Namık Kemal Kimdir

tumblr_nmc8mznhha1u5jw44o1_400Namık Kemal(21 Aralık 1840- 2 Aralık 1888) Türk mütefekkir ve şairdir. Türk düşüncesinin kendinden sonraki dönemlerini etkilemiştir. Çağdaş Türkiye’ye kadar uzanan etkileri onun bir öncü olmasından ileri gelir. Namık Kemal Osmanlı’dan bu yana Türkiye’nin gelişme ve modernleşme çabalarına anlam veren kişidir. Türk modernleşmesinde hem halka hitap eden hem de bürokrat kalabilen ender insanlardandır. Yine hem İslamcı, hem de katı bir muhalif olması da onun farklı yönlerindendir. Yeni Osmanlı düşüncesi içerisinde müstesna bir yere sahiptir. Ziya Gökalp ile birlikte Türkiye düşüncesinin sembolik  isimleri oldukları söylenebilir.

Hayatı

Memur kökenli bir ailenin çocuğu olarak Tekirdağ’da dünyaya geldi. Asıl adı Mehmed Kemal’dir. Sekiz yaşındayken annesini kaybedince, dedesi himayesinde yaşadı. Dedesi Abdüllatif Paşa’nın memuriyeti nedeniyle memleketin çeşitli yerlerini dolaştı. İstanbul’da Bayezid Rüştiyesi ve Valide Mektebi’nde öğrenim gördü. Daha sonra Kars’ta ve Sofya’da yaşadı. 1857’de İstanbul’a döndü. Şinasi ile tanıştı. 1862’de Tasvîr-i Efkâr gazetesini kurdular. 1865’te Şinasi’nin Paris’e gidişiyle gazetenin yönetimini üstlendi. Yeni Osmanlılar Cemiyeti’ne katıldı. Ali Suavi ile Muhbir adlı bir gazete çıkardılar. 1867’de Suavi ve Ziya Paşa ile Paris’e gittiler. 1868’de Londra’da Ziya Paşa ile birlikte Hürriyet gazetesini çıkardılar. 1870’te zaptiye nazırı Hüsnü Paşa’nın himayesinde İstanbul’a döndüler. Kemal bir yıl boyunca Diyojen’de imzasız makaleler ve fıkralar yayımladı. 1872’de Ebuzziya Tevfik ile İbret gazetesinin idaresini üstlendiler. Aynı yıl İbret gazetesi kapatıldı. Kemal de mutasarrıf olarak Gelibolu’ya tayin edildi.

1873’te İstanbul’a geri döndü. Vatan Yahut Silistre adlı oyunu ve İbret gazetesindeki muhalif yazılar muzır neşriyat(zararlı yayın) suçu sayıldı. Kemal Magosa’ya, diğer gazete eşrafı da Rodos’a sürgün edildi. Magosa’da üç yıl kaldıktan sonra, Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilip V. Murat’ın gelmesi ile, İstanbul’a döndü.[1] II. Abdülhamid’in tahta çıkması ile Şura-yı Devlet üyeliğine seçildi. Kanun-ı Esasi’yi hazırlayan heyette yer aldı. Kanun ilan edildikten üç hafta sonra İstanbul’dan ayrılmak zorunda bırakıldı. Kısa süre sonra tutuklandı. Akdeniz adalarından birinde oturmak şartıyla serbest bırakıldı. Temmuz 1877’de Midilli Adası’na gitti. 1879’da buranın mutasarrıfı oldu. Buradaki çalışmaları ve edebi eserleri nedeniyle Sultan Abdülhamid tarafından taltif edildi. Rodos Adası’na tayin edildi. Aralık 1877’de Sakız Mutasarrıfılığı’na getirildi. Burada sağlığı bozuldu. 4 Aralık 1888’de vefat etti.[2]

Türk düşüncesinde Namık Kemal

Ahmet Hamdi Tanpınar Namık Kemal’i kastederek “bugün kullandığımız bütün mefhumlar(anlamlar) Şinasi ile onundur ve bilhassa onundur.” der.[3] Ayrıca Tanpınar’a göre Namık Kemal ilk eleştirmenimizdir. Fikir ve sanat anlayışımız da onunla başlar.[4] Kemal’in kendisini Sokrates’e benzettiğini, ancak sisteminin buna engel olduğunu söyler. Kemal Müslüman’dır, XVIII. Asır filozoflarının ve fikri hareketlerinin getirdiği şeyleri İslâm dini ve şeriat içerisinde arar.[5] Kendi sistemi, batıda fayda getiren görüşleri İslâm ile sentezlemek üzerine kuruludur. Avrupa medeniyetini örnek almak ve fakat “kendi değerlerimizle” o mertebeye ulaşmak söz konusudur. Zaten Kemal’e göre Avrupa doğuya uymaz, doğuyu bilmez ve çoğunlukla da doğuya yönelik yanlış davranışlar gösterir.[6]

Namık Kemal ismi edebiyatımızda iki kelime ile özdeşleşmiştir: “hürriyet” ve “vatan”. [7] Bu iki kavramın düşünce hayatındaki timsalidir. Düşünce tarihinde de ayrı bir konumun sahibidir. Türk-İslâm edebiyat geleneği ile beslenen ve sonraları batıyı kendinde sentezleyen bir anlayışa sahiptir. Türk edebiyatının doğu ve batı temellerini yazdıklarında özümsemiştir. Vatan şairi olarak anılması da, çağdaş düşünce sistemlerini vatanperver bir anlayışla Türk düşüncesinde temsil etmesinden ileri gelir. Edebi bakımdan verdiği sanat ürünlerinin yanında felsefi bakımdan da azami öneme sahiptir. Vatan, hürriyet, eşitlik, birey olma, halk egemenliği, parlamenter sistem, hukukun üstünlüğü gibi kavramların Türkçe anlam kazanmasında büyük rol oynamıştır.[8]

