Immanuel Kant Felsefe ve Filozoflar Hakkında

Paylaştıkça artar:

A. KANT FELSEFE VE KISA TANIM

kant felsefeKant felsefe hakkında ne düşünüyordu? Immanuel Kant(1724-1804) felsefe tarihini derinden etkilemiştir. Epistemoloji, metafizik etik, mantık, estetik başlıca odak noktalarıdır. Tutarlı bir sisteme sahiptir. Newton’un fiziği yasalaştırması gibi felsefeyi sağlam temellere oturtmaya çalışır. Kavramda ve görüde kesin a priori bilgi öğeleri arar. Analitik(aydınlatan) bilgi ve sentetik(genişleten) bilgi tasnifi yapar. Burada da sentetik(genişletici) bilginin a priori(önsel) olanının mümkün olduğunu söyler ve Saf Aklın Eleştirisi’nde bunun imkanını sorgular. Çalışmaları Saf Aklın Eleştirisi adlı eseriyle yeni bir döneme girmiştir. “Kritik öncesi” ve  “Kritik” dönem olarak betimlenen felsefe hayatı kendinden sonraki felsefeyi şekillendirmiştir. “Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena” adlı eserini Saf Aklın Elektirisi’nin bir özeti, önsözü mahiyetinde yazmıştır. Kritik felsefedeki arayışlarının insanlar tarafından anlaşılamaması üzerine bu prolegomenayı, önsözü hazırlamıştır. Biz Kant’ın “Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena” adlı eserinden yola çıkarak felsefe ve filozoflar hakkındaki görüşlerini çözümleyeceğiz.

B. PROLEGOMENADA FELSEFE VE FİLOZOF

kant misafirleriyle felsefeHenüz ikinci paragrafta  Prolegomena’yı “felsefe tarihini kendi felsefeleri sayan bilginler” için yazmadığını söyler. [1] Burada onun karşı çıktığı şey, kendini filozof sayan aslında felsefe yapmayan, kendi görüşlerini dikte eden kişilerdir. Onun bütün eserlerinde evrensel ve kesin olanı aradığı görülmektedir.

“Locke ve Leibniz’in denemelerinden , bu yana hiçbir olay Hume’un metafiziğe yaptığı saldırıdan daha önemli olmamıştır”[2] der. Burada   Locke ve Leibniz’in metafiziği sorgulayan ama Hume kadar önemli olmayan çalışmalarını kast eder. Hume ise olayı aydınlatmamış ancak kıvılcım sıçratarak Kant gibi filozoflarda yanmasını sağlamıştır.  Hume neden ve etkinin bağlantılılığı kavramından yola çıkmıştır. Aklın a priori olarak ve kavramlardan hareket ederek böyle bir bağlantılılığı düşünebilmesinin tamamen olanaksız olduğunu söyler.  Böylelikle metafizik mümkün değil ve a priori bilgileri de yanlış damgalanmış deneyler midir? diye sorar. Kant, hemen sonrasında Reid, Oswald, Beattie ve Priestley’i Hume’a haksızca saldırmakla suçlar.  Onlar saf düşünmeyle ilgili olan aklın doğal yapısının derinlerine inmemişlerdir. Bu eleştiriler biraz da Kant’ın onları dolaylı ve ikincil kaynaklardan okumasından kaynaklanmaktadır.

Felsefenin de güvenilir olanı a prioridir. Onun transendental idealizmi felsefe anlayışıdır. Transendental felsefe, saf aklın felsefesidir.  Pratik ve duyumla ilgili olanın tersidir. Kesin ve gerçek felsefe transendental ve saf akıldan olmalıdır.[3] Şu ana kadar böyle bir felsefenin olmadığını ve metafiziğin transendental olmak iddiası olsa da aslında böyle değildir.  Kant’ın aklın kendisinin eleştirisiyle ilgilenmekteki tek amacı transendental felsefeyi gerçekleştirmektir.[4] Eleştirel felsefe Prolegomena’da metafiziği eleştirip onu bilim olmaya davet eder. Bilim olmuyorsa da bilimlerin ve felsefenin yolundan çekilmelidir.  Metafiziğe ve nedensel olmayışa karşı olan Hume onu dogmatik uykudan uyandırmış ama uyandırdıktan sonra görünmez olmuştur. Kant onu bu yönüyle eleştirir. Aslında bahsi geçip de eleştirmediği kavram veya kişi yok gibidir. Zaten “kritik felsefe” yargıdan önce eleştirinin asli olmasını ifade eder. Filozofun görevi dış dünyaya ait bir yargıda bulunmaktan önce bunun eleştirisini yapmak, zihnin işleyişini ve limitlerini belirlemek, sağlam bir temel kurmaktır.(dmy.info/felsefe-nedir)

Bütün eser boyunca David Hume’a ciddi sayıda referans görürüz. Hume (1711-1776) deneycilik ve şüphecilikle ilgili kıta Avrupa’sından epey erken vakitlerde önermelerde bulunmuş İskoç filozoftur.   Kant’ın bu eserinde bahsettiği John Locke(1632- 1704) ile birlikte aydınlanmanın temsilcisidir. Kant’ı dogmatiklikten uyandıran filozof olarak dikkat çekmiştir.  Neden ve etkinin bağlantılılığını ona hatırlatmıştır. Bilimsel bilginin varlığında bu gereklidir. Hume’a karşı çıkılan noktalar da fazladır. Hume bilgiyi deneyle sınırlar ve deneyi aşan bilgiye olanaklı bakmaz. Kant’ta ise deney bilginin bir durumudur. Rasyonalist Kant’ın asıl amacı deney gibi değişken bilgi türleri değil, önceden içerilmiş olan ve bilgiyi genişleten sentetik- a priori bilgilerdir. Kant Hume’un şüpheciliğinden şikayetçidir de. “Şüphecilik metafizikten ve onun polissiz diyalektiğinden çıkmıştır”[5] der.

