Büyüyünce Ne Olmalı

büyüyünce ne olmalıDoktor, polis, mühendis, pazarlamacı, futbolcu, ya da sadece mutlu. Olmak istediğimiz şey çoğunlukla bir meslekten ibaret. Muazzam bir gelecekten beklentimiz sadece bir meslekse bazı şeyleri yanlış yapıyoruz demektir. Tarih boyunca insanlar bir işi ihtiyaç görsün diye edinmiştir. Mutlu olmak işin asıl amacıdır. Ancak günümüzde işler değişmiştir. Bir kere mutluluğun ne olduğunu ifade etmek bile güçleşmiştir. Küresel bilgi toplumunda neyle mutlu olacağımızı şaşırdık. Böyle bir ortamda pompalanan serbest piyasa ekonomisi mutluluğu ekonomik göstergelerin ve büyük ceplerin mutluluğu haline getirdi.

Günümüzde meslekler bir araç değil, amaç olmaya başlamıştır. Çünkü rekabet ortamı işe adanmışlık, rekabetçi firmalar da kariyer odaklı insanlar üretmektedir. Müreffeh toplumlar olarak örnek gösterilen batı toplumları aslında iş odaklı yaşantının mahsulüdürler. Batı toplumları sermayenin büyümesiyle gelişmiş sayılmışlardır. Büyük sermaye ise büyük yatırım ve iş odaklı yaşantı, yani işverenin zenginliğini artırma yatkınlığı oluşturmuştur. Refah içinde sanılan toplumlar aslında kendilerine yabancılaşmış, kaynakları ve hayatı iş için tüketen virüsler haline gelmişlerdir. Çağımızda olmak istediğimiz şey bir meslek iken, meslek dünyayı yok etmek anlamına gelmiştir.

Artık nereden geldiğini bilmediğimiz şeyleri neye yaradığını bilmediğimiz şekilde pazarlıyoruz. Kendimiz üretmeye kıyamayacağımız şeyleri başka yerlerde üretiliyor diye kullanıyoruz. Ürünler için nelerden feda edildi, hangi doğal kaynaklar yok edildi, hangi işçiler sömürüldü, hangi ülkeye petrolü için demokrasi götürüldü diye merak etmiyoruz. Tüm dünyaya yayılan bu sorgusuz tüketimi önceliklerimizle besliyoruz. Önceliklerimizden önemli bir tanesi de meslek anlayışımız. Mesleği başkalarına iyi görünmek, sayılarla ve markalarla mutlu olmak sanıyoruz. Halbuki meslek başkalarına yardım ettiğimiz, başkalarının da bize yardım ettiği bir çalışma olmalı. Ne yazık ki hayatımızın meslek olması gerektiği gibi yanlış bir yargıyla en çok paraya ya da üne ulaşmaya çabalıyoruz.

Büyüyünce ne olmalıyız?  Hayatta diğer tüm varlıklar gibi bir gidişatımız var. Aradaki üsluplara kişilik diyoruz. İşte bu kişilik, yani diğerlerinden farklı olan tarzınız, sizin olmalı. Farklı bir kişiyseniz kendi düşünceleriniz olmalı. Büyüyünce hedeflediğiniz şey de sizden yola çıkmalı. Çok para ya da şöhret başkalarına göre hareket etmektir. Başkalarına göre yaşayan mutluluğu bulamaz. Farklı kişilikler kendi mutluluklarını hedeflemelidir. Mutlu olmayı hedef bile yapamadığımız bu sistemi neden değiştirmiyoruz? Mutlu olmayı bir hedef yapamıyorsak ne yapıyoruz?

Televizyondaki mutluluk bizim mutluluğumuz değil. Mutluluk küresel değildir. Size reklamı yapılan hayat tarzı gönüllü köleliktir. Geri dönülmez bir yolun sonlarındayız. Batılı toplumlar meslek derdindeyken onların çıktısı olan savaşlar masum ülkeleri yok ediyor. Toplumlar bu düzene kurban ediliyor. Çevremizdeki ülkelerden ibret almalıyız. Sıra Türkiye’ye de geldi. Sadece kariyerini büyüttüğünü sanan insanlar ülkemizi de karıştırdı. Sorgulamadan yaşayan ve “iş” adı altında düzenin devamını sağlayan basit insanlar en az onları yönlendirenler kadar kabahatlidir. Bireylerin masum kariyerleri ülkelerin ve şirketlerin yok ediciliğine dönüşmektedir. Herkes acilen kendince mutlu olmalı ve mesleğin birilerine yardım etmek anlamına geldiğini hatırlamalıdır.

 

Ayrıca Bakınız

Yorum Yapın