Bir amacı maksimize etmek, en fazlasını yapmaya çalışmak ne kadar doğrudur? Amaç tek bir şey olursa diğer yaşamsal noktalar ihmal edilmez mi? Tek amaç her zaman diğer amaçlar üzerinde tiranlığa, kişinin bedeninin ve hayatının o amaç için sömürülmesine yol açar.
“Aşırılık her erdemin düşmanıdır.” — Aristoteles, Nikomakhos’a Etik
Aristoteles’in felsefesi aşırılıklardan kaçınma üzerine kuruludur. Eudaimonia (iyi yaşam) tek bir erdemin maksimizasyonu değil, erdemlerin uyumu ve dengesidir. Cesaret tek başına pervasızlığa, cömertlik tek başına saçıp savurmaya dönüşür. Erdem, aşırılığın ortasında durmak demektir. Bu yüzden ona “orta yol” der. Maksimizasyon tam da bu yüzden Aristotelesçi gözde şüphelidir: tek boyutta derinleşmek, diğer boyutları köreltir. İnsan aklı bu durum içindir, insan denge kurmak için aklını kullanan varlıktır.
Tek amaca sahip olunamaz, hayatta tek kişi olmayışımız, milyonlarca farklı etken ve olasılık olması gibi birçok sebepten tek amaca sahip olamayız. Tek amaca sahip olan her şey yok edici olur. Örneğin bireyin tek amacı para kazanmak ise asla mutlu olmayacaktır. Parayı bir amaç için istiyor olmalıyız. Örneğin, arkadaşlarla iyi vakit geçirmek, ailemize faydalı olmak. Ama günlük hayatta biz amaç olarak para kazanmayı söyler, bir yanlış yaparız. Yanlışlık basit düşünmekten, kolay cevaplara sığınmaktan çıkar. Herhangi bir şeyi en fazla yapmaya kalkmak böyle bir düşünme hatasıdır.
“Mükemmel, iyinin düşmanıdır.” — Voltaire
Bir tarlada verimi artırmak için gübre desteğini artırırsanız bir yerden sonra fazla gübre bitkilere zarar verir ve maksimizasyon minimizasyona dönüşür. Çok çalışmak çok verim getirir diye düşünüp yorularak daha az verimliliğe yol açabiliriz. Bir ilaç fazla tüketildiğinde zehre dönüşür. Reklam tanıtım içindir, ancak fazla reklam kötü tanıtıcı olabilir. Tasarruf iyidir, ancak cimrilik yaşam kalitesini düşürür.
“Bir renk tüm tabloyu kaplarsa, tablo yok olur.”
Her türlü fanatizm, idolcülük, tek fikrin esiri olmak, etiketçilik, basite indirgemecilik, tek boyutlu düşünme tünel vizyonu yaratır ve diğer şeyleri görmemizi engeller. Bazen bu kararlılık düşük bir olasılığa sahip olsa da başarı getirir. Ancak genellikle hayatta başka etkenler vardır ve çoğu insan basit cevapların maksimizasyonunda hayattaki diğer etkenler tarafından saldırıya uğrar.
“Fazla aş, ya karın ağrıtır ya baş.” – Türk atasözü
Optimizasyon Tuzağı ya da Goodhart Yasası olarak da bilinen teoriye göre bir ölçüt hedef haline geldiğinde, iyi bir ölçüt olmaktan çıkar.” Yani maksimize etmeye çalıştığın şey, gerçek amacının yerine geçer ve onu tahrip eder. Klasik örnek: hasta sayısını düşürmeye odaklanan bir hastane hasta kabul etmemeye başlar. Sonuçta amacının dışına çıkar.
“Dolup taşan bir kap, boş bir kaptan daha işe yaramazdır.” — Lao Tzu, Tao Te Ching
Tek bir kimlik ekseninde “başarılı olmak”, “en iyi ebeveyn olmak” gibi amaçlarla yaşayan insanlarda kimlik daralması ve kırılganlık gözlemlenir. Psikologlara göre sağlıklı benlik, çok katmanlı kimlikler içerir. Buna irade yorgunluğu ya da kimlik daralması denir.
Ekonomide harcanan çaba arttıkça, elde edilen ek fayda bir noktadan sonra azalmaya başlar. Yani 100 birim çabayla %90 başarı elde etmek mantıklıyken, %100’e ulaşmak için gereken ek 1000 birim çaba, hayatın diğer alanlarından çalınan büyük bir hırsızlıktır. Azalan verimler yasası olarak da bilinir. Bir nesne ne kadar çok tüketilirse, o maldan elde ettiği fayda -marjinal fayda- azalır.
Maksimizasyon optimizasyondan minimizasyondur
Bir şeyi yaparken genellikle iki temel faktörle karşı karşıyayızdır: Fayda ve Maliyet.
- Maksimum: Bir şeyi sadece miktar olarak en tepeye taşımaktır. (Örn: Bir tarlaya sınırsız gübre dökmek.)
- Optimum: O şeyin yan etkilerini veya maliyetlerini de hesaba katarak en akılcı miktarda durmaktır. (Örn: Tarlaya verimi artıracak ama toprağı zehirlemeyecek miktarda gübre dökmek.)
Maksimizasyon hedeflerken çoğu zaman minimizasyona yol açarız. Belki hedefimize ulaşırız ama fırsat maliyetinden haberimiz yoktur. Alternatif yolda dengeyi kaybettiğimizi, uzun yolda ya da büyük resimde zarara uğradığımızı fark etmeyiz.
Bir seçimin nelere mal olduğunu hiç bilemeyebiliriz. Neyin iyi olduğunu değerlendirdiğimiz değerlerimiz çevreden gelirken nasıl radikal çözümlere gidebiliriz? Optimum, yani gerekli olanı yapmak ve hayatın tamamını hesaba katmak gerekir.