Öğretmen olunca öğrenilen dersler

Öğrenmeyi seven insanların mesleği, öğretmenlik… Adı öğretmenlik olsa da doğru bakışla “öğrenmenlik” bir insanlık egzersizidir. Birlikte öğrenip dönüşmenin en iyi yolu bir memuriyete dönüşmüş. Sanılar ve sayılar yüzünden anlamı bozulmuş bir meslektir. Peki neler öğretir? Alana ve tekniğe dair bilgiler bir yana, biz burada başka bir alanda olmayan çıktılarına odaklanacağız.

  1. İnsan yönetimi: Malesef insanlar lider bekliyorlar. Kendileri insiyatif almak yerine birinin örneğini takip etmek, çekinmek eğilimindeler. Yönetilmek isteyen insanlara yönetimi vermek acı bir reçetedir, ancak hayatın her alanında göreceğiniz bu ihtiyacı sınıfta tatbik etmek bir hayat bilgisidir. Demokratik ailelerin azlığı, devletin ve kurumun yapısı nedeniyle sınıfın diktatörü olmak zorunda kalabilirsiniz. Müşfik bir diktatör olarak halkı demokrasiye geçmeye teşvik etmelisiniz. “Ağaç dayanaksız, insan desteksiz olmaz.”
  2. İletişim: İnsanların ilk izlenime bu kadar dikkat ettiğini en iyi öğretmenlikte ve iş mülakatlarında öğreniriz. İlk ders, ilk sözleşme, kuralların belirlenmesi ve yolculuğun doğru istikamette başlaması. Nasıl başlarsa öyle gider sözü sınıflarda yankılanır. İnsanlar etiketleyip hakkınızdaki düşünmelerizden tasarruf etmeye çalışır.
  3. Çoklu zeka: Herkes işe yarıyor, yalnız kitle eğitimi sadece önermesel, dilsel zekayı seçip yüceltiyor. Ne var ki görsel-mekansal, bedensel-kinestetik, müziksel, içsel, kişilerarası, doğacı, varoluşçu zekalar göz ardı ediliyor. “Yaramaz” diye dışlanan öğrenciler aslında sosyal veya el becerisi kazanımlarında başarılı olabiliyor. Sınıfta kötülük yapan çocuk aslında şiddet yoluyla geri bildirim veren bir mağdur gibi görünüyor. Bir balığa ağaca tırmanmayı öğretirseniz, çırpınması normaldir.
  4. Duygu yönetimi: İnsanlar bağ kurmadan bilgi almıyorlar. Önce anlam, motivasyon, sonra bilgi geliyor. İnsanoğlu karşısındakini kendisinden kabul etmedikçe hemhal olamıyor. Önce duygular, sonra bilgiler gelir. “Gönül ferman dinlemez”
  5. Teknik değil insani bilgi: Yıllarca gittiğimiz okuldan ne hatırlıyoruz? Önermesel bilgi biraz var, ancak hisler daima bizimledir. Öğretmen merak, keşif, mutluluk, saygı hissettirmişse insani bilgi aktarımı olmuş, kalıcılık sağlanmıştır.”Söz uçar, yazı kalır; iz bırakan his kalır.”
  6. Kimlik inşası: Çocuk “öyleymiş gibi” yapılarak yetiştiriliyor. Çocuğa saygın bir birey gibi davranınca saygın oluyor. Çocuğa akıllıca soru sorunca akıllı oluyor. İnsan eğitimi bilimsel değil, mitik ve kurgusal bir zeminde yükseliyor. Her çocuk, ona anlatılan masalın kahramanı olmaya çalışır. Kimlik, insanın kendine anlattığı en uzun masaldır.
  7. Hayata hazırlık: İnsanlara sınır koymak onları üzse de hayatta karşılaşacakları sınırlara hazırlar. Hayat zorludur ve bu zorlukların eğitim ortamında tecrübe edilmesi normaldir. Çocuğa en büyük ihanet gerçek hayatta görmeyeceği -iyi ya da kötü- muameleyi göstermektir. “Demir tavında dövülür.”
  8. Ölçme: En iyi öğrenciler notları en yüksek olanlar değil, insanlıkta en yüksek olanlardır. Üstelik yeni bir şey denemeyen, yani başarısız olmayan kişi eğitimden verim alamamıştır. Çok başarılı insanların başarısızlık korkusu olabilir. Korku kısa vadede disiplin, güven gelişim üretir. Not bilgiyi ölçer; karakter insanı.
  9. Çevre: İnsan çevresinin ürünüdür. Bu konuda bitkilerden çok farkımız yok. Bir çocuğa yapabilecek, hatta bireyin kendisine yapabileceği en büyük değişiklik imkanı benzeyeceği insanların arasına girmektir. “Tohumun kaderi toprağında yazılır.”
  10. Tatlı sert: İnsanlara karşı ne iyi ne de kötü olmaya çalışmamalıyız. Kötü davranışa geri bildirim vermek kötülük değil, adalettendir. Adil olmadıktan sonra diğer değerler de tutunamaz. Dengeyi korursak, gerekeni yaparsak iyi bir sınıf ortamına sahip olabiliriz. “İyi”ye sadece adaletli, dengeli bir tutumla ulaşabiliriz.

Leave a Reply