Sokrates hakkındaki bilgilerimiz başta öğrencisi Platon olmak üzere Ksenofon, Aristofanes, Laertius ve Aristoteles gibi ikincil kaynaklardandır. Sokrates felsefesini yazmak yerine insanlarla tartışarak bir yaşam biçimi olarak benimseyerek yapmıştır. Ayrıca felsefeden para alınamayacağını, erdemin böyle bir alışverişle verilemeyeceğini söylemiştir. Günümüzde bilinen ve aşağıda aktarılan Sokrates imajı Platon’un eserlerinde kurgusal diyaloglar aracılığıyla yansıttığı Sokrates karakterine dayanır. Ayrıca Sokrates ve Platon’un görüşleri birbirinden ayrıştırılmaz bileşke bir karakter olan Sokrates aracılığıyla dile getirildiği ve Platon bu diyaloglarda konuşmadığı için iki filozofun felsefesi benzerdir.
- Sokrates’in hayattaki gayesi insanların bilmedikleri halde bildiklerini söylemelerine meydan okumaktı. “Sen biliyor musun peki” diye sorulduğunda ise “ben bilmediğimi biliyorum” derdi.
- Para veya prestijden daha önemli olanı iyilik ve güzellik(en iyi anlamında) vurgusu yaptı. Kişisel görüşlerin ve görünüşün karşısına sosyal fonksiyonu koyarak bedene karşı da ruhu(psyche)- karakteri(akıl ve ruh) geliştirmek gerektiğini savundu. Çünkü insan doğasının en belirgin yanı akıldır. Bu da reflektif, yani yaptıklarını ve kendi bildiklerini düşünmek demektir. Ruh(psyche)’u akıl ve ruh anlamında kullanır. Burada bilgilenmenin aynı zamanda daha iyi bir insan olmak olduğu çıkarılabilir.
- İyi ve güzel ona göre ruha iyilik ve ruha güzellik verendir. İnsan olarak kendi ruhumun refahını artırmam için insan olan tarafımızı, yani bizi ayırt eden aklımızı kullanarak bilmekle ilgili sorular sormalıyız. Ben kimin, kendimi biliyor muyum; devlet nedir, adalet nedir; yani benim içinde bulunduğum diğer “ben”ler nelerdir gibi sorular sorar.
- Sokrates’e göre şair, politikacı, vaiz gibi söylemlerinde bilgili gibi görünen kimseler sorguya alındığında bir şey bilmedikleri ortaya çıkmaktadır. Sadece zanaatkarlar bir çeşit bilgiye sahiptir, ancak onlar da bilgilerini sorgulamadıkları için bilinçli değillerdir.
- Problem bilmediği halde bildiğini söylemektir. Sokrates ise bilmediğini bilmektedir. Savunmasında Delphi Kahini’ine “Yunanistan’da Sokrates’ten daha bilgesi var mıdır?” diye sorulduğunu, kahinin de “yoktur” dediğini aktarır. Çünkü Sokrates bilmediğinin farkındadır. Ona göre de zaten birey bilemez, bildiğini sanır ve bununla sorgulama yoluyla mücadele etmelidir. Hatta hayatını kahinin bu sözünü keşfetmeye ve daha bilge birini bulmaya adar.
- “Sorgulanmayan hayat yaşanmaya değer değildir.” diyerek sorgulamanın, tartışmanın önemine dikkat çeker. Felsefe tartışılan şeylerin detaylı bir şekilde incelenmesi ve bunu yaparken bir konuşmacı ya da bir tarafın çıkarına değil ortak bir hakikat çabası içinde birbirini sorgulayarak diyalog kurulmasıdır.
- Tüm sorunlar için çözüm sorgulamak, yani kendi kanılarımızı sorgulamak ve eleştirmek olmalıdır. Böylece ruhumuz kuvvetlenir. Belki arzularımızı ve aradıklarımızı bulamayız(önceki isteklerimiz yanlış olabilir), ama kesinlikle daha değerli hayatlara erişiriz. Sorgulandıkça, sınandıkça değerleniriz.
