Özel Teşebbüsün Dayanılmaz Hafifliği

özel teşebbüsSosyalizmin en kötü yanının özel teşebbüsü engellemesi olduğu söylenir. Toplumculuk olarak Türkçeye çevirebileceğimiz sosyalizm toplumu öncelikli olarak savunmaktadır. Bireyin bütünün önüne geçmesi hoş karşılanmaz. Özel teşebbüs dediğimiz bireysel çabalar da güdük kalır. Devlet eliyle yapılan tüm işlerde bu eksiklikten bahsedilir. Memur kendi bireysel çıkarına değil devlet için çalıştığından, işlerin verimli yürümediği söylenir. Nitekim çağdaş dünya düzenine uymada devletler geri, özel teşebbüsler ileridir.

Yirmi birinci yüzyıl ülkemiz de dahil geri kalmış tüm toplumların çağdaş kapitalist sisteme ayak uydurduğu zamandır. Hala direnenler olsa da özelleştirme cereyanı her yanımızı sardı. Devlet kurumları özelleştirilerek verimli ve yenilikçi bir düzen tasarlanmaktadır. Özel teşebbüs işçiyi daha çok çalıştırmakta ve daha fazla üretmektedir.  Böylelikle yatırımlardan maksimum getiri amaçlanmaktadır.

özel teşebbüsİş verimi için özelleştirme şart gibi görünmektedir. Ayrıca Özel teşebbüs piyasayı kendi çıkarları için daha iyi okumaktadır. Özel teşebbüs daha çok çalıştırmakta ve daha çok tüketim ürünü üretmektedir. Ekonomik olarak baktığımızda mevcut sistemin bunu talep ettiği aşikardır. Buradaki sorun dünyada o kadar iş ve kaynak olup olmadığıdır.

Dünyada o kadar iş var mı? Binlerce insanın yaptığı işi bir makine hemen halledebilmektedir. İnsan enerjisine muhtaç olmadığımız bir dönemdeyiz. İkincil enerji kaynaklarımız var. İş artık insana bağlı değildir. Buna rağmen özel teşebbüsün işçiyi daha çok çalıştırmasını teşvik etmekteyiz. Sonra da işsizlik var diye kara kara düşünmekteyiz.

Kaynakları tüketip kaynak yok diye ağlıyoruz. Daha çok üretimin daha iyi olduğunu savunuyoruz, ancak kaynakların sınırlı olduğunu unutuyoruz. Şirketler daha çok üretiyor, ama o kadar kaynağımız var mı? İşleri özel teşebbüse teslim ederek büyük bir gerçeği gözden kaçırıyoruz. Belki de acı bir gerçeği görmezden gelmek için buna izin veriyoruz. Sınırlı kaynakları sınırsızca tüketebilmek için toplumun gözetimini eleyerek özel teşebbüsün bencilliğine başvuruyoruz.

Kaçınılmaz sona gözlerimizi kapatarak giriyoruz. İnsanın ve doğanın sömürülmesine yüz çeviriyoruz. Yanlış soruları soruyoruz. Günü kurtarmak adına sorulan tüm sorular düzenin bir bileşeni haline gelir. Özel teşebbüs çağdaş ekonomik sistemde hayati bir gerekliliktir, ancak çağdaş ekonomik sistem ne kadar gereklidir? bunu sormalıyız. Kötü bir düzenin içinde kötü olanı sürdürmekteyiz, sürdürmezsek yok olmak kesindir. Öte yandan sistem de toptan yok oluşa gitmektedir.

Sistemin doğal bir sonucu olan işsizlik çözülmesi gereken bir sorun olarak bizi beklemektedir. Yeterli iş yok. İnsanların da çalışması gerekir. Yalnızca geçim amaçlı değil toplumun refahı için meşgul olmalıyız. İnsan bir şeylerle uğraşmayınca başka şeyler arar ve bu başka şeylerin birbirimiz olması da kuvvetle muhtemeldir. Ne var ki işsizlik bu düzenin masum bir hatasıdır. Asıl ölümcül olan tüketimdir. Dünya kaynaklarını bencilliğe emanet ederek hovarda biçimde harcanmasına göz yumuyoruz.

En büyük sorunumuzu özel teşebbüse emanet ederek sorumluluktan kaçtığımızı düşünüyoruz. Üretimi devrederek hafiflediğimizi sanıyoruz, ancak bedelin ağırlığı altında ezileceğiz. Amacımız felaket habercisi olmak değil, yalnızca bunu anlamak. Yalnızca katilimizin kim olduğunu fark etmek.

Yorum Yapın