Halk Hikayesi Nedir?

Halk hikayesi gerçek veya hayali olayların nesilden nesile aktarıldığı sözlü anlatıdır. Halk hikayeleri toplumun benliğini anlamada önemlidir. Yazı yokken kültür sözle aktarılmaktaydı. Toplumun temellerinin sözlü anlatılarda ve onun önemli bir ögesi olan halk hikayelerinde olduğunu anlayabiliriz. Televizyona bakıp çöküşümüzü görebileceğimiz gibi, halk hikayelerine bakarak kuruluşumuzu görebiliriz.

Artık halk hikayelerinden uzaktayız. Telif hikayelerden bile uzaktayız. Teknoloji çağında edebiyatın görsel hallerini yaşamayı tercih ediyoruz. Hatta yaşamamaya doğru gidiyoruz. Her şeyin makinelere teslim edildiği dünyada, insan sanal şekilde vücut bulabiliyor. Sanal tüketimden sıyrılarak temellerimize göz atmalıyız. Temelimizde hayat var. Canlılık ve doğa bizim özümüz. Ne kadar reddetsek de biz bir organizmayız ve hayat organizması içindeyken onu reddetmemizle garip kaçmaktayız.

Bu durumu en çok kültürden kopuşla görebiliriz. İnsan doğaya yabancılaştığı gibi kendine de yabancılaşmıştır. Yabancılaşmayı gidermek için doğaya karışmalı, doğal eserler olan hikayeleri dinlemeliyiz. Bu hikayelerde insanlığı görebileceğimiz gibi, sorumlusu olduğumuz kendi kültürümüzü tahlil edebiliriz. Sonraki yazımızda Türk halk hikayeleri aracılığıyla insanımızın bir tahlilini yapacağız. Bundan önce kuramsal bir çerçeve çizmeliyiz.

Halk Hikayesi Tanımı

Şükrü Elçin’ê göre Arap dilinde başlangıçta “kıssa” ve “rivayet” olarak düşünülen, sonraları “eğlendirmek maksadı ile “taklid” manasında kullanılan “hikâye” deyimi, gerçek veya hayali bir takım olayların, maceraların hususi bir üslupla, sözle nakil ve tekrarı demektir. Boratav’ a göre halk hikâyesi, ‘destan’ dan sonra ortaya çıkmış, nazım-nesir karışımı bir özellik sergilemektedir. Alptekin’e göre “göçebelikten yerleşik hayata geçişin ilk mahsullerinden olup; aşk, kahramanlık vb. konuları işleyen; kaynağı Türk, Arap-İslam ve Hint-İran olan, büyük ölçüde aşıklar ve meddahlar tarafından anlatılan nazım-nesir karışımı anlatmalardır.[1]

Halk hikayeleri iki kısımdan oluşur. Manzum(şiir) bölümünde halk şiirinin değişik türlerinden divani, tecnis, tekerleme, koşma, muamma okunur. Fasıl olarak da bilinir. 2. bölüm mensur(düzyazı) kısımdır. Bir döşeme(tekerleme) ile başlayan bu kısımda güncel olaylar işlenir. Hal hikayeleri kaynak bakımından yaşanmış olaylar, klasik manzum hikayeler ve aşıkların hayatı kaynaklı hikayeler olarak ayrılır. Fuat Köprülü Türk hikayelerini İslam, Eski Türk ve İran’dan gelen din dışı konular olarak 3’e ayırmıştır. Türk halk hikayelerini ilk defa Ignacs Kunos sınıflandırmıştır. İlk bilimsel çalışma ise Pertev Naili Boratav’a aittir. Türkiye’de çalışma yapan diğer bazı isimler: Ali Berat Alptekin, Fikret Türkmen, Ali Duymaz, Ensar Aslan, Muhan Bali, İlhan Başgöz sayılabilir.

Halk Hikayeleri İnceleme Yöntemleri

Tarihi Coğrafi Fin: Amacı ilk metne ulaşmaktır. Metinlerin varyant(türev)’larının tarihsel ve coğrafi dağılımını arar. Epizot ve motifleri inceleyerek hikayenin ilk halini araştırır.

Yapısalcı Halkbilim: Raglan’a göre sözlü kültürdeki kahramanların ortak özellikleri vardır. Yirmi iki başlıkta kahramanlar incelenebilir. Propp’a göre kişilerin isimleri değişse de, eylemleri hep aynıdır. Levi Strauss’a göre birbirinden bağımsız gibi duran kültürel ögeler aslında paraleldir.

Halk hikayelerinin girişlerine aslında olmayan parçalar eklenebilir.Kalıplaşmış sözlere sıkça yer verilir. Efsane, dua ve atasözlerinden yararlanılır. Genel olarak aşk konusu işlenmiştir. Tarihle ilişkisi olması muhtemeldir. Hikaye kahramanları genellikle ailenin tek çocuğu olup, olağanüstü şekilde dünyaya gelmiştir. Anlatıcılara hekatçı, meddah, aşık denir. Hikaye kahramanlarının en büyük yardımcısı Hz. Hızır’dır.  Halk hikayeleri genellikle mutlu sona sahiptir.

Ayrıca Bakınız

Kaynakça

Yorum Yapın