hayat boşluğu

Hayat Boşluğu

Kendinizi bir boşlukta bulduğunuzu hayal edin. Oraya kendiniz gitmediniz, kendinizi orada buldunuz. Bu boşlukta varsaydığınızın dışında zaman ve mekan dahi yok. Bomboş bir şekilde duruyorsunuz. Hiçbir şey, hiçbir hareket yok, siz yapmadıkça. İşte bu boşluğa hayat diyoruz.

Boşlukta ne yapıyoruz? Yani hayatta ne yapıyoruz? Hayatta yaptıklarımız kendimizi bulduğumuz bu boşlukta yaptıklarımızdır. Bu boşlukta insanlık olarak doğaya, birey olarak da doğaya ve onun içinde kendine has doğasıyla topluma doğuyoruz. Herkes bomboş bir hayata doğmuyor, bize verilen hayatlar var. Ancak dış koşulların ürünü olmak elimizde değil ve bize kalan, kendimizin oluşturduğu tarafı “hayat boşluğu” kavramı ile vurgulayabiliriz.

hayat boşluğu

Bu düşünce deneyi hayatı nasıl gördüğümü anlatırken verdiğim bir örnektir. Bu boşluk sadece bir düşünce deneyi değil bir duyu- algı sorunudur. Durup dururken “Burada ne işim var” diye düşünmeye sebep olur. Bu durumu tasavvur etmeniz için kendinizi bir boşlukta bulmalısınız. Bomboş bir yerde bulunmak garip değil mi? İşte çoğu zaman böyle hissediyorum. Eminim başka hisseden de vardır. Yani hayatta ne yapıyoruz? Şu an burada olmak ne kadar garip! gibi hisler bunlar. Tecrübe tam olarak anlatılamaz, ortak duygulara benzetilir, bu da yavan bir çağrışım oluşturur, aynen bu yazı gibi.

Dayaklı Gülmece

Düşünce deneyini ilerletelim. Hayata bakışım “burada ne işim var iken” diğer insanları dayaklı bir gülmece içinde görüyorum. Şöyle ki: Sizi bu boşlukta çok eğlendiriyorlar; ancak eğlendirirken de dövüyorlar. Hayat dayaklı bir gülmeceden ibaret.

Kendinizi boşlukta buldunuz. Sonra sizi eğlendirmeye başladılar. Sebepsiz, ama gülmek iyidir diyerek eğlenmeye başladınız. İşte bir yandan da dövüyorlar, ama siz gülmeye odaklandığınız için dayağı hissetmiyorsunuz. Dayağın bağlamı eğlence olunca onu da eğlenme sanıyor olabilirsiniz. İster bağlam deyin ister kendini kandırma, hayat acılarıyla oynayanların keyif alabildiği bir yerdir.

hayat boşluğu

Acı da aslında bağlam sorunudur. Spor yaparkenki yorgunluk işkence gibidir, ama bağlamı spor olunca keyif olarak algılanır. Hayatın bağlamı da kendinizi kandırdığınız ölçüde eğlencedir. Kendinizi kandırmıyorsanız, kandıramıyorsanız boş bir yer haline gelir.

Acı Hayat

Hayatın bireye kalan kısmına boşluk demiştik. Bu boşluk dış koşulların ürünü olan bireyin kişilikteki payıdır. Küçük bir orandır, ama sizin tecrübenizi belirler. Bu boşluk, hayatın kişisel yanı, yukarıdaki örneklerle anlaşılır. Bir de toplum açısından bakalım.

Boşlukta adaletsiz bir yaşama girmeniz sağlansın. Hem boş bir hayata geliyorsunuz, hem de açlıkla mücadele edeceksiniz. Bu deliliği kim kabul eder? Biz. Tam olarak böyle bir dünyadayız ve halen yaşıyoruz.

Hayatın çoğu dış koşulların ürünüdür. Hiçbir zaman panik yapmaya gerek yoktur. Üzülmek ve acı işarettir, kaçınmamak gerekir. Ama sadece size oluyor sanmamalısınız. Böyle şeyler “size olmuyor”, sadece “oluyor.” Kişisel taraf hayat tecrübesini belirler demiştik ya siz de nereye odaklanırsanız öyle hissediyorsunuz. Dayak tarafına odaklanırsanız hayat acı, gülmece tarafına odaklanırsanız hayat eğlencelidir. Emin olun herkes için böyledir.

Hayat tecrübelerini yargılamak kimsenin elinde değildir. Dış koşullar yargılanabilir, ancak kişisel hayat tecrübesi dışarıdan anlaşılamaz. Süpriz son istiyorsanız buyurun: asıl hayatı fakirler yaşar. Proleteryanın isyan etmemesi de buna bağlıdır. Kişisel tecrübeyi herkes anlayamaz. Filozofların isyana çağırdığı işçiler patronun yanında kalır. Çünkü kimsenin hayatını bilemezsiniz, işçi kişisel tarafta patrondan daha kazançlıdır.

Boş Yapmak

hayat boşluğu

Bazen boşluğa isyan edip neden geldiğimizi soruyoruz, ama kendimiz gelmiyoruz. Bazen bazı nesnelere bağlanıyoruz, bazı anlamlara saplanıyoruz; ama hepsi boşluktaki boş uğraşlarımız. Boşluğa o kadar kapılmışız ki uydurmalarımız bizi ele geçiriyor. Ne var ki uydurmadan başka bir varlık da bulunmuyor. Boşluğa hayat, boş işlere yaşamak diyoruz. Mutluluk dayağı eğlence sanmak, adalet ise adaletsizliği kabullenmek.

Yorum Yapın