Zamana bırakmak ne demek?

“Zamana bırakmak” deyimi doğal akışa bırakmak, olayların gidişatına güvenmek, olgunlaşmaya mahal vermek, kendi kendine şekillenmeye izin vermek gibi anlamlara gelir. Bazen de sorumluluktan kaçmak, pasif davranmak gibi kaçış anlamına gelir. Burada olumlu anlamda, elinden geleni yaptıktan sonra bekleyip görmek anlamını işleyeceğiz.

“Zaman her şeyin ilacıdır.”
“Sabreden derviş muradına ermiş.”
“Acele işe şeytan karışır.”
“Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir.”
“Her şeyin vakti var.”
“Gün doğmadan neler doğar.”
“Su akar, yolunu bulur.”

Zaman, geçiciliğin kendisidir. Geçici bir hayatı geçici bir şekilde tecrübe ederiz. Elle tutulmayacak kadar küçük anlara “şimdi” deriz. Gelecek ve geçmiş şimdilerin farklı bir bakış açısıdır. Şimdiler bir filmin sahneleri gibi akarlar, her kare bir öncekini siler ve biz bu akışın içinde geçmişte veya gelecekteki anlara kenetlenerek büyük bir yanılgıya düşeriz: sanki her şey kalıcıymış gibi davranırız. Halbuki her şeyin geçiciliği dışında kalıcı bir şey yoktur.

“Işık en hızlı şeydir; yine de evrene ulaşması zaman alır.” “Gökyüzüne baktığımızda uzayı değil, geçmişi görürüz.”

Zamanı tecrübe ettiğimizi sanmak gibi bir yanılgıya sahibiz. Halbuki zaman bir istisna değil evrenin ta kendisidir. Geçmiş illüzyon, gelecek senaryo, şimdi ise ikisini bölen ince bir varsayımdır. Aristoteles’in dediği gibi, yalnızca şimdi vardır. Gelecek ve geçmiş zaten illüzyondur da şimdi bile mevcut olmayabilir.

Zamanı anlamayamamışken içindeki olayları anladığımızı iddia ediyoruz. Çocukluktan beri zaman algımızın ne kadar değiştiğine bir bakalım. O zamanlar yaşadığımız çoğu korku artık yerini gülümsemeye bırakmıştır. Çoğu insanın yaşadığı kaygılar başkaları için gülünç görünür. Bireyin hayatı için sahip olduğu kuruntular uzayzamanın bütününde yanlış bile değildir. Belki de gereken davranışı göstermeyen bireylerin huyudur, kaygı ve depresyon gibi gelecek ve geçmiş problemleri. Çünkü sorumluluklarını yerine getiren herkes bilir ki hayatın düğümleri, üzerine gidilerek değil, zamana bırakılarak çözülür. Müdahale etmeme sanatı, otonom bir sistemin parçası olduğumuzu kabullenmekle başlar.

“Zaman, insanın en sert öğretmenidir.”
“Bazı düğümler elle değil, zamanla çözülür.”
“İnsan bazı şeyleri unutarak değil, üzerinden zaman geçerek taşımayı öğrenir.”
“Zaman geçmez; biz geçeriz.”
“En büyük değişimleri bazen sessizce akan zaman yapar.”
“Her yaranın izi kalır ama acısı değişir.”
“Zorla açılan kapılar değil, zamanı gelen kapılar kalıcı olur.”
“Bazı cevaplar düşünerek değil, yaşayarak anlaşılır.”
“Olmuyorsa, ya zamanı değildir ya da hikâyede yeri yoktur.”
“Zaman bazen almak değil, eksiltmek için gerekir.”

Evrenin ta kendisi olan uzayzaman; varoluşumuzun bir gerekliliği olarak parçalı ve ayrık gibi görünse de aslında birdir. 2 trilyon galaksinin çoktan planlanmış seyahatleri içinde insanın zamana ilişkin kaygıları daha çok hak edilmiş bir musibete benziyor. Aynen bu deyimdeki mantık hatası gibi, kendimize verdiğimiz bir karşılık…

Sanki zamana bırakmak dışında bir seçenek varmış gibi…

Leave a Reply