Dünya gün geçtikçe daha zor bir yer oluyor. Koşullar kötüleştiği için değil, yalnızlık arttığı için. Yalnızlığın artmadığı bireylerde yalnızlık hissi arttı, yalnızlık hissi olmasa da yanlış düşünmeler arttı. Eskisine göre çok daha rahat hayatlar yaşamamıza rağmen hayattan usanan, depresyona giren, hatta intihara meyleden insanlar çoğalıyor. Refah düzeyi yüksek ülkelerde depresyona daha çok rastlanıyor. Refah düzeyi ile bağıntının ve tarihten bugüne artışın başlıca sebebi deneme- yanılma oranının artması olabilir. Gün geçtikçe daha çok insan “birey” oluyor ve depresyona girmeyi seçebiliyor.
Depresif bozukluk (depresyon olarak da bilinir) yaygın bir ruhsal bozukluktur. Uzun süreler boyunca depresif bir ruh hali veya aktivitelere karşı zevk veya ilgi kaybını içerir. Yaygın ve her toplumsal grupta ortaya çıkabilecek bir psikolojik rahatsızlıktır. Depresyondaki birey kalabalıklar içinde bile sis altındaymış gibi ilerleyemez. Sırtında görünmez bir ağırlık varmış gibi görünürler. Bazen hiç belirti vermeden algı eşiğinin altındaki ufak değişiklikler ile uzun zamana yayılırlar.
- Hayvanlar da depresyona girebilir: Özellikle köpekler, kediler ve maymunlar.
- Beyni fiziksel olarak değiştirebilir: MRI taramaları, uzun süreli depresyonun hipokampusun hacmini küçültebileceğini gösteriyor.
- En yaygın psikolojik rahatsızlıktır: Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya çapında 280 milyondan fazla insan depresyondan muzdarip.
- Uyku örüntüsü değişir: Depresyondaki insanlar ya çok fazla uyur ya da uykusuzluk çeker, REM uykularında değişimler görülür.
Ne yapmalı?
Bu herkesin başına gelir.
Hepimiz nefes almak ve yemek yemek zorundayız, ama bunlar yüzünden depresyona girmeyiz. Sadece bizim başımıza geldiğini düşündüğümüz zaman depresyona gireriz. Depresyona giren kişiye “sadece onun başına gelmediğini belirtin.” Hayattaki birçok sıkıntı birçok kişinin başına gelir. Kendi başınıza gelen benzer olayları anlatın.
İyiye gidiyor.
İnsanlık tarihi daha da iyiye gidiyor. Bireyin tarihi de bebekliğindeki zayıflığa mukayese ile iyiye gider. Bazı istisnalar daha kötüye gitmeye sebep olur, ama genelde zaman ve olgunlaşmak insanlığın kazancıdır. Zamanla her şeyin iyiye gideceğine inanmazsak hayatta kalmazdık. En azından biz böyle bir insanlık kolunun devamıyız. Depresif birey daha iyiye gittiğine inanmazsa hayatına devam etmesi zorlaşır.
Yalnız değiliz.
İnsanlık olarak aşırı sosyal bir kolun devamıyız. Bir şey yaparken yalnızsak bile “başkaları ne der” diyerek düşünürüz. Başkaları yoksa hayattaki çoğu şeyi yapmaya yeltenmeyiz bile. Başkalarının desteği çok önemlidir ve başkalarının olmaması bundan daha önemli bir risktir. Kişinin kendisini yalnız hissetmesini önlemeli ve çevresindekilerin desteğini hissettirmeliyiz. Arkadaşlar ve aile ile bağlantıda kalınabilir; hatta teknolojiden faydalanılarak sanal buluşmalar düzenlenebilir ve yalnızlık hissi azaltılabilir.
Ek Önlemler
- Birçok klinik psikolog depresyonu rutin egzersiz, spor ve doğa yürüyüşleri ile çözdüğünden bahseder. Gerçekten de biz hareket eden canlılarız ve vücudumuz bu doğal duruma olumlu tepkiler verir. Düzenli egzersiz yapılabilir; bu sadece kısa bir yürüyüş bile olabilir. Araştırmalar, haftada 150 dakika hafif egzersiz yapılmasının depresyon semptomlarını %30’a kadar azaltabildiğini göstermektedir.
- Depresif kişi, eskiden keyif aldığı aktiviteleri yapmaya devam edebilir; örneğin, müzik dinlemek veya resim yapmak gibi yaratıcı uğraşlarla meşgul olunarak beyindeki dopamin salınımı artırılabilir ve ruh hali iyileştirilebilir.
- Yeme ve uyku alışkanlıkları mümkün olduğunca düzenli tutulabilir; omega-3 açısından zengin besinler tüketilerek ve melatonin destekli bir uyku düzeni benimsenerek beyin sağlığı korunabilir.
Tanrı, insanlara hayatın zorluklarını dengelemek için üç şey vermiştir: Umut, uyku ve kahkaha. Immauel Kant
- Bir sağlık uzmanından yardım istenebilir; artık yapay zeka destekli uygulamalar (örneğin ruh hali takip araçları) veya tele-terapi gibi yenilikçi yöntemler sayesinde profesyonel desteğe daha kolay erişilebilir.
Kendine zarar verme konusunda acil bir tehlike hissedildiğinde, mevcut acil servislerle veya bir kriz hattıyla iletişime geçilebilir; bazı ülkelerde yapay zeka tabanlı kriz müdahale sistemleri aracılığıyla anında destek sağlanabilmektedir.
DENEYİN
- Teknolojik Yenilikler: Giyilebilir cihazlar (örneğin akıllı saatler) kullanılarak uyku düzeni ve stres seviyesi izlenebilir, depresyon belirtileri erken tespit edilebilir.
- Beslenme Bilimi: Probiyotiklerin ve bağırsak-beyin ekseni üzerine yapılan çalışmaların depresyon riskini azaltabildiği gösterilmiştir.
- Meditasyon ve Mindfulness: Mobil uygulamalarla rehber eşliğinde yapılan 10 dakikalık meditasyon seanslarının kaygıyı ve depresif düşünceleri azalttığı kanıtlanmıştır.