Türkiye eğitimde neden başarısız görülüyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin eğitimde başarısız olduğunu söyledi. Eğitimde istenen seviyeye gelinmediğine dair pek çok haber görüyoruz. Türkiye’nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı(PISA)’nda OECD ortalamasının altında olması bunun kanıtı olarak gösteriliyor. Türkiye eğitimde başarısız mı? Eğitimde başarı şart mı? Türkiye’nin eğitimde başarısız olması kimin için kötü?

Her bireyin yeteneği ve hedefleri ölçüsünde kariyer planlaması yapması gibi ülkeler de farklı koşullara sahip olabilirler. Türkiye hedeflediği eğitim başarısına ulaşamadığı için başarısız sayılamaz. Ataları akademisyen olan bir kişi için üniversite bitirmek sıradan bir olayken, bir çobanın üniversite bitirmesi sıra dışıdır. Her tür başarı altyapıya ve arka plana göre nitelendirilir.

Türkiye’nin arka planı nedir?

Osmanlı Devleti’ne ait 1907 tarihli istatistiklerde yaklaşık 19 milyon nüfus ve 639 bin öğrenci olduğu görülmektedir. Öğrencilerden 197 bini (%30) gayrimüslim okullarda okumaktadır. Üstelik gayrimüslim okulları daha iyi eğitim verdiği için okuyanların üçte biri de Müslümandır. Şevket Pamuk ve İlber Ortaylı gibi yazarlar Türklerin memur ya da asker olmak üzere teşvik edildiğini yazmaktadır. Dolayısıyla devletin bilim ve ticaret ile temasını gayrimüslimler üstlenmiş gibi görünmektedir.

Türkiye’nin öncülü olan Osmanlı, vatandaşını asker olsun diye yetiştirmiş, Osmanlı’nın da arka planı asker millet gibi düşünülen diğer Türk devletlerine dayanmıştır. Türkiye’nin eğitim serüvenini değerlendirirken kariyer planının çok eski çağlarda asker olmak üzere yapıldığını nazara almak gerekir. Türk’ün okuması yeni bir iştir. Asker ocağına giren birinin akademiye geçiş yapması imkansız değildir, ancak zordur. Ayrıca bugün baktığımızda, Türkiye bir emperyal söyleme sahip olduğu için yine asker ve işçi yetiştirmeye çalışıyor olabilir. Her Türk asker doğar, akademisyen değil…

Ortalama bir ülke olarak Türkiye

Her ülke aynı konularda başarılı değildir. Kimi bilimde kimi ticarette kimi ise iç huzur ve barışta iyidir. Türkiye her konuda ortalama olduğu gibi eğitimde de ortalamadır. OECD nispeten gelişmiş ülkelerden oluşan bir örgüttür ve burada ortalamaya yakın olmak yeterlidir. Türkiye İnsani Gelişmişlik Endeksi(HDI)’nde kırk yılda 87. sıradan 45. sıraya yükselmiştir. Aynı süre zarfında ortalama eğitim 4.4, beklenen eğitim 10.4 yıl artmıştır. Üniversite sayısı 1990’da 29’dan bugün 208’e ulaşmıştır. Yani birçok konuda dünya ortalamasının üstünde olduğu gibi, eğitimde de büyük mesafe kat etmiştir.

Bilgi teşvik edilmedikçe eğitimde vasatlık kaçınılmazdır

Türkiye’de öteden beri batıdaki gelişmenin eğitim süresiyle sağlandığına dair yanlış bir kanı var. Nitelik olmadan nicelik sadece masraf çıkarır. Farklı görüşlere tahammül etmeden, bilgiyi ödüllendirmeden bir fark yaratılamaz. Örneğin performansına bakılmaksızın tüm öğretmenlere aynı maaş veriliyor. Sadece görev süresi ile ölçülen çoğu öğretmen sadece yılları geçirmek dışında bir teşvik bulamıyor. Hatta kitap yazan, akademik yayın yapan öğretmenlere ek puan verilmesine dair yönetmelik sendikalar tarafından dava açılarak iptal edilmiştir.

Gerçekçi hedeflere ihtiyaç var

Velilerin çocuğun eğitimini okula bırakıp ilgilenmemesi gibi eğitim sürelerine ve niceliğe bırakılmış bir eğitim başarısız olur. Zorunlu eğitimde süreyi artırarmak çözüm değildir. Ayrıca taklitçi kurumlar ve kanunlar insanların ihtiyaçlarını göz ardı ettiği için standartları bile yakalamakta güçlük yaratırlar. Köy Enstitüleri gibi yerel çözümler ise batıdan taklit edilmediği için idare tarafından korunamaz. Burada bir ikilem vardır. İdare kendine güvenmediği için taklit etmediğinin arkasında duramaz. Hatta bir şeyler yapıyor gibi görünmek için rastgele değişiklik yapar. 2002’den beri 16 kez değişen sisteme bazıları yapboz sistemi adını veriyor. Eğitimin sonuçları kuşaklar boyunca ancak belli olur.

Daha çok eğitim süresine değil sabır gerekiyor

Bilimsel araştırmanın yarattığı yaratıcı yıkıma sabır gerekiyor. Farklı görüşteki hocaların deneme- yanılma süreçlerine sabır gerekiyor. Henüz yüz yıldır iktibas ettiğimiz batılı eğitime, daha yeni kurulan sınav sistemine, kızların okumasına, ortalama bir ülke olup sonra iyi bir ülke olmaya sabır gerekiyor. Bir de karar vermek gerekiyor, değişim isteyip değişmek istiyor muyuz? Değişimin gerektirdiği bedeli ödemeye hazır mıyız? En kazançlı bedel eğitimdir, ancak meyveleri çok geç alındığı için epey sabırlı olmak gerekir.

Leave a Reply