Immanuel Kant Aristoteles’in kategorileri düşüncesine katılır ve eski adlandırmayı kullanır.[6] Ancak onun kategorilerinin eksik olduğunu söyler.  Kant’ın kategorileri dört ana başlıkta on ikiye ayrılır. Sentetik ve a prioridir. Newton’un yasaları gibi mecburidir. Bilginin ön durumlarıdırlar.

kant felsefeRené Descartes(1596-1650)  bir başka atıf yapılan filozoftur. Rasyonel düşünme tarzı olarak benzerler ancak idealizmin nitelikleri konusunda Kant’ın itirazları vardır. Descartes deneysel idealizmi ve Berkeley’in mistik anlayışıyla karıştırılmaktan kaygı duyar. İdealizmi şeylerin varlığıyla ilgili değildir. Şüpheciliğiyse Descartes’ın cisimler dünyasını reddeden bir tarzda değil, duyusal tasarım, uzay ve zamanla sınırlıdır. [7] Descartes’dan ayrılmak için idealizmine eleştirel idealizm adını vermek ister.

C.SONUÇ

120px-Unter_dem_Popo-Mutter_Erde_fecSaf Aklın Eleştirisi’ni açıkayıcı bu eserde ana sorun “metafiziğin bir bilim olarak varlığı”dır. Onun büyük “kritik” projesinde daha anlaşılır bir özet mahiyetindeki bu eser Kant felsefesinin ve Alman idealizminin ana hatlarını görmek bakımından dikkat çekicidir. Onun metafiziği sorgulaması ve mümkünse bir bilim olarak kurmaya çalışması Aristoteles’in “ilk felsefe”sini hatırlatır. Varlığın ilke ve nedenlerini araştıracak bu bilim Kant’ın kurmak istediği metafizik anlayışına benzer. İnsan doğal olarak metafizik yanlara sahiptir. Sonlu var oluşu güvence altına alma isteğinden maddenin ötesine dair yargılar türer. Dolayısıyla metafizik filozofun mecburi konularındandır. O, a priori olarak saf felsefeyi kurma hareketinde anlama yetisini konu edinirken “metafizik” bulgulara rastlar. Neyi bilebilirim, Neyi yapmalıyım, Ne umabilirim, gibi aşkın olmayan sorularla da soruşturmalarını sürdürür. Rastlantısallığa ve sınırsız şüpheciliğe karşı çıkar. Felsefeyi tüm bilgilerin temeli olacak şekilde yasalaştırmak ister. Prolegomena’da da bu isteğin metafizikle ilgili anlaşılmayan taraflarını analiz etmesini görürüz. Eleştiri felsefesinin önsözünde felsefeye evrensellik katmak ve onun metafizikle bağlarını ortaya serme amacı vardır.

Kaynakça


[1] Immanuel Kant, Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena, Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları, 2002, s.3
[2] Immanuel Kant, Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena, Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları, 2002, s.5
[3] Immanuel Kant, a.g.e. s.28
[4] Immanuel Kant, a.g.e. s.76
[5] Immanuel Kant, a.g.e. s.105
[6] Immanuel Kant, a.g.e. s.75
[7] Immanuel Kant, a.g.e. s.43

Alıntılar

İnsanlığı kendinde ve başkalarında bir araç olarak değil, bir amaç olarak görecek gibi davran .
Dünyanın içinde ya da dışında , iyi niyetten başka hiçbir şey şartsızca iyi olarak algılanamaz.
Zaman kendi başına varolan bir şey değildir (…) Öyleyse zaman bizim (insan) görülerimizin sübjektif koşuludur. (…) ve bundan ötürü süjeden ayrı ele alınırsa kendi başına bir hiçtir.
Savaş için silahlanmış devletler, filozofların sürekli barışı mümkün kılacak koşullar hakkındaki kurallarını göz önünde bulundurmalıdırlar. Kant, Ebedi Barış Üstüne, Bölüm: Sürekli Barışın Gizli Maddesi
İki şey, üzerlerine sık sık eğilip ısrarla düşünülürse, insanın ruhsal yapısını hep yeni, hep  artan bir hayranlık ve korkunç saygıyla dolduruyor: üzerimdeki yıldızlı gök ve içimdeki  ahlak yasası. Immanuel KANT, Pratik aklın Eleştirisi- Sonsöz TFK, Yayınları Ankara 1994 s.174
“Eğitimle kişilerde aydınlanmanın temelini atmak kolaydır; ne var ki genç insanları böyle düşünmeye erkenden alıştırmak gerekir. Buna karşın tüm bir dönemi aydınlatmak uzun bir zaman gerektirir; çünkü böyle bir eğitime engel olan ya da onu zorlaştıran bir sürü dış engel vardır.” Immanuel KANT, Was heißt : sich im Denken orientiren? 1786
Devletlerin birbirleriyle münasebetlerinde akla uygun tek yol, tek tek insanlar gibi, vahşi ve başıboş hürriyetlerinden vazgeçerek umumi kanununların müeyyidesi altına girmek ve daima gelişerek sonunda bütün dünya milletlerini kucaklayacak bir milletler devleti (civitas gentium) kurmaktır. Immanuel Kant , Ebedî Barış Üzerine Felsefî Bir Deneme,

Yorum Yapın