Doğayı Korumak

doğayı korumakHepimiz öleceğiz. Doğayı korumazsak daha erken öleceğiz.  Doğadan başka bir şey yoktur. Doğayı öldürürsek ölürüz. Her ne kadar biz bunu bilmiyormuş gibi yapsak da, doğadan olduğumuz gerçeğini her an yaşıyoruz. Her şey doğadır. İçtiğimiz su, aldığımız nefes, gıda; her şey yok ettiğimiz büyük bütünden geliyor. Biz evreni oluşturan gücün bir uzantısıyız. Vücudumuzdaki elementler yıldızlarda oluştu ve bize enerji veren besinler cansız maddelerden meydana geldi. Her şeyin kaynağı aynıydı, gittiği yer de aynı. Bakınız: dmy.info/insanligin-gelecegi

Doğayı yok edip farkına varmamak, büyük olasılıkla insanın yabancılaşmasından kaynaklanıyor. Günlük işlerimiz doğal hayat içerisindeki yapay ortamlarda görüldüğünden, parçası olduğumuz bütünü unuttuk. Mesela bir otomobil alıp yıllarca kullanıyoruz. Doğaya verdiği zarardan haberdarız, ancak emeğin yabancılaşması sonucu, yalnızca tüketime odaklanmış durumdayız. Onu biz üretmediğimiz ve zararlarına bizzat tanık olmadığımız için mazur görüyoruz.

doğayı korumakYetmiş kiloluk bir kişi seyahat etmek için üç tonluk arabayı hareket ettiriyor. Bunu her gün, üstelik toplu taşıma gibi herkes için olumlu yollar varken yapması ilginçtir. Binlerce yıldır kendi çabasıyla bir yerlere ulaşan canlılar içinde epey şımarıkça bir harekettir. Aslında merhametliyiz, ancak etki ve tepkiyi aynı anda görmeyince hiç yokmuş gibi davranıyoruz. Mesela, şehirde herhangi bir yere gidip yerleşebiliyoruz, ancak o yerleşim için katledilen canlıları aklımıza getirmiyoruz. Her gün tonlarca çöp çıkarıyoruz, ama çöpler nereye gidiyor düşünmüyoruz. Elektrik ve su tüketmek de günlük alışkanlıklarımızdan, ancak bunlarn kaynağı sınırsızmış gibi davranıyoruz.

Her tüketim gelecekten bir şeyler çalmaktır. Eskiden tüketmek diye bir şey yoktu. Tarla vardı, ev vardı, ancak bunlar doğayla iç içeydi. Ekin biçmek bugünkü gibi, genetiğiyle oynanmış ve çoğu israf edilecek ürünleri petrolün gücüyle hasat etmek değildi. İnsanlar kendi besinlerini sağlıyordu. Şimdi onu yapmadığımız için kıymetini bilmiyoruz. Doğayı öldürerek tarafımıza ulaştırılan ürünleri masum görüyoruz ve hiçbir bedeli yokmuş gibi israf edebiliyoruz. Göz görmeyince gönül katlanıyor, ancak bilim ve felsefe bizi haberdar ediyor. Bilim insanları uygarlığın tüketim yüzünden tehlikede olduğunu söylüyor. Felsefe de bu anlamsız israfın ve sebepsiz tüketimin nedenlerini sorguluyor.

Felsefe zora düşmeden düşünenlerce kurulmuştu. İhtiyaca yönelik ya da bir işe yarasın diye felsefe yapılmadı. İhtiyaç oluşmadan, olayların gidişatını henüz rahat zamanlarda sorgulamak görünümündeydi. Bazı olaylar, en önemlisi de hayat söz konusuydu ve sebepleri belli değildi. Filozoflar böyle zamanlarda, yani hayati tehlike ortaya çıkmadan, zora düşmeden, düşünmesini bilenlerdi. Doğa içerisindeki davranışlarımız da felsefe sayesinde görülebilir. Ölmeden önce nasıl bir yok oluşa gittiğimizi felsefe sayesinde görebiliriz. Sadece tehlikeden kurtulmak için değil, onu önlemek ve rahatlığın da nedenlerini sorgulamak için felsefe yapabiliriz.

Ayrıca Bakınız

Yorum Yapın