Geleceğin güttüğü koyunlar

Yeterince yeşildi otlar ve epey siyahtı koyun. Kara koyun dediler; aldırmadı, farklı olmaktan utanmadı. Aç kalmadığı zaman kimseye eyvallahı olmazdı; zeki ama çalışmayan takımındandı, yani çobanın istediği ölçüde, yeterince otlamıyordu. Ondan beklenen şey sadece olmaktı; olmak ve bunun dışında hiçbir şey. Ama olmak dışında bir şeyler vardı; kara olmak gibi kaçınılmaz bir delilik ya da ilahi bir dürtme.

Bilemiyoruz ihtiyaçtan mı yoksa rahat mı battı, kara koyun felsefe yapmaya başladı: “Ot mudur bu hayat, nedir anlamın anlamı?” Neydi derdi bu kara koyunun? “Sizin işiniz de zor be abi,” dedi olağan bir koyun; hele ki kapkara yünlerle sürüden ve sıradan ayrılmışken, bir de işin içinde felsefe varken. Kara koyun artık otu sorgulamadan otlayamıyordu. Yine de koyun olmak ortak paydasında, koyunluk dairesindeydi marjinalite; yine de getiriyordu geviş ama kendi cümleleriyle.

Soruşturdu, sorgulamada bulundu: “Neyi bilebiliriz?” dedi, “Neler imkân dâhilinde? Kim, kiminle, ne zaman; isim, şehir, nerede?” Falan filan derken geçti hayat felsefeyle. Yaşlılık ona garip, mağrur bir eda vermişti. Küçük başın büyük felsefesini artık duyurma zamanıydı. Kesim zamanı geldiğinde şöyle bir baktı çevresine ve “Hayat,” dedi, “içimizdeki anlamların…” Sözünü bitiremedi. Arkasından sözler anlamsız dediler, tek gerçek geçici olmakmış.

Başta kimse desteklemedi, ama ölümü birinin işine yaradı. Gri koyunlar onun adına şarkılar yazdı. Gri olmak övülür oldu, siyah ve beyaza karşı. İşte bu, onun arkasından söylenen bir şiirdir:

Av var, avcı, silah var bu dünyada; arkadan vurmak, yalnızlıklar... 
Ya korku ya sevgi var, hep yokluklar; şu istek, bu arzu, hep eksikler.
Senin sandığın aslında noksanların; can senin değil, adın da verilmiş, isteklerin bile belirlenmiş.
Kaybedecek neyin var?
Koca alemde bir nokta değil dünya; ne dünya senin, ne de sen dünyanın umurunda.
Önemli olduğun sanrısında kusura bakma ama;
Hayat sıradan, sen sıradansın; sıradan isteklerinle, sıradışı bir istemeden başka neyi kaybedeceksin?
En iyimiz bile öldü, en kötümüzden hemen sonra.
En güzel şiirin şairi o güzeli terk edeli çok oldu;
En büyük aşk antik dillerden birindeydi, dili bile unutuldu.
En büyük savaşçılar çizgi film oldu şimdi.
Kimse kalmıyor sonunda; yok kaybedecek...
Kahraman olmayıp ne yapacaksın?

Leave a Reply