…
D: Benim motiasyonum doğal içgüdülerim. Doğal seçilim baskılarını yönlendirerek bilimsel bir hayat yaşamaya çalışıyorum.
Y: Bırak evrimci ayaklarını. Bilim kurucu değildir, normatif konuşmaz. Bu söylediğin bilimsel değil.
D: Bu söylediğim tek bilimsel seçenek. Bilmiyorum, sadece araştırıyorum demenin başka bir yolu.
Y: Bu kararın nereden geldi peki?
D: Tabi ki kendimden. Bilinçli bir tercih yaptım. Düşünmeye cesaret ettim ve bu kararı aldım.
Y: Allah verdi desene. Kendin gelmediğin bir hayatta nasıl ben yaptım diyebilirsin? Kul olduğunu fark et.
D: Allah deyip düşüncemi susturmam. Bildiğimi sanmama yol açacak hiçbir kaçışı tercih etmiyorum.
Y: Peki, bugün ne yapacaksın?
D: Sizinle evde oturuyorum. Başka planım yok.
Y: Bu sohbete kendin mi karar verdin?
D: Aksi bir irade mi var sence?
Y: Hayır, biz burada bu şekilde var edildik, kendimizin hiçbir dahli yok.
D: Bu Allah dediğin şeyin bizim öğrenci evini kontrol ettiğini mi düşünüyorsun?
Y: Her şeyi kontrol ediyor.
D: Koca alemin yaratıcısı olacak, bir de gelip bizim sohbeti kontrol edecek.
Y: Aklının almayacağı bir boyut bu.
M: Aslında ikinizin de hakkı var, ama kimse haklı değil. Kelimeler indirgeyicidir. Kelimelerle ifade ettiğimiz şeyler yavan bir görüntüdür. Bilim dilde mite dönüşür, din ise ahlaksızlığa.
Y: Nasıl oluyor o? Din dile dökülmüştür.
M: Döküldüğü anda yozlaşmıştır. Onu yücelten her tür söylem de daha çok bozar. Sonunda ahlaksızlığa dönüşür.
D: Bilimin mit olmasını açıkla.
M: Bilimsel yöntemin evrenin geçmişini ve örüntülerini ölçmedeki başarısını henüz stabilize olmamış insan toplumuna uygulamaya çalışmak mitolojik bir yöntemdir. İnsanlık dediğimiz yapı doğa kadar kendiliğinden değildir. Bilim normları oluşturmada kullanıldığında mite, yani nedensiz anlatıya dönüşür.
D: Daha iyi bir alternatif olmadığını unutma. Sen demez miydin, alternatifi ne diye düşünmek gerekir.
M: Daha iyi bir alternatif tabi ki din değil. Ancak ikisinden de daha iyi bir alternatif ikisini ve hepsini hesaba katmak. Kolaycılığa düşmemek. Basit cevap bulduğunu zannetmemek.
D: Sen demez miydin, diyalektik kaçınılmazdır diye.
M: Ben diyalektik dedim antinomi ya da retorik değil.
D: Farkı ne?
M: Diyalektikte sen kazanmıyorsun, konu kazanıyor.
D: Bundan benim çıkarım ne oluyor?
M: Senin çıkarın olmuyor, olay da bu. Aslında büyük bir bütünün ürünü olduğunu fark edince sen de büyük bütün için ürün vermeye çabalıyorsun. Kişisel hırslar çocukça oyunlar gibi geliyor.
Y: Bırak şimdi bu egosuz, diğerkam taklitlerini. Aydınlanma arzusuyla yanıp tutuşan, sürekli kitap taslaklarına başlayan sen değil misin?
M: Haklısın, bizi hayatta tutan arzularımızdır. Onlar olmasa insan olamayız. Var olmak bu demek değil mi?
D: Bilimsel olarak bu değil. Bilimsel olarak hayvansın, kendi iç sistemini dış etkenlere karşı koruyup yaşayan bir organizmasın. Kendi çıkarını gözetmek normal, böyle yapmadığını söylemek anormal.
M: Ben özne olarak müstakil bir insan bireye değil daha üst bir yapıya ait olduğumu düşünüyorum. Aynen benim hücrelerimin organlara ve benim bedenine ait olması gibi.
D: Senin hücrelerini sen kontrol ediyorsun ama.
M: Bizi de kontrol eden bir üst yapı olmadığını nasıl söyleyebilirsin?
D: Bu felsefe değil, inanç.
M: Bir hücre gibi, bilme yetilerimizin yetmeyeceği bir üst yapı olamaz mı?
D: Olabilir, ama bununla birlikte olmayabilir ve binlerce farklı şey de uydurulabilir.
M: İnsanlığın içindeki üst yapı inançlarının boşuna olduğunu mu düşünüyorsun?
D: Kendileri de kalan binlerce inancı yalanlıyor.
M: Belki de sadece bir isimlendirme problemidir. Onlar da senin gibi dilin içinde büyüdüler, kelimelere düşmanlık yapıyorlar. Yani hayaletlere inanıyorlar. Sen de inanmıyor musun, bilim hayaletine?
D: Bilime hayalet diyen bir felsefeci olamaz. Neresi hayalet?
M: Kurtarıcı hayalettir, bedelsiz bir kurtarış olmaz. Etiketler hayalettir, dinamik dünyayı etiketlemek mümkün değildir. Geleceğe uygulanacak herhangi bir projeksion, ideal, örüntü hayalettir; çünkü gelecek dinamik bir fonksiyondur. Masum bilim bir hayalettir, aynen din gibi dünyayı kontrol etmenin başka bir adıdır.
D: Sen dinden devam et kardeşim, biz de bilimden devam edelim. Görelim kim başarılı oluyor.
M: Başarılı olmaksa mesele, futbolcu başarılıdır. Ama neyde başarı? Hangi ölçüte baktığına göre değişir.
D: Başarı yaşamaktır, tarihin çöplüğündeki binlerce dinin yanında yer almak ise başarısızlıktır.
M: Gerçekten bir gün bilime lanet edilmeyeceğini mi düşünüyorsun?
D: Evet, her şey gider, doğru bilgi kalır.
M: Her şey yozlaşır, her kelime istismar edilir. Bu bilimle değil insanlığın dünyayı sindirme biçimiyle ilgili bir sorundur.
D: Felsefe dahil o zaman.
M: Tabi, bu yüzden felsefe kendi ölümünü ilan etmiştir.
D: Ne oldu?
M: Bilim daha yeni bir kelime olarak felsefenin yerine geçti.
D: Ha şöyle, yamacıma gel.
M: Ancak burada durduğumuzu iddia etmek de boşunadır.
…