Namık Kemal vatan şairi olarak ünlenmiştir. Kemal’e göre vatan sınırlardan ibaret değildir. İnsanın fikri hendeseden ibaret olsaydı, aile, millet ve vatan olmazdı ve maddiyattan başka bir şey düşünülemezdi. Vatan ve vatan olmayanı ayırt etmek üçgen ile karenin farkını kavramak gibidir. Hayat vatan havasını solumakla başlar. Dünyadaki vatan, şehirdeki ev gibidir. Aile sevgisi gibi, kutsaldır. Kemal’e göre insanların vatanlar arasında ayrılması doğaldır ve vatan kavramı yok olmayacaktır. Vatan fikrini kaldırmak ahirette rahat olmak için kendini öldürmek gibidir. Bir vatan ateşli silahları ne zaman bırakırsa başka vatanın üyeleri ona kast edecektir. Vatan sevgisi vicdanidir.[9]

Turan Karataş çeşitli düşünürlerden Namık Kemal tasvirleri iletmektedir. Mithat Cemal’den aktararak, Kemal’in üç önemli vasfının “insan, Müslüman, Osmanlı olmak” olduğunu söyler. Hilmi Ziya Ülken’e göre “ruhta İslam ve şarklı, şekilde garplı olmak isteyen düalist Tanzimat zihniyetini en güzel ifade eden adam”dır. Süleyman Nazif’e göre “vatan muhabbetini bizde ilk terennüm eden Namık Kemal, pek doğru görmüş ve anlamıştır ki bizde dinsiz bir vatan aşkı olmaz.”[11]

Namık Kemal Türk basınının da temellerindendir. Gazete, ona göre bir ulusun ilerlemesinde başlıca etkendir.[12] Namık Kemal yönetimindeki Tasvîr-i Efkâr gazetesi hükümeti ve politikaları sıkça eleştirmiştir. Namık Kemal haberlerin sonuna gazete yorumu ekleyerek eleştirel tutumunu ilerletmiştir.[13] Hadika ve İbret gibi gazetelerde muhalif tutumunu devam ettirmiştir.[14]

Eserleri

  • Oyun: Vatan Yahut Silistre (1873) Zavallı Çocuk (1873), Akif Bey (1874), Celaleddin Harzemşah (1885), Kara Bela (1908)
  • Roman: İntibah (1876), Cezmi (1880)
  • Eleştiri: Tahrib-i Harâbât (1885), Takip (1885), Renan Müdafaanamesi (1908), İrfan Paşa’ya Mektup (1887), Mukaddeme-i Celal (1888),
  • Tarih: Devr-i İstila (1871), Barika-i Zafer (1872),  Osmanlı Tarihi (1889)
  • Makale: Kendi döneminde Evrak-ı Perişan adıyla yayımlanmıştır. Ölümünden sonra Marmara Üniversitesi tarafından Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi’nde makalelerine yer verilmiştir. Dergah Yayınları’ndan çıkan Bütün Makaleleri 1 gibi önemli derlemeler de mevcuttur.

Ayrıca Bakınız

Kaynakça

  • [1] Abdullah Uçman, Namık Kemal Üzerine Bir Biyografi Denemesi, Ölümünün 100. Yılında Namık Kemal içerisinde. İstanbul: Marmara Üniversitesi, 1988, ss. 219-228.
  • [2] Abdullah Uçman, Namık Kemal, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı, 2006, c XXXII, ss. 361-378.
  • [3] Ahmet Hamdi Tanpınar, Edebiyat Üzerine Makaleler, MEB. 1969, s.226
  • [4] A.e., s. 227.
  • [5] A.e., s. 240.
  • [6] Namık Kemal, Avrupa Şarkı Bilmez, Namık Kemal ve İbret Gazetesi içinde, Haz. M.N. Özön, Remzi Yay., 1938, s. 54-59, aslen İbret, no.7 22 Haz 1872.
  • [7] Kadriye Hocaoğlu, Tanzimat’ın Birinci Dönem Şairlerinin Divan Şiiri Hakkındaki Görüşlerinin Eserlerindeki Yansımaları. The Journal of Academic Social Science Studies, Volume 5 Issue 8, Aralık 2012, s. 716.
  • [8] Mithat Aydın, Namık Kemal’de Terakki ve Maarif Düşüncesi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 53, 2 (2013) 451-477 s. 454.
  • [9] Namık Kemal, Vatan,  Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi İçinde, Hazırlayanlar: Mehmet Kaplan, İnci Enginün, Birol Emil, İstanbul, 1993, s.206 aslen: Makalar-ı Edebiyye ve Siyasiyye, İstanbul, 1327, ss. 320-330.
  • [11] Turan Karataş, Namık Kemal’in Mizacı, Kişilik Özellikleri, Alışkanlıkları, Nâmık Kemâl içinde, Editör Turan Karataş ve Orhan K. Tavukçu Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay. 2011 ss. 54-65 s. 56.
  • [12] Belkıs Ulusoy Nalcıoğlu, Osmanlı’da Muhalif Basının Doğuşu., s. 13.
  • [13] A.e., s.125.
  • [14] A.e., s.286 ve 287.

Yorum Yapın