fazla mükemmel, fazla ulvi demez misin? O adama ilahi bir kudret inmiştir.

Lütfen hatırla köle dediğin seninle aynı kaynaktan geldi, aynı gökyüzünün altındaydı ve nefes almada, yaşamada, ölmede seninle aynı koşullarda. Onun içinde özgür doğmuş bir adam görebileceğim gibi o da senin içinde bir köle görebilir.(Stoacıların çoğu köleliğe karşı çıkmıştır, 2500 yıldır.)

Kendinden zayıflara kendinden güçlüler tarafından davranılmak istediğin gibi davran.

Tüm sanat doğanın taklididir.

Planlarımız hedefi olmadığı için suya düşer. Bir adam hangi limana seyahat ettiğini bilmiyorsa hiçbir rüzgar doğru değildir.

Kimse hem uzun hem de ağır acı çekmez. Bizi azami şefkatle seven doğa acıyı çekilebilir ya da kısa yapmaya yetkinleştirmiştir.

Sarhoşluk gönüllü delilikten başka bir şey değildir.

Biz deliyiz, sadece bireysel olarak değil toplum olarak. İnsan öldürmeyi ve bireysel cinayeti engelliyoruz, ancak ya savaş ve bütün birer halkları katletme suçu?

Öz güvenimiz zorluğun sonucu değildir, zorluk öz güvensizliğin sonucudur.

Birisi sana sinirliyse bunda faydalanmayı dene. Tek tarafa yüklenmiş bir çekişme yere yıkılır. Kavga etmek için iki adam gereklidir.

en.wikiquote.org/wiki/Seneca_the_Younger

Lucius Annaeus Seneca 65 yılında İmparator Nero’yu öldürmek isteyen bir gruba dahil olduğu iddiasıyla intihar ettirilmiştir. Sonraki kuşaktan tarihçi Tacitus bize intiharını şöyle aktarır:

Arkadaşları ve onunla birlikte intihar etmek isteyen eşi etrafında durmaktadır. 65-70 yaşlarındaki Seneca’nın bedeni düzenli idman yaptığı için güçlü, fakat ekmek ile meyveden oluşan kanaatkar yemek düzeni ve kronik bronşit ile astım yüzünden de zayıftır. Bileklerini kesmiş, işe yaramamıştır. Normal dozdaki zehirli baldıran otu da işe yaramayınca sıcak banyoya girmiş ve nefessiz kalmayı becererek ölmüştür.

Emily Wilson, The Greatest Empire- A Life of Seneca, Oxford, 1971.

Kaynaklar ekseriyetle Seneca’nın öğrencisi ve arkadaşı olan imparatora bir komplo içinde olmadığını söylemektedir. Cicero’nun senatör, edebiyatçı ve filozof üçlemesine sahip bir kişilik modeli olarak devamıdır. Döneminde Roma’nın antik Yunan’a rakip çıkarabildiği büyük yazarı olarak övülmüştür.

Antik zamanda felsefeci iseniz Platonist, Pisagorcu, Epikürcü ya da Stoacı olurdunuz ve bu görüş için mücadele verirdiniz. Sonuçta Sokrates, felsefesi için gerekli olmasa bile ölmüş, felsefesini yazmaktansa yaşamayı tercih etmiş bir arketip olarak arka planda durmaktadır.

Seneca Stoacılığı felsefeyi yaşamaya yaptığı vurguyla takip etmiş ve Stoacılığın temel karakteristiğini erdemli yaşamaktan ziyade erdemi yaşamak olarak ifade etmiştir.

Modern zamanlardaki illüzyonlarımız ve sanal gerçekliklerimiz arasından felsefeyi “yaşamaya” çalışan bu sade hayatları ibretle takip ediyoruz.

Kaynakça

Yorum Yapın