Risk almanın çekiciliği- risk dengesi, risk telafisi ve verimlilik paradoksu

Peltzman 1975’teki makalesinde insanların güvenlik önlemlerine (ABS, emniyet kemeri, hava yastığı) daha fazla risk alarak karşılık verdiğini savunur. Otomobil ne kadar güvenli hale gelirse, sürücü o güvenliğin sağladığı “hata payını” daha hızlı giderek veya daha dikkatsiz sürerek tüketir. Insan psikolojisinin “sabit bir risk seviyesinde kalma” arzusu nedeniyle beklenen iyileşmeyi yaratamaz.

Gerald J.S. Wilde’ın risk dengesi teorisine göre her bireyin genetiğine, deneyimlerine ve o anki hedeflerine göre belirlenmiş bir “hedef risk düzeyi” vardır. İnsanlar hayatta kalmayı yeterli bulmazlar. Limitleri sınamak isterler. Tatmin olmak ve yerinde durmak yerine kazanmak, heyecan duymak veya yeni deneyim isterler. Koşullar iyileştiğinde hayatta kalma ihtimalimiz “yükselmiş” gibi görünür; bu fazlalığı diğer arzularımızı (hız, dikkatsizlik vb.) tatmin etmek için kullanırız.

Emniyet kemeri var diye daha tehlikeli araba kullanılır, ölüm oranı azalmaz. ABS var diye daha geç fren yapılır kazalar azalmaz. İlaç kullananlar ilaca güvenerek sağlıksız tüketim yapabilir. Sporda koruyucu ekipman daha tehlikeli pozisyonlara girmeye teşvik edebilir. Yapıların sigortalanması daha tehlikeli yerlerde inşaata yol açabilir.

Önlem almayalım mı?

Risk telafisi bir istatistik meselesidir. İnsan basit önlemlerle tehlikeleri önleyip risk dengesini entelektüel limitlerde bulabilir. Risk dengesini bedensel tehlike arz eden durumlarda bile aramak normaldir. Esasında gelişme tam olarak da budur. Güç ile birlikte sorumluluğun artması gibi gelişmeyle birlikte de yük artar. Risk dengesi, insanın limitleri test eden, sınırları zorlayarak öğrenen geçmişinin bir sonucudur. Risk dengesine erişmeye çalışmasak keşifler olmazdı. Aslında tüm öğrenmelerde deneyip yanılarak risk dengesini bulmaya çalışırız. Önlem aldıktan sonra gelen risk telafisinden ise şikayet edemeyiz. Örneğin bilgeliğe erişip bir şeyleri farklı görmeye başlayınca “cehalet mutluluktur” dememeliyiz. Bilgeliğin sınırları fark edişin ve kaygılanmanın da sınırlarıdır. Risk telafisi var diye risk ve önlem almamazlık yapamayız. İnsan riskleri azaltarak değil çeşitlendirerek yaşar.

Verimlilik paradoksu

  • Bir şehirde yeni yollar yapılınca trafik azalması beklenir. Ancak tersi olur. Daha fazla insan araba kullanmaya başlar. Uzaktan işe gitme davranışı artar. Toplu taşıma kullananlar arabaya geçer. Otonom araçlar kaza ve zaman risklerini azaltınca daha çok kullanılır.
  • Tarihte tarımsal üretimin arttığı yerde gıdaya ulaşan nüfus da arttığı için gıda kıtlığının önüne geçilemez.
  • Sanal işlemlerin insanlara zaman kazandıracağı sanılırken şimdi gereksiz e- postalar ve dikkat dağıtıcı sanal uyarıcılar yüzünden daha meşgul yaşıyoruz.
  • Enerjide verimlilik arttıkça enerji tüketimi azalmadı, çünkü insanlar daha çok aydınlatma kullandılar. Arabalar daha az yakıt yakmaya başladı, ama daha çok kullanılır oldular. Gün geçtikçe verimlilik ile birlikte enerji tüketimi de artıyor.
  • CD ve disket maliyetini bulut teknolojilere geçerek azaltacağımızı sandık, ancak bu sefer de uygun diye daha fazla boyut ve transfer talebi yarattı. Veri saklamaya harcanan kaynaklar katlanarak arttı.

Neden risk alırız?

Risk alanların devamıyız. Atalarımız risk alıp ayağa kalkmış, şimdi belimiz ağrıyor. Atalarımız deneyip öğrenmeye başlayınca hiç durmayan bir reaksiyonu başlatmışlar. Nereye kadar gidecek diye bakmaya devam ediyoruz. Biz yetinmeye başlamadıkça risk almanın sonu yok. Yerinde duramayanların devamı olarak sonu gelmez bir risk arzusuna sahibiz. Bazılarımız daha az risk alıyor, çünkü belli bir düzeyde de yetinen bir kökene sahibiz. Delice atılganlığın değil makul risklerin üzerinde yaşıyoruz.

Risk ve verimlilik tam olarak analiz edilemeyeceğini de ekleyelim. Geleceğin ne getireceği bilinemez. Mevcut değişkenleri de hesaplamak mümkün değildir. Üstelik çoğu zaman ne istediğimizi ya da bizim için neyin iyi olduğunu bilemeyiz. Çoğu zaman maksimizasyon önceliğimiz değildir. İnsanın anlık hedeflerinin dışında da amaçları vardır. Hangi riskin hangi verimi getireceği de dolayısıyla hesaplaması zor bir konudur.

Leave a Reply