Mevcut Ekonomik Sistemin Kökeni
- Küçük ve ilkel komünizm grupları hariç dünyanın her yerinde şiddete dayalı sömürücü kapitalleşme ve en büyük kapital olan devletleşme eğilimi vardı.
- Sanayi Devrimi ile başlayan seri üretim, emeğin metalaşmasına ve doğanın hadsizce tüketilmesine dayalı bir sermayeciliği başlattı. Bu her devletin hayaliydi, Avrupa’da başladı.
- Klasik iktisat teorileri, serbest piyasanın görünmez eliyle her şeyi dengeleyeceğini varsayarak bireysel kar maksimizasyonunu amaçladı, ama diğer her şeyin minimizasyonuna yol açtı. İnsanlar bu yoz ve basit düşünceye karşı ayaklandılar. Sol tarafta çözüm olarak sunulan ekonomik determinizm ise planlı ekonomiye geçişin mecburi olduğunu savundu. Ne var ki ekonomik determinizm söylemini kullanan devletler büyük ve daha acımasız şirketler gibi davrandılar.
- Bretton Woods sonrası kurulan finansal düzen, borca dayalı para genişlemesiyle tüketimi teşvik ederek küresel büyüme odaklı bir yapı kurdu. Ekonomik determinizmin planlı ekonomisi özel teşebbüsün iştahına karşı duramadı; zaten bireyler fikirler gibi ideal değildi ve komünizm taklitleri çöktü.
- Teknoloji ve dijitalleşme, modern finansal kapitalizmin zeminini hazırladı. Dolaşımdaki sermaye büyük çoğunlukla sanal ve sürdürülemez iddialardan oluşur. Gerçek bir üretim yokken popüler balonlar ile kurgulanan zenginlik masalları acı çekip uyanana kadar sürmektedir.
- Bazı insanlar bu masaldaki tutarsızlığı fark ederek, çoğu ise masal anlatılırken dünyanın ve toplumun yok edildiğinin farkına vararak tepkisini ortaya koymaktadır.
Mevcut Sistemden Şikayet Edenler
- Gelir adaletsizliğinin derinleşmesiyle orta sınıfın erimesinden ve satın alma gücünün düşmesinden şikayet eden geniş bir çalışan kesimi bulunmaktadır. Orta sınıfın yok olması başta düşünce hayatının, sonra da zenginler dahil tüm insanlığın zarar görmesine yol açar. Düşünürlerin şikayetçi sol tarafta yer alması ekonomik sebeplerledir.
- Çevreciler şirketlerin sınırlı kaynakları sınırsız tüketmesinden ve çevreyi bilançoların dışında tutmalarından rahatsızlardır.
- Nüfusun çoğunluğunu oluşturan alt gelir grubunun sadece dünya meselelerini içselleştiren küçük bir kısmı şikayetçidir. Geri kalanı şikayet etse bile “ben neden zengin değilim” türünde şikayet ettiği şeye dönüşen çocukça girişimlerden ibarettir.
- Gelişmekte olan ülkeler, kolonyal geçmişte eşitsiz başlangıç yapıldığını iddia etse de şikayetleri söylem düzeyindedir. İç politikalarında kendileri daha kolonyal ve sermayeci davrandıkları görülecektir.
Mevcut Sistemden Fayda Sağladığını Sananlar
- Sermaye sahipleri ve çok uluslu şirketler kazançlarını maksimize etmeyi başardılar. Ancak minimize edilen insanlıktan başka bir zenginliK olmadığını fark etmediler.
- Finans sektörü ve spekülatif yatırımcılar, mevcut parasal düzenin sahteliğine uyum sağladılar. Sanal para illüzyonundan çıkışın sancılı olacağını fark etmediler.
- Yolsuz, hırsız, uğursuz çaldığı parayla sadece daha çok belaya battığını fark etmedi. Yalan söyleyen siyasetçi yalanın içinde kaybolduğunu fark etmedi.
- Arzuların peşinde keyif arayan düşkünler acınası durumda olduklarını fark etmediler. Arzuları durdurmadan makus talihlerinin durmayacağını anlamadılar.
- Siyasi lobiler, enerji kartelleri, savaş endüstrisi, batamayacak kadar büyük finans kuruluşları kendi isimlerinden utanmaları gerektiğini fark etmediler.
