Batılılaşma Nedir

batılılaşma nedirBatılılaşma, Avrupalılaşma ya da oksidentalizasyon; toplumların batı kültürünü benimsemeleri ya da etkisi altına girmeleridir. Zaman içerisinde tüm dünya batı kültürünün değerlerini benimsemiş, gittikçe artan hızda batılılaşmıştır. Batı kültürünü benimsemek batılıların çağın ilerisinde olması nedeniyle modernizasyon, yani çağdaşlaşma olarak da anlaşılmıştır. Batı kültürünün değerleri artık çoğu toplum tarafından batılı olarak değil, çağdaşlık olarak değerlendirilmektedir.

Batılılaşma içinde bulunduğumuz Türk toplumu da dahil tüm dünyanın genel bir temayülü olmuştur. Batı olduğu için değil, artık standart olduğu için batı değerlerini kabul etmekteyiz. Bu standartlar Avrupa’nın askeri başarılarından ileri gelmiş, ilk olarak Osmanlı’da görülen modernizasyon tüm dünyaya askeri üstünlük vasıtasıyla sirayet etmiştir. Günümüze kadar çoğu toplum batıya benzemek istemiş, onların yaşam tarzını benimsemiştir. Hala direnmeye çalışanlar olsa da insanlık batının yaşadığı gibi yaşamaya başlamıştır. Bu da rekabet ile şekillenen ve başkasına göre yaşamayı direten bir düzen oluşturmuştur.

Avrupa’nın modern olması, yani insanlığın ileri noktası olarak algılanması nereden geliyor? Her ne kadar Yunan ve Roma uygarlıklarının bu gelişmenin temeli olduğu söylense de bu iki kültür Türklerin ve dahi Mezopotamya’nın da temelinde yer alır. Burada asıl bakılması gereken yer ayrım noktasıdır. Osmanlı ile Avrupa kıyaslamasında farklılığın serbest piyasa ekonomisi ve endüstri ile belirginleştiği ve Osmanlı’nın kapitalist endüstriye karşı koyamadığı görülmektedir. Serbest piyasa Avrupa’da iktidarın bölünmüşlüğüyle rahat bir şekilde serpilmiş ve kapitalin oluşmasına olanak vermiştir. Kapital, yani büyük sermaye Avrupa’da dünyanın diğer bölgelerinde göre daha sık ilişkiler içinde ve sınırları aşabilen bir güce sahip olmuştur. Osmanlı’da, Çin’de, İran’da, Hindistan’da devlet iktidarının güçlü olması böyle bir gelişmeyi engellemiştir. Osmanlı’dan örnek verirsek, padişah her zaman mutlak güç olarak tanınmış ve ona rakip olabilecek bir sermaye veya sınıf oluşması kabul edilmemiştir. Çok zengin olan, ya da iktidar oluşturan da bertaraf edilip malları müsadere edilmiştir.

batılılaşma nedirKapitalizm ile eş güdümlü olarak başkasına göre yaşama yatkınlığı oluşmuştur. Kapitalizmin itici gücü olarak “yozlaşma” dan bahsediyoruz. Buna göre insanlar birbirine daha iyi görünmek ve hava atmak için yaşamaya başlamışlardır. Üstün olma kavgası üretimden tamamen soyutlanarak insanın temel eylemlerine yabancılaşmayı getirmiştir. Sık ve kalabalık şekilde yaşayan insan toplulukları arasında bölünmüş ve kuvvetli siyasi kuvvetler bu ayrılığı belirginleştirmiştir. Avrupa birbirine üstün olma hevesiyle rekabet eden insanlar ve politik yapılar ile şekillenmiştir. Bu yarış sonucunda bilimsel ve teknolojik ilerleme hasıl olmuştur.

İnsanların birbirine üstün olmaya çalışması, ezmesi; yani serbest piyasa ve insanların yozlaşması popülerlik sevdası ile batılılaşmak anlamına geliyor. Onlara özenen diğer toplumlar da bunun peşinden gidiyor. Çağdaşlaşmak batılılaşmak anlamına, batılılaşmak da birbirimizi ezip bununla övünmek anlamına geliyor. Batılılık bir ilerleyiş olarak görülse de aslında ölüme daha da yaklaşmak anlamındadır. Hayata, doğaya ve özümüze yabancılaşmak bizi ölüme götürmektedir. Avrupa’nın öncüsü olduğu yozlaşma bindiğimiz dalı kesmek anlamına gelen tüketimi teşvik etmektedir. Bakınız: dmy.info/olmeden-once-felsefe

Batılılaşmak tüketimi hızlandırmak anlamına gelirken, batı insanın yok edici tarafına dönüşmektedir. Batı toplumunun bir suçu olduğunu söylemiyoruz. Batılılar insanın içindeki bir potansiyeli dışarı vurmuş parçalarımızdır. Batıda meydana çıkan tüketim kültürünün gelişme olarak anlaşılması ilginçtir. Yaşamın batılı tarzının çağın ilerisi olduğu zannı ile yalnızca daha çok tükenmekteyiz. Diğer toplumları batılılara özenmesi sonucu değerlere de yabancılaşan ve tanınmaz hale gelen insanlar üretmekteyiz. Mesela Namık Kemal İslamcı ve batı yanlısı olarak bir arketip oluşturmuştur.

Namık Kemal’in İslamcı olup İslami literatürden ziyade Avrupalı aydınlanma filozoflarına atıf yapmasını irdelemiştik. Türk batılılaşmasında örnekti ve ulusal niteliklere haiz bir düşünürdü. Namık Kemal bugünün aydınlarına da örnek teşkil etmektedir. Ancak bunu daha radikal biçimde görmekteyiz. Bugün de İslamcılar var ve İslami literatürden ziyade batılı kapitalist düzene atıf yapmaktadırlar. Söz gelimi dinci bir politikacı ülkeyi kapitalist sisteme entegre etmekte ve batının açık pazarı haline getirmektedir. Küresel finans düzenine uydurulan bir İslamcılık bize felsefi sorular sorduruyor. Bakınız: dmy.info/toplumun-yok-olusu/ & dmy.info/kuresellesme-nedir/

Yorum Yapın