“Elinizdekini vermek, sadece vermektir; kendinizi verdiğinizde ise gerçekten vermiş olursunuz.” – Halil Cibran
Birey belki bir çok şeydir, ama sandığı şey değildir. Ego hiç de ego olmayan yeganedir. Bu yalanı kim başlattı bilmiyoruz, ancak büyük olasılıkla bizimkilerden biri. En kendisi olmayan başlatmış olmalı. Öyle bir ironi, paradoks var temelinde.
Birey bencillik peşinde koşarken en az kendisine çalışır. Başkası için uğraştığında kendisidir.
Hırsız, uğursuz, katil mi daha çok bilir yoksa alim, düşünür, arif mi? Neden bilenler başkaları için uğraşır da bilmeyenler “kendileri” için uğraşır, ve aslında tam tersine yararlar? İlahi adalet de diyebiliriz, sistemin nedensel bir koşulu da diyebiliriz.
Ne komiktir trajik olan, trajiktir komik. Dağlarda, çöllerde, şehrin içindeki mağaralarda tüm hayatını düşkünlere adayan peygamberler enayi midir? Belk de en çok yardım eden en çok yardım alandır.
“Yaşamda asıl kazanç, başkalarının hayatına ne kattığınızla ölçülür.” – Ralph Waldo Emerson
Sen kimsin?
Trafikte olur olmaz kavga ederken, dolandırıcıların tuzaklarına düşmediğimiz zaman, ticarette veya görevde olması gerekeni yaparken aşağılanmak için duyduğumuz bu soru aslında pek hikmetlidir. Ben kimim? Kendim gelmedim hayata. Kendimi oluşturmak bir yana, ismimi ve alışkanlıklarımı başkaları verdi. Ben olan tarafını bulamıyorum. Sanırım sadece “ben” olduğum illüzyonu benim, evveli milyarlarca yıl; o zaman da ben yoktum.
“Mutluluk, paylaşıldığında ikiye katlanan tek şeydir.” – Albert Schweitzer
Kendinden vermek- ego illüzyonundan kurtulmak
“Hep kendinden veren” aslında kazançlıdır. Sadece bir illüzyondan kaybetmiş, hakikate yaklaşmış olur. Dolandırıcı kendisini dolandırır, kötü kendine kötülük eder, başkasına iyilik yapan kendisine yapar. Ezilmek bir fırsattır, ancak doğru bakış altında.
Oyun birkaç yıl önce kurulmadı. Milyarlarca yılın yükünü taşıyoruz. Ego illüzyonundan sadece anlık kurtulabiliyoruz. Guru’lar, dervişler, azizler sürekli yardım ederken bunun farkındalar. Başkasına yardım ederek anlık kurtuluşlara sığınıyorlar.s
“Eğer bir duruş sergilemek istiyorsanız, başkalarının da duruş sergilemesine yardım edin; eğer hedefinize ulaşmak istiyorsanız, başkalarının da hedeflerine ulaşmasına yardım edin. Kendinizi düşünün ve başkalarına da ona göre davranın: İnsanlığın yolu budur.” ― Konfüçyüs
Kendinden vermenin sınırları
Yardım zarar veriyorsa, örneğin kişinin egosunu büyütüyorsa yardım kesilir. Başkalarının illüzyonunu artırmak bir yana, sadece yok etmek için yardım etmeli. Dünya hevesinde kimseye yardımcı olunmaz. Aydın sadece ve sadece aydınlanma yolunda yürür. Diğer yollar karanlığa gidiyorsa bırakınız acı çeksinler. Bu acıda yollarından dönmelerine yardım dışında ne var?
Bir illüzyonu kaybetmek ne kadar kayıptır?
Hakikate ulaşmak kazanç değil bu arada. Hakikat hiçlik, boşluk, her hayatın sonundaki gibi yokluk. Sadece erken varmıştır aydın. Bir yer değil, çocukların evcilik oyununa dışarıdan bakmak belki. İllüzyonun dışarısı. Ancak tüm illüzyonlara bedeldir. Herkese biraz tattırılmıştır, olgunlaşıp çocuk oyunlarına kanmamak, yücelmek ve oradan yerdeki oyunlara bakmak. Kalanını tatmak için kendini bırakmak gerekir. Aydınlık yolcusu ne kadar verirse o kadar bırakmıştır.