“İnsan en çok, kendisini terk etmeyeceğini düşündüklerine sınır ihlali yapar.”
→ Bowen, Family Therapy in Clinical Practice (1978)
Çevremizdeki bazı insanlar başkasına yapamayacağı davranışı bize gösterirler. Başkasına suskun, bize boşboğaz olabilirler. Evde aslan, dışarıda kuzu dediğimiz bu durum genelde güvenli alan patlaması olarak bilinir. Risk olmayan yerde limitleri zorlamaya daha çok eğilimliyizdir. Ancak bu limitler bazen karşı tarafın sandığı kadar geniş değildir.
Güvenli alan patlaması örneği
Ali, kardeşleriyle son buluşmasında başkasına yapmayacağı şakaları onlara yapar. Şakadan çıkıp sert ifadelerle onları eleştirir. Kendisine yapıldığında köpüreceği davranışların sakin karşılanmasını umar. İç grup–dış grup ayrımı yaptığı için yakınlığa güvenip saygısızlaşır; çünkü aralarındaki bağın kopmayacağını düşünür ve farkında olmadan duygusal sınır ihlali yapar. Aynı Ali, dışarıda insanlara karşı bambaşka biridir: iş arkadaşlarıyla konuşurken bir sosyal maske takar, ölçülü ve naziktir, kimseyi incitmemeye özen gösterir. Sonuçta Ali, toplum içinde düzgün davranmayı başarırken, insanın en rahat sevdiklerine kötü davranması dediğimiz çelişkiyi kardeşleriyle yaşar.
“Saygının azaldığı yer çoğu zaman sevginin değil, cezasızlığın alanıdır.”
→ Bandura, Moral Disengagement
Güvenli alan patlamasının sebepleri
Ali’nin sergilediği bu tutum, psikolojik mekanizmaların karmaşık bir birleşimidir: Ali, dış dünyada kabul görmek ve toplumsal statüsünü korumak adına sosyal bukalemun gibi çevresine uyum sağlar ve yoğun bir onay arayışı içinde “mükemmel” karakteri oynar. Ancak gün boyu sergilediği bu aşırı otokontrol, eve döndüğünde yerini güvenli alan patlamasına bırakır; çünkü Ali, ailesinin ve kardeşinin kendisini her koşulda kabul edeceğini bildiği için duygusal filtresini tamamen indirir.
“Kişi, ancak kendi sınırlarını belirlediğinde başkaları için gerçekten var olur.” Viktor Frankl
Dışarıdaki aslan ve patlamanın temelleri
Ali okulda ya da sosyal çevresinde yaşadığı stres ve bastırılmış öfkeyi, asıl muhataplarına yansıtamadığı için yer değiştirme savunma mekanizmasını kullanarak bu negatif enerjiyi kardeşine boşaltır. Tüm bunların üzerine, sınırlı aile ilgisini paylaşmak zorunda olduğu kardeşiyle yaşadığı kronik kardeş rekabeti de eklenince, Ali dışarıdaki yabancılara karşı son derece nazik bir “kuzu” profili çizerken, evde kendi kanından olan kişiye karşı acımasız bir “aslan” kesilir.
Ali’nin sinir sistemi dışarıda gün boyu karşlaştığı tehlikelerden sonra evin rahatlığında güvene ulaşıyor. Ebeveyninin denetiminde kum havuzuna girmiş gibi deneme- yanılma şeklinde kontrolsüz davranışlara başlıyor. Dışarıda tüm tehlikelerin ve sınırlamaların kuralları ve normları arasında sıkıştıkktan sonra bir anda komfor alanına giriyor. Hayatta kalma modundan çocukluğa geçtiği için de çevresini dağıtmaktan geri durmuyor.
Ne yapalım?
Sınırlarını bilmeyen insanlara sınır çekmek onları üzse de sonraki hayatlarında sınır bilmeleri onlara mutluluk getirecektir. Güvenli alanda daha çok hareket imkanı normal olsa da yetişkin hayatında davranış standartlarına uyulmalıdır. İnsanların üzülmelerine engel olmak yerine “olması gereken” davranışa odaklanmak gerekir. Standartlardan ayrılan kişiyi standarta geri çekecek ebeveyn anlık değil uzun vadeli mutluluk sağlar. Arkadaş, akraba veya diğer iç grup bileşenleri sınır konulduğunda darılıyorsa zaten o kadar da iç grup değil demektir. Neden hep bir taraf vermek zorunda? Karşı tarafın lakayıt davranışlarına katlanan bireyler karşı taraftan sınırlarına katlanılmasını talep edebilir.
Evde aslan, dışarıda kuzu dediğimiz davranışa sınırları belirleyerek karşı durabiliriz. Sınırlarımızda ısrar eder ve yedi- sekiz kere tutumumuzu sürdürürsek karşı tarafın sınıra alışacağını göreceğiz.
Her insan kendi başına mutlak bir amaç olarak saygı görmelidir; ve onu yalnızca dışsal bir amaca hizmet edecek bir araç olarak kullanmak, insan olarak sahip olduğu onuruna karşı işlenmiş bir suçtur. Immanuel Kant