- Her şeye kadir tek tanrı inancı vardır, dönemin insan biçimli tanrılarını eleştirir. Kamusal alanda onların ritüellerini sürdürmüş, ancak felsefe olarak tek tanrıya inanmıştır.
- Erdem ahlakını merkeze alır. Yani önemli olan karakteri geliştirmektir ve ona bakmak gerekir. Kendisinden önceki doğa filozoflarının aksine insana bakmak gerektiğini düşünmüştür.
- Kötülük bilgisizlikten kaynaklanır, bilerek kötülük yapılmaz. Yanlış bir yargı sonucu kötülüğe saplanmamız yüzündendir, anlamadığımız bir iş yapmışızdır. Yani bir katil kendisi veya başkaları için “iyi” olduğunu sandığı bir iş yapmış ve iyiyi yanlış tanımlamıştır.
- Nedir? sorusu en önemli sorudur. Bilgili olmak ve erdemli olmak tartıştığımız şeyin ne olduğunu bilmekle mümkündür. Sokrates bir şeyin ne olduğunu tartışırken onun neyin içinde yer aldığını ve onun içinde nelerin yer aldığını da tartışmıştır.
- Kendini denetlemek, kendini sınırlayabilmek daha mutlu bir hayata götürür. Zira arzularıyla sürüklenen ve kendini sınırlamayan birey başka şeylerin esiri olacaktır. Geri durabilmek bir anlamda kendi klasmanını yaratıp onda en mutlu olmak demektir.(Önceki yazılarda bahsettiğimiz nesne değil özne olmakla alakalı bir durum)
- Sokrates’e göre iyinin bilgisi doğuştan içimizde vardır. Bir şeyin hakikatini öğrenmek de o hakikatin hatırlanması gibidir. Ruh bu dünyada kafa karışıklığına düşmüşse de ona sorular sorarak yönlendirip onda zaten bulunan doğruyu doğurtabiliriz.
- Gerçek karakter bedende değil ruhtadır. Refah ve zenginlik ruhun zenginliği olmalıdır. Sokrates insanların ruhlarını zenginleştirmeye çalışarak ruh doktorluğu gibi ilahi bir görevi yerine getirdiğini düşünür.
- Felsefeyi ve alanlardaki uzmanlıklarını para için yapan ve ikna etmeyi arete(erdem)’in önüne koyarak bilgiyi araçsallaştıran sofistlere karşı tekne(irfan) bilgisini ve nasıl davranılması gerektiğinin bilgisini savundu. Ona göre tekne pratik bilgiydi ve sofistler bundan para kazansalar da ders verdikleri insanlar kötü sonlarla karşılaştıkları için bilgilerinin pratik uygulamasını yanlış yapmışlardı.
- Platonik diyaloglarda Sokrates’in rakipleri genellikle net olmayan, yanlış tanımlara sahiptir ve konuştukları kavramların ne olduğunu bilmezler. Sokrates rakibinin kendi kendine doğruya ulaşmasını sağlamak ve ona cevabı vermek yerine kendi mantıksal tutarsızlıklarını görüp doğruyu kendi doğrusu olarak bulmasını sağlamak ister.
- Bilge bir kişi bedensel zevklere çok az ilgi gösterir; Amacı, ruhu bedenin bozulmalarından kurtarmak ve daha yüksek, daha asil ve daha kalıcı şeylere odaklanmaktır.
- Filozofun görevi aklı kullanarak ideal formları bulmaktır. Sadece filozoflar doğanın ve ahlaki değerlerin gerçekliğini kavrayabilir. Başkalarının sırt döndüğü aydınlığa yönelenlerdir.
Ayrıca bakınız
https://www.dmy.info/category/felsefe-tarihi/
Kaynakça
- Douglas J. Soccio, Archetypes of Wisdom: An Introduction to Philosophy, Cengage, 2015.
- https://people.brandeis.edu/~teuber/philnotes.html#Why