Ekonominin Sürdürülebilirliği İçin Gerekenler
- Paydaşların rızası. İnsan işbirliği talep eden herhangi bir girişim bileşenlerin rızasını almalıdır. Paydaşlar tepki göstermiyorsa daha büyük bir sorun var demektir. Sessizce yok olmak en tehlikelisidir.
- Ekonomik faaliyetlerin doğanın kendini yenileme kapasitesiyle uyumlu olması. Bindiğimiz dalları kesmeye devam ediyoruz, ancak dallar tükeniyor.
- Gelir dağılımında adaletin sağlanması en çok da zenginlere faydalıdır. İnsanlığın girişi merhamet sütunlarıyla örülüdür. Başkasının acısına kayıtsız kalmaya çalışmak entelektüel kapasitemizi öldürmekten başka bir işe yaramaz.
- Şeffaf, hesap verebilir ve hukukun üstünlüğüne dayalı kurumlar herkesin işine yarar. Bozuk bir yasal sistem onu bozanlara da orantısız güç uygulayabilir.
Gelecekteki Koşullar
- Yapay zeka ve otomasyonun getirdiği işsizlik. İnsanın amacı bir işe koşulması değildir. Devletlerin ve şirketlerin bireyi araçsallaştırması sona ermeli. İnsan işsiz değildir, amacı bir işte sömürülmek değildir zira. İşsizlik algısı yalnızca sömürü sisteminin yıkılması ile sona erebilir.
- İklim değişikliği. Akla değil arzulara dayalı bir ekonomi aynen arzuların peşinden koşan birey gibi yok olmaya mahkumdur. Kendisi ile birlikte çevresini de dönüştüren insanlık bunun bedelin katı politikalarla ödemelidir. Çevre konusunda en acımasız kanunlar bile yeğdir. Zira sermayeci söylemin dediğinin aksine “dünyaya gelmiyoruz, dünyadan geliyoruz.”
- Nüfus artışı: İnsana bir fazlalık olarak bakmak da şirket politikasıdır. Şirket bireysel iktidar arzusuyla kurulmuş bir araçtır, başka amaçları görmez. İnsanlara fazlalıkmış gibi bakmak bir yana, kendimizden daha çok olmasını isteriz. Nüfus artışı yoktur, insana üretim kalemi olarak bakan zararlı bakış vardır. Sistem insan odaklı olsa bunun trilyonlar olması için uğraşır, çoklu bakış açılarına sahip olacağımız için memnun olurduk.
- Dijitalleşme: İyi araçların kötü insanların elinde kötü çalışmasını önlemek gerekir. Büyük faydaların büyük bedelleri olmadığı müddetçe insanlığın ayak bağı olacaklardır.
- Siyaset: Birer şiddet tekeli gibi dünyanın her tarafına serpilmiş devletler kendi iyilikleri için federasyonların parçası olmalı ve kendileri de bireylere federatif haklar vermelidir. Regülasyon bataklığından yalnızca bir geri-bildirim döngüsü oluşturarak çıkabilirler.
SONUÇ
Bu sistemi sürdürmeye çalışarak “mavi balinaların yaşadığı dönemde yaşayan tür” olabiliriz. Yani kısa ve önemsiz bir varoluşa sahip olabiliriz. Yahut aklımızı kullanmaya başlayabilir ve itkilerin kontrolündeki ekonomiden aklın kontrolündeki ekonomiye geçebiliriz. Serbest piyasanın ne için serbest olduğunu sormakla başlayabiliriz. Ekonomik determinizm değilse de biraz plan gerektiği çok açıktır.
Bir çıkar grubunda yer almaya çalışarak sadece daha fazla sömürüye yol açıyorsunuz.
Şikayetler kendi çıkarını maksimize etmeye yönelik olduğu müddetçe, yani yoksulluğa değil zengin olmamaya isyan ettikçe sıçan yarışı sürecektir.
İnsanoğlu merhamet sayesinde hayvanlardan daha iyi hayatlar yaşamıştır, büyük toplumsal gruplar halindeki hayatını da bu şekilde düzenlemelidir. doğal seçilimden yapay bir niş özellikle ayrılan türümüz, toplumsal seçilimden de yine bu temelde sıyrılabilir.
Yeni bir ekonomik sistem başkaları gibi olmaya ya da olmamaya çalışarak değil zihinlerde olması gerekenle başlar. Henüz bu yönde bir emare göremediğimiz için ekonominin en karanlık anını henüz geçmediğimizi anlayabiliriz.