Halkbilim Nedir

Paylaştıkça artar:

Halkbilim Nedir?

Halkbilim(İngilizce: “folklore”) terimi ilk kez William Thoms tarafından kullanılmıştır. Halk edebiyatı halk ürünlerini inceyelecek bilim dalına folk(halk) +lore(bilim) denmesini önermiştir. 1846’dan bu yana Avrupa’da kabul görmüş bir bilim dalıdır. Bir ülke ya da bölge halkının maddi ve manevi alandaki kültürel ürünlerini konu edinen, bunları kendine özgü yöntemlerle derleyen, çözümleyen, yorumlayan ve bireşime varmayı amaçlayan bilim dalıdır. Budunbilim(etnoloji), ruhbilim(psikoloji), sosyal ve kültürel antropoloji, edebiyat, dilbilim, dinbilim, tarih, sanat tarihi, coğrafya, tıp, hukuk vs. bilimler ile yakın ilişkidedir. Ayrıca bakınız: dmy.info/mitoloji-felsefe-iktidar-iliskisi

Alan Dundes’e göre halk: en az iki ortak faktörü paylaşan bir gruptur. Bu faktörün ne olduğu önemli değildir. Bundan daha önemlisi, bu grubun kendine ait kabul ettiği bir geleneği sahip olmasıdır. Belki bazı gelenekleri paylaşan herhangi bir grup halk olarak adlandırılabilir. Bu grup bir aile kadar küçük, bir millet kadar da büyük bir kitle olabilir

Kısaca Tarihi

Türkiye Dışında

lakhe-halkbilimHeredot’un Yunanistan, İran, Mısır ve Sicilya’da yaşayan İnsanların halk kültürleriyle ilgili bilgiler verişi, coğrafyacı Strabon’un yazılarında gezip gördüğü yerlerdeki halkların kültürlerine deyinişi, Arap gezgin İbn-i Batuta’nın gezi notlarında halkın gelenek ve görenekleriyle ilgili bilgiler verişi halkbilimsel çalışmalardır. Ancak sistematik bir çalışmadan ancak 19. yüzyılda söz edilebilecektir. Bilim olması ise bundan daha sonradır.

18. yüzyılın sonunda, Alman Herder halk türküsü, halk inanması, halk ruhu gibi çalışmalar yapmıştır. Finlandiya’da Ellios Lönrat’ın ilk çalışmaları ve Grimm Kardeşlerin halk masallarını bilimsel bir titizlikle ele alışı, halkbilimin başlangıç tarihi olarak kabul ettiğimiz 1846’dan önceki en önemli çalışmalardandır. Londra’da yayımlanan Atheheum adlı derginin 22 Ağustos 1846 tarihli sayısında William John Thoms’un Ambros Morton  takma adıyla yayımladığı bir yazısında o güne kadar  Popular Antiquities denilen ürünlere  Folklor  adının konmasını önermesiyle bilimsel alanda halkbilim çalışmaları başlamıştır.

1878 yılında  İngilizlerin Londra’da  Folklore Society adlı bir folklor derneği kurmalarıyla önce Avrupa’da daha sonra da bütün dünyada halkbilim üzerine yapılan çalışmalar hızla yayılmaya başlamıştır. H alkbilim, İsveç, Norveç, Danimarka ve Hollanda’da önemle ele alınmış, 1872’de  Arthur Hazelius İsveç köylüsünün gelenekleriyle  ilgili olarak giyim kuşam ve araç gereçlerini toplayıp arşivlemiş, halk kültürü ürünlerinin kaybolup gitmesini önlemiştir. Rusya’da Moskova Üniversitesi Türkologlar için büyük önem taşıyan  Etnografiçeşki Obozijenie  adlı bir dergiyi 1899’da çıkararak Asya halk topluluklarıyla ilgili halkbilim malzemeleri yayımlanmıştır.

Finlandiya’da Kalevela destanını toplayan Ellios Lönrot’tan başka Fin halkbilimi ile ilgili önemli çalışmalar yapanlar olmuş, bu çalışmalar özellikle 1901’den sonra yayımlanan  Forçhunden dergisinde Fin-Ugur kavimleri ile Türklere ve diğer Altay kavimlerine dair önemli araştırmalar yayımlanmıştır.   Çalışmalar çoğaldıkça bu çalışmalar sistemli bir biçime sokulmuş, her teori doğal olarak yöntemini de birlikte getirmiştir. Antti Aarne ve Stith Thompson’un 6 ciltlik  Motif Index of Folk-Literature (Halk Edebiyatı Motif Dizini) adlı eser halk edebiyatındaki temel unsurları ayrı ayrı ele alarak motiflerine göre sınıflandırmış bu alandaki en sistemli çalışmalardan birini ortaya koymuştur.

Türkiye’de

Halka Doğru adlı dergide Halk Medeniyeti-1 Başlangıç(1913) başlıklı yazıda Ziya Gökalp(1876-1924) folklor terimine karşılık “halkiyat” demiştir. Mehmet Fuat Köprülü(1890-1966) İkdam Gazetesi’nde Yeni Bir İlim Halkıyat- Folklore adlı yazıda halkbilimin ulusallığın gelişmesinde gerekli olduğunu, yöneticiler için de önemini belirtir. Ayrıca, Avrupa’da ne kadar ileri düzeyde olduğunu, bizim haberimizin bile olmadığını da söyler. Rıza Tevfik Bölükbaşı(1868-1949) Peyam Gazetesi’nde Folk-lor(1914) başlıklı yazıda halkbilim tanımını verip ortak halk edebiyatı ürünlerinden bahsederek Türk atasözlerinden örnekler sunar. 1927’de Anadolu Halk Bilgisi Derneği kurulur.  Bu dernek Halk Bilgisi Haberleri ve Halk Bilgisi Toplayıcılarına Rehber adlı yayınlar yapar.

1938-1948 arasnda Pertev Naili Boratav öncülüğünde Ankara Üniversitesi DTCF’de öncü çalışmalar yapılmıştır. İlhan Başgöz Türkiye’de öncü çalışmalar yürütmüş, sonrasında ABD.de çalışmalarını sürdürmüştür. Orhan Acıpayamlı halk hekimliği, Nermin Erdentuğ evlenme, S. Veyis Örnek halk inançları, Metin ve Özdemir Nutku tiyatro, Tahir Alangu tarihçe ve yöntem konularında temel çalışmalar yürütmüştür.1932 yılında kurulan Halkevleri derleme, tarama ve kılavuzluk açısından önemli bir yere sahiptir. 1966 yılında kurulan Milli Folklor Enstitüsü seminerler ve kaynak çalışmaları ile bilinir. 1973’te Ankara’da 1. Uluslararası Türk Folklor Semineri, 1975’te İstanbul’da 1. Türk Folklor Kongresi düzenlenmiştir.

Neden Halkbilim

Osmanlıda Felsefe Filozoflar Felsefeciler Baha TevfikNeden Geri Kaldık diye sormuş, iletişimsizliğe işaret etmiştik. Kişi kendinden başlayan bir duyarsızlıkla, sorulara yanıtsız kalmaktaydı. Bireyden topluma giden bir iletişim eksikliği ve merakın köreltilmesi toplumumuzu batı karşısında geride bırakmıştı. Toplumun kendi ile iletişimi de halkbilim çalışmalarıydı. Aydınlar halka inememiş, kültürün temeli olan sıradan insan anlaşılamamıştı. Avrupa kendini merak ederek, temelden itibaren yüksek bir bina kurmuştu. Bizde ise tam tersi bir durum söz konusuydu, iktidar mücadelesi verilirken toplum cahil kalmıştı. Yöneticilerin sıradan insanı merak etmemesi, yönettiği halkı tanımaması ve halkın da merak etmemesi sonucunda yenilikler keşfedemedik, uyum sağlayamadık.

Bilim ve felsefenin belki de en büyük ocağı olan Almanya, halkbilim denilen halka inme çabasıyla doğmuştur. Grimm Kardeşler ve Herder gibi halk kültürünü işleyen edipler bu ulusun oluşmasında temel etken olmuştur. Toplumun oluşması ülkü birliği gerektirmiş, insanların ortak yanlarını gündeme getiren halkbilim bu yönde en yararlı uğraş olmuştur. Halkbilim kuramları arasında tüm halk anlatılarının tek kaynaktan çıktığını savunanlar vardır. Gerçekten de insanlığın ortak kökenine vurgu yapan, bizi bizden haberdar eden önemli çalışmalardır.

Basit insanı anlamadan, üzerine kurulduğumuz temelleri bilmeden toplumun geleceğini oluşturamayız. Tüm halkların kültürünü araştırmak, unutulmamasını sağlamak bizim insanlığa borcumuzdur. Birey, başkaları ile işbirliği ve iş paylaşımı yaptığı için birey olmuştur. Bunu halk yaşantısında görmek ve bizi toplum yapan, bir araya getiren ortak değerleri keşfetmek için “halkbilim” herkesin ilgilenmesi gereken temel bir bilimdir.

İleri Okuma

Ayrıca Bakınız

Kaynakça

Yorum